Social Icons

Pages

Han etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Han etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sultan İbrahim Han

Posted by Adsız On 1.03.2010 0 yorum



Sultan İbrahim Han
Babası : Sultan I. Ahmed
Annesi : Kösem Sultan (Mahpeyker)
Doğduğu Tarih : 4 Kasım 1615
Padişah Olduğu Tarih : 9 Şubat 1640
Tahttan İndirildiği Tarih : 8 Ağustos 1648
Öldürülmesi : 18 Ağustos 1648

Sultân I. Ahmed’in Mahpeyker Kösem Sultân’dan 1615 yılında dünyaya gelen çocuğu olan I. İbrahim, 24 yaşında 1640 yılında ağabeyi IV. Murad’ın vefatından sonra tek Osmanoğlu olarak tahta oturdu. Kendisinden başka Osmanoğlu mevcud değil idi. Maalesef, kendisi diğer Osmanlı Padişahları derecesinde tahsil ve terbiyesini tamamlamamıştı. Zira hayatını zindan gibi olan kendi dairesinde geçirmiş; dört ağabeyinin idamını bizzat yaşadığı gibi, II. Osman ve IV. Murad zamanlarında olan acı olayları da bizzat yaşamıştı. Bütün bunlar, vücudunda bazı arızalara ve hatta tarihçilerin nakline göre şiddetli bir migrene yol açmıştı. Kendisini tahta davet eden ulemâ, devlet ricali ve Vâlide Sultân’a mütereddit bir sima ile bakan ve saltanatta aslâ niyeti olmadığını ifade eden Sultân İbrahim, tahta oturduktan sonra da, “Elhamdülillah, Ey Rabbım! Benim gibi zayıf bir kulunu bu makama layık gördün. Saltanat günlerimde milletimi hoş hal eyle ve birbirimizden hoşnûd eyle” diye dua etmiştir.

Sultân İbrahim, lehinde ve aleyhinde olmak üzere iki durumla karşı karşıyaydı. Lehinde olan durum, dürüst ve ciddi bir devlet adamı olan Kemankeş Kara Mustafa Paşa’nın veziriazam olmasıydı. Şeyhülislâm Yahya Efendi’nin de yardımlarıyla, aleyhlerindeki bütün tahriklere rağmen, I. İbrahim’in ilk yıllarında devlet idaresini epeyce rayına koymuştur. Hazinenin gelir-gider muvâzenesini muhafazaya çalışmış; sikke yani paranın değer ayarlamasını düzene sokmuş ve devlete ciddiyet getirmeye çalışmıştır.

Maalesef, başta Vâlide Sultân olmak üzere, bir kısım ehliyetsiz devlet adamlarının tahriklerine kapılan Sultân, Kemankeş Kara Mustafa Paşa’yı 1644 yılında idam ettirmiştir. Bir ay sonra Şeyhülislâm Yahya Efendi’nin de ölümü, devletin kadınların, ağaların ve ehliyetsiz kişilerin eline geçmesine sebep olmuştur. Bunun en acı misâllerinden birisi, zaten yetişmemiş olan Padişah’a kanunları çiğneyerek bedava makamlar elde eden Safranbolu’lu Hüseyin Efendi’nin Hace-i Sultânî olarak tayin edilmesidir. Cinci Hoca da denmektedir. 1644 yılında Anadolu Kazaskerliğine kadar yükselmiştir. Buna rikâbdarlıktan II. Vezirliğe yükselen Yusuf Ağa ve sonradan Paşa’yı da ekleyebilirsiniz. Yusuf Paşa’nın rüşvet ve hediye düşkünü bir devlet adamı olduğu yönünde ithamlar vardır.

Aleyhinde olan durum, annesi ve Vâlide Sultân olan Kösem Sultân’ın varlığıdır. Biraz önce saydığımız olumsuzlukların başında da, maalesef bu kadın bulunmaktadır. Önceleri, annesinin ihtirasını bildiği için, Topkapı’dan Eski Saray’a göndererek bu dertten kurtulmak istemiştir. Ancak muvaffak olduğunu söylemek mümkün değildir. Maalesef, Kara Mustafa Paşa’dan sonra vezir-i azam olan Semin Mehmed Paşa da, bu aleyhteki durumu daha da kötüleştiriyordu.

Bütün bunlara rağmen, Katoliklerin zulmünden bıkan yerli Ortodoks Rumların Venediklilerden rahatsızlığından da istifade edilerek, 1645’de Malta üzerine sefere karar verildi. Serdârlık Kaptan-ı Derya Yusuf Paşa’ya verildi. 1645 Ağustosunda 45 gün süren Hanya muhasarası zaferle sonuçlandı. Ancak acele davranıldı ve Osmanlı ordusu Girit’ten çekildi. 1646 yılında Deli Hüseyin Paşa serdârlığında 2. Sefer yapıldı, ancak Kandiye fethedilemedi. Ada ikiye bölünmüştü (1648).

Sultân İbrahim zamanında, Vâlide Sultân kısmen devre dışı bırakılmış ise de, devlet işlerine kadınların müdahalesi önlenememiştir. Padişahın aile hayatına düşkünlüğü, onu kadınların avucuna ister istemez itmiştir. Hakkındaki sefihlik iddiaları doğru değildir. Zira IV. Murad gibi otoriter; I. Mustafa gibi biçare ve III. Murad gibi fazla kadına düşkün değildir. Gençliğinde buhranlı bir hayat yaşaması, diğer sultânlar gibi kendini fazla yetiştirememesi, Osmanlı neslinin devamı için devamlı kadınlar tarafından özel hayata teşvik edilmesi, Şeker-pare denilen musâhibeler gibi onu eğlenceye teşvik eden câriyelerinin fazla oluşu, kadınların bu yakınlıklarını devletin imkânlarını çarçur etmekte kullanmaları, I. İbrahim’in cidden eksik olan yönleridir. Hele Telli Haseki başta olmak üzere, kendi hanımlarına aile fertlerinden daha fazla önem verir hale gelmesi, işi çığırından çıkarmıştır. Bunların tahriki ile Sultân İbrahim’de başlayan lüzumsuz samur merakı, bu olumsuzluklardan sadece biridir.

Önemle ifade edelim ki, bütün bu anlatılanlardan Sultân İbrahim’in gayr-i meşru bir hayat yaşadığı anlaşılmamalıdır. Zira özel hayata düşkünlük ile, gayr-i meşru hayat tamamen farklı şeylerdir.

Bütün bu olaylar, devlet idaresinde sıkıntılara yol açmış; israf ve bunun karşılığında gelirlerin azalması devleti sarsmaya başladı. Bunlardan biri de, Sivas Valisi Varvar Paşa’nın isyanıdır (1647). Ocak ağaları yeniden cuntalaşıp devleti soymaya başlayınca, Padişah bunların haklarından gelmek istedi ise de, olay duyuldu ve ihtilal çıktı. 1648 Ağustosunda asilerin isteği üzerine Sadrazam Hezar-pâre Ahmed Paşa azl edildi ve sonra asilerce öldürüldü. Ağaların adamı olan Sofu Koca Mehmed Paşa, sadrazamlığa getirildi. İhtilâlin arkasında nâibe-i saltanat olmak isteyen Kösem Sultân vardır. Şeyhülislâm Abdurrahim Efendi’yi de yanına alan sadrazam tarafından, Ağustos 1648 tarihinde hal’ edildi ve bir odaya haps olundu. 7 Ağustos 1648’de henüz 7 yaşındaki IV. Mehmed’e, hem şer’-i şerife ve hem de kanuna aykırı olarak bî’at edildi. Sonra Şeyhülislâmın, “İki halife bulunduğu zaman, fitneyi önlemek için birini katlediniz” şeklindeki fetvâsına dayanılarak I. İbrahim hal’inden 11 gün sonra boğularak şehid edildi.

Zamanındaki sadrazamlar arasında Kemankeş Kara Mustafa Paşa, Semin Mehmed Paşa ve Hezâr-pâre Ahmed Paşa’yı; Şeyhülislâmlar arasında Zekeriya-zâde Yahya Efendi ve Abdurrahim Efendi’yi ve diğer devlet adamları arasında Kaptan-ı Derya Deli Hüseyin Paşa, Kaptan-ı Derya Damad Fâzıl Paşa ve Nişancı Ahmed Paşa’yı zikr edebiliriz.

ZEVCELERİ: 1- Hatice Turhan (Tarhân) Vâlide Sultân; Rus asıllı bir câriyedir ve uzun yıllar nâibe-i saltanatlık yapmıştır. IV. Mehmed’in annesi. 2- Sâliha Dil-aşûb Vâlide Sultân; II. Süleyman’ın annesi ve câriye. III. Haseki olduğu sanılıyor. 3- Hatice Muazzez Sultân; II. Haseki’dir ve II. Ahmed’in annesidir. 4- Hüma Şah Haseki Sultân (Telli Haseki); Sultân İbrahim’in en çok sevdiği Haseki’si. Nikâh ile kadınlığa alındı. 5- Ayşe Sultân; 4. Haseki. 6- Mâh-i Enver Sultân; 5. Haseki. 7-Şivekâr Sultân; 6. veya 7. Haseki.

ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Mehmed IV. 2-Şehzâde Süleyman II. 3-Şehzâde Murad. 4-Şehzâde Selim Hân. 5-Şehzâde Osman. 6-Şehzâde Ahmed II. 7-Şehzâde Süleyman. 8-Şehzâde Bâyezid. 9- Fatma Sultân. 10- Ümmü Gülsüm Sultân. 11- Ayşe Sultân. 12- Gevher Hân Sultân. 13- Kaya Sultân. 14- Beyhan Sultân. 15- Atîka Sultân .

Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı
09.02.1640 Sultan IV. Murad’ın vefatı.
Sultan İbrahim’in tahta çıkışı.

31.08.1640 Galata, deniz kıyısında büyük İstanbul yangını.
01.01.1642 Şehzade Mehmed’in doğumu. (Avcı Mehmed)
03.02.1642 Azak Kalesi’nin alınması için harekete geçilmesi.
15.04.1642 Şehzade Süleyman’ın doğumu. Kemankeş Kara Mustafa Paşa’nın, vergilerin adil toplanması için eyaletlerde yeni tespitler yaptırması.
30.04.1642 Azak Kalesi’nin teslim olması.
25.02.1643 Şehzade Ahmed’in doğumu.
26.06.1643 Nasuh Paşa isyanı ve ortadan kaldırılması.
31.01.1644 Veziriâzam Kemankeş Kara Mustafa Paşa’nın idamı ve Semin Mehmed Paşa’nın sadareti.
28.02.1644 Divan Şairi Yahya Efendi’nin ölümü.
19.04.1645 Girid seferi kararı.
30.04.1645 Donanmanın Girid seferi için hareketi.
21.05.1645 Anadolu askerinin Sakız Adası’nda donanmaya katılması.
08.06.1645 Donanma’nın Navarin’e gelişi.
21.06.1645 Navarin’den hareket edilmesi.
24.06.1645 Girid’e asker çıkarılması.
25.06.1645 Ordu’nun Hanya önlerine gelmesi.
26.06.1645 Büyük İstanbul yangını.
27.06.1645 Hanya Kuşatması.
19.08.1645 Hanya Kalesi’nin teslim olması.
22.08.1645 Hanya Kalesi’nin Türk ordusu tarafından işgali.
21.10.1645 Donanma’nın Girid’den İstanbul’a dönüşü.
17.12.1645 Veziriâzam Semin Mehmed Paşa’nın azli.
Başdefterdar Salih Paşa’nın sadareti.

22.01.1646 Hanya fatihi Kaptanı Derya Silâhdar Yusuf Paşa’nın idamı.
02.02.1646 Budin Beylerbeyi Gazi Deli Hüseyin Paşa’nın Girid Muhafızlığına atanması ve Hanya’ya ulaşması.
09.03.1646 Kisamo Kalesi’nin fethi.
07.04.1646 Venedik’lilerin Bozcaada’ya asker çıkarması.
21.07.1646 Suda Kalesi’nin kuşatılması.
07.07.1647 Kandiye kuşatması. Osmanlı Donanması’nın önünden kaçan Venedik Donanmasının bir bölümünün Epir ve Dalmaçya’ya doğru hareketleri.
28.09.1647 Donanma’nın Girid’e asker ve malzeme yığınağı .
16.02.1648 Kandiye kuşatmasında düşman saldırılarının yok edilmesi.
Türk zaferi.

19.05.1648 İkinci Türk zaferi.
20.05.1648 Sivas Valisi Varvar Ali Paşa’nın isyanı ve öldürülmesi.
24.05.1648 Venedik Donanmasının Çanakkale Boğazı ablukası.
29.05.1648 Büyük İstanbul zelzelesi.
18.06.1648 Kaptanı Derya Mehmed Paşa’nın idamı.
24.061648 Girid Serdarı Gazi Hüseyin Paşa’nın yaralanması.
06.07.1648 Girid düşman tabyalarının ele geçirilmesi.
07.08.1648 Veziriazam Ahmed Paşa’nın azli.
Sofu Mehmed Paşa’nın sadareti.

26.05.1648 Çanakkale Boğazı önlerine gelen Venedik donanmasının serdar Mehmed Paşa kumandasındaki kuvvetlerin top atışları neticesinde boğazdan çekilmeleri.
08.08.1648 Sultan İbrahim’in hal’i. (Padişahlıktan alınması)
Sultan IV. Mehmed’in Padişah olması. (Avcı Mehmed)

0



Yavuz Sultan Selim Han

Posted by Adsız On 0 yorum



Yavuz Sultan Selim Han
Babası: Sultan II. Bayezid
Annesi: Ayşe Hatun
Doğum Tarihi: 1470
Tahta Çıkışı: 25 Nisan 1512
Ölümü: 21 Eylül 1520
Karakterinin sertliğinden dolayı “Yavuz“ ve şehzâdeliğinden beri “Selim Şah“ denen Sultân Selim, 7 Safer 918/Nisan 1512'de Osmanlı padişahı olmuş ve 8 sene, 9 ay bu tahtta oturduktan sonra 8 Şevval 926/ 21 Eylül 1520'de vefat etmiştir: Zulkadiroğlu Alâüddevle'nin kızı Ayşe Hâtun'un oğlu olan Yavuz, şehzâdeliğinden beri, istikbalinin parlak olduğunu gösteren bir hayat çizgisi takip etmişti.

Anadolu'nun Safevî devletinin işgâli tehlikesine karşı, babasının ihmali ve aynı zamanda dedesi olan Alâüddevle'nin aczi karşısında şahlanan ve o dönemde Trabzon Sancakbeyi olan Yavuz, Şia’ya karşı Anadolu'yu müdâfaa hareketine girişti. Gürcülerle yaptığı muhârebeler sonucunda halkın nazarında manevi destek kazanan Yavuz, merkezin ikazlarına rağmen Şî’a ile olan mücadelesine devam etti ve bu mevzuda ihmâlkâr davranan babası II. Bayezid'i tahttan indirerek yerine kendisi oturdu. Ancak mücâdele sona ermemişti. İran meselesini halletmek için Amasya Sancakbeyi ve ağabeyi Şehzâde Ahmed ile Manisa Sancakbeyi olan Şehzâde Korkut ile anlaşması icab ediyordu. Yavuz'a karşı Şah İsmail'den yardım isteyen ve kuvvetli bir ordu ile isyana kalkışan Şehzâde Ahmed, 1513'de Bursa Yenişehir'de maslub edildi ve bağy= devlete isyan suçunun had cezası olarak idam olundu. Bu hadiseden 38 gün önce de, önceleri Yavuz'la anlaştığı ve kendisine Teke=Antalya, Hamîd = Isparta ve Midilli sancakları verildiği halde sonradan isyân eden diğer ağabeyi Korkut da aynı âkıbete uğramıştı.
Mevcut manileri bertaraf eden Yavuz, ittihâd-ı İslâm’ın mühim mani'i olan Safevî Devleti'ni ve onun sinsî reisi Şah İsmail'i halletmek üzere maddî ve manevî hazırlıklara başladı. İbn-i Kemal gibi allâmelerden bu fitnenin def’i için fetvâ alan Yavuz, 920/1514'de Çaldıran zaferini kazandı ve şarkın kapılarını Osmanlı Devleti’ne açtı. Kemah, Bayburt, Erzincan ve Kiğı Osmanlı Devleti'ne 921/1515'de ilhâk edildi. Bunu, aynı yıl Çaldıran zaferinden dönerken üzerine gidilen Zulkadiroğullarının Osmanlı Devleti'ne ilhâkı ta'kip etti. Bütün bu gayretlere rağmen, doğu ve güneydoğu bölgeleri Şi’a tehlikesinden kurtulamamıştı. İşte bu işi, büyük âlim İdris-i Bitlisî ve Bıyıklı Mehmed Paşa üstlendi. Bunların samimi gayretleri sonucu, 1516 ve ta'kip eden yıllarda, başta 26 aşiret olmak üzere, mühim Kürt ve Türkmen beylikleri, istimâlet ile yani kendi arzu ve istekleri ile Osmanlı Devleti’ne iltihâk eylediler. Böylece Doğu Anadolu top yekûn Osmanlı Devleti’nin sınırları içinde kaldı.

Herhangi bir harb olmadan Doğu Anadolu’nun Osmanlı Devleti’ne iltihâkı ve Şah İsmail'in mağlûbiyeti Memlüklüleri ve Sultânları Kansu Gavri'yi rahatsız etmişti. Bu durumu hisseden ve Memlüklülere İslâm birliğini bozdurmak istemeyen Yavuz, Memlüklülerin üzerine yürüdü ve 922/1516 yılında Mercidabık'da Kansu Gavri karşısında büyük bir zafer kazandı. Bu zafer, Malatya, Divriği, Dârende, Besni, Gerger, Kâhta, Birecik ve Anteb'in de yeniden ve sağlam bir şekilde fethine yol açtı. Aynı yıl (922), Haleb ileri gelenleri, erkân-ı devleti ve ulemâsı ile Yavuz'a itaat ve teslimiyet mektubu gönderdiler. Böylece Haleb, Antakya, Hama ve Humus kaleleri de Osmanlı Devleti'ne ilhâk olundu ve eyâlet haline getirildikten sonra Haleb Beylerbeyliğine Karaca Ahmed Paşa getirildi. Daha sonra ise, Dâr-üs-Selâm Şam'a girildi ve birçok Arab Şeyhi kendi arzuları ile Osmanlı Devleti’ne iltihâk eyledi.

922/1516'da Kansu'nun yerine geçen Tomanbay'a bir nâme gönderen ve Mısır'a yürüyeceğini belirten Yavuz Sultân Selim, Safed, Nablus, Kudüs, Aclûn, Gazze ve kısaca Suriye ve Filistin'i de yol üzerinde feth eyledi. 923'de Kahire ve Mısır'ı, Ridâniye harbini zaferle kazanarak Osmanlı topraklarına ilhâk eden Yavuz, böylece şarkta tam bir ittihâd-ı İslâm kahramanı oldu. Böylece Anadolu, Karaman, Rûm ve Rumeli eyâletlerine ilâveten Osmanlı Devleti’ne Diyarbekir, Haleb, Mısır, Şam ve Zülkadriye Eyâletini de ilâve etmiş oldu.

Son Abbasî halifesi III. Mütevekkil Alellâh'dan Ayasofya'da yapılan bir dinî merâsimle halifelik ünvanını da kazanan Yavuz, Mekke Şerifi Ebul-Berekât'ın oğlu Şerif Ebu Nümey vâsıtasıyla Mekke'nin anahtarlarını kendisine göndermesiyle de hâdim'ül-Haremeyn vasfını elde etmişti. Doğuda ittihâd-ı İslâmı tahakkuk ettiren Sultân Selim, Batıdaki İslâm düşmanlarına da dersini vermek üzere 2 Şa'ban 926/1520'de sefere çıktı; ancak 8 Şevvâl 926'da yakalandığı bir hastalıkla manevi şehid oldu.

Netice olarak eyâlet sayısı dört olan Osmanlı Devleti'ni, 8 sene gibi kısa bir zamanda iki katına çıkardı. Son zamanlarına doğru te'sis edilen Cezâyir Eyâleti de hesâba katılırsa, Osmanlı Devleti'ne, bu dönemde beş eyâlet daha ilave edilmiş oldu. Safevilerden de Erbil, Kerkük ve Musul alınmış ve Bağdat Eyâleti'nin temelleri atılmıştır.

Merkez teşkilâtındaki en önemli değişiklik, Yavuz Sultân Selim'in Şarkî Anadolu ile Maraş, Malatya ve havalisini fethetmesi üzerine, 922/1516'da Arap ve Acem Kazaskerliği ünvanıyla Divan'a dâhil olmayan bir kazaskerliğin ihdâs edilip Diyarbakır'ın bu kazaskerliğe merkez olması ve bu hizmete de meşhur tarihçi İdris-i Bitlisî'nin getirilmesidir. Suriye ve Mısır da Osmanlı Devleti’ne tamamen ilhâk edilince, bu üçüncü kazasker de divan-ı hümâyûn hey'etine dâhil edilmiş ve bu hizmete Fenarî-zâde Mehmed Şah Efendi getirilmiştir. Daha sonra Pîrî Paşa zamanında bu makam kaldırılmış ve muâmelâtı Anadolu Kazaskerliği'ne devredilmiştir.

Yavuz dönemindeki devlet adamları arasında Sadrazam Koca Mustafa Paşa, Hersek-zâde Ahmed Paşa, Pîrî Mehmed Paşa ve nişancı Tâcî-zâde Ca’fer Çelebi; ilim adamları arasında Şeyhülislâm Zenbilli Ali Efendi, Şeyhülislâm Kemal Paşa-zâde, Mü’eyyed-zâde Abdurrahman Efendi ve Kara Muhyiddin Efendi zikredilebilir.

ZEVCELERİ: 1- Ayşe Hâtûn; Mengli Giray I’in kızı ve Beyhan ile Şah Sultân’ın annesi. 2- Ayşe Hafsa Hâtun; Kanunî, Hatice, Fatma ve Hafsa Sultânların annesi.

ÇOCUKLARI: Kanunî Sultân Süleyman Hân, Şehzâde Orhan, Şehzâde Musa, Şehzâde Korkut, Gevher Hân, Hatice, Beyhan, Hafsa, Fatma ve Devlet-Şahî Sultân .

1512 II. Bayezid’in vefatı.
Yavuz Sultan Selim’in tahta çıkışı.
1513 Memluk Sultanı Kansûgavri’nin elçisinin Yavuz Sultan Selim’i ziyareti.
1514 Rus Çarı Vasili’nin elçisinin İstanbul’a gelmesi.
Yavuz Sultan Selim’in Edirne’den İstanbul’a hareket ederek İran seferine başlaması.
Sultan Selim tarafından Şah İsmail’e mektup gönderilmesi.
Tebriz’e yürüyen ordunun Çaldıran’da mevzilenmesi ve Çaldıran zaferi.
Şah İsmail’in barış istemesi.
Yavuz Sultan Selim’in bu teklifi reddetmesi.
Yavuz Sultan Selimin Amasya’ya gelmesi.
Yeniçerilerin isyanı.
Yavuz Sultan Selim’in Kemah’a hareketi. Kemah Kalesi’nin alınması.
Turnadağ Zaferi.
Yavuz Sultan Selmi’in İstanbul’a dönmesi.
Büyük İstanbul yangını.
Bedesten’den Gedikpaşa hamamına kadar olan binalar yanmıştır.
Haliç tersanesinin kurulması ve Deniz Kuvvetleri’nin hizmetine verilmesi.
1515 Kefe ve Azak’da Rus tüccarlarına serbest ticaret yapma müsaadesinin verilmesi.
Mardin ve çevresindeki Cizre, İmadiye, Rakka, Musul, Urfa ve Harran’ın Bıyıklı Mehmed Paşa tarafından zaptı.
1516 Osmanlı donanmasının Suriye sahillerine gönderilmesi.
Veziriazam Hersekzade Ahmed Paşa’nın azli, Hadım Sinan Paşa’nın tayini.
Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferi için Üsküdar’dan hareketi.
24.08.1516 Mercidabık Zaferi. Halep’in alınması.
Ordunun Hama’ya girmesi ve Şam’ın alınması.
Yavuz Sultan Selim’in Haleb’e oradan da Şam’a geçişi.
15.12.1516 Yavuz Sultan Selim’in Şam’dan hareketi.
1517 Mısır kölemenlerinin yenilmesi.
22.01.1517 Ridaniye zaferi.
Kahire’nin işgali, Mısır Sultanı Kansugavri’nin itaatını bildirmesi.
15.02.1517 Yavuz Sultan Selim’in törenle Kahire’ye girmesi.
Hilafet meselesi.
Yavuz Sultan Selim’in Ravza Adası’nda dinlenirken suikast teşebbüsü.
Sultan Tamanbay’ın yakalanması ve idam ettirilmesi.
Mekke Şerifi’nin oğlunun İskenderiye’ye gelerek, babasının itaatını bildirmesi.
Veziriazam Yunus Paşa’nın ilk Mısır valisi olarak atanması.
Yavuz Sultan Selim’in dinlenmek için Şam’a gelişi ve ünlü mutasavvuf Muhiddin Arabi’nin türbesini yaptırması.
1518 Yavuz Sultan Selim’in Temmuz ayında İstanbul’a dönüşü.
Sultan Selim Camii’nin temelinin atılması.
1520 Yavuz Sultan Selim’in vefatı.
Kanunî Sultan Süleyman’ın tahta çıkışı.


Fatih Sultan Mehmed Han

Posted by Adsız On 0 yorum




Fatih Sultan Mehmed Han
Babası :
Sultan II. Murad
Annesi : Hüma Hatun
Doğduğu Tarih : 30 Mart 1432
Padişah Olduğu Tarih : 1444-1451
Öldüğü Tarih : 3 Mayıs 1481


Fâtih Sultân Mehmed, 30 Mart 1432 tarihinde Edirne Sarayında Hüma Hâtun’dan dünyaya geldi. Annesi onun gerçek saltanatını görmeden 1449 yılında vefât eyledi. Bir görüşe göre 19 ve bir diğerine göre 21 yaşında babasının vefatı üzerine üçüncü defa saltanat koltuğuna oturdu ve sınırları Tuna’dan Kızılırmak’a kadar genişleyen Devletinin başşehri olarak İstanbul’u almak ve Hz. Peygamber’in övgüsüne mazhar olmak en büyük ideali idi.

İstanbul’u almak için Boğaz’a hâkim olmanın şart olduğunu bilen Sultân Mehmed, 1452’de Boğazkesen Hisârı dediği Rumelihisârını inşa ettirdi. Karşısında Yıldırım’ın inşa ettirdiği Anadoluhisârı yükseliyordu ve artık Osmanlının izni olmadan boğazı geçmek mümkün değildi. 1 Eylül 1452’de Edirne’ye dönen Sultân Mehmed, hemen kendisinin planlarını çizdiği topların dökümüne başladı. Deneyler yapıldı ve dünyanın harp aletleri alanında harikaları vücuda getirildi.

Planı sezen İmparator zor durumdaydı; zira Bizans ikiye ayrılmıştı. Avrupa, yardım için Katolik olmalarını istiyor ve Ortodokslar ise hayır diyordu. 12 Aralık 1452’de Ayasofya’da Katolik ayini yapılması, Sultân’ın işlerini kolaylaştırıyor ve Bizans Başbakanı Notaras, “Bizans’ta Latin şapkası görmektense, Türk sarığı görmeyi tercih ederim” diyordu. Bizans’lılar parlayan ateşlerine ve Hz. Meryem’e güveniyorlardı. Ancak 1453 Şubatında Edirne’den yola çıkan toplar 5 Nisanda İstanbul önlerine geldi. 6 Nisan’da muhasara başladı. 53 gün süren muhasara sırasında Fâtih’in ordusu, tarihe geçen kahramanlıklar yazdı. Bizans’ın Galata ile Sarayburnu arasına gerdiği zincirler, Osmanlı donanmasının karadan yürütülerek Haliç’e girmesiyle parçalanmıştı. Muhasaranın 53. Günü Hz. Peygamber’in müjdelediği fetih 29 Mayıs 1453 günü gerçekleşti ve Osmanlı ordusu tekbir sesleriyle Topkapı ve Eğrikapı yönlerinden İstanbul’a girdi. Ayasofya’ya sığınan on binlerce insanın burnu bile kanamadı ve İslâm Hukukunun bu konudaki hükümleri aynen uygulandı ve herkese temel hak ve hürriyetleri tanındı.

Fâtih’in fetihten sonra yaptığı ilk iş, İstanbul’un maddi ve manevi imar edilmesidir. Bu işi tamamladıktan sonra Belgrad hariç bütün Balkanları Osmanlı Devleti’ne ilhak eyledi. Batıyı emniyete aldıktan sonra, kendisine pürüz çıkaran Karamanoğulları ve İsfendiyaroğulları Beyliklerini tamamen ortadan kaldırdı. Bu arada Bizans’ın artığı olan Trabzon’daki Pontus İmparatorluğu da 1461 yılında tamamen tasfiye edilmiş oldu. Komutanlarından Gedik Ahmed Paşa, Kırım’ı aldı.

Bütün bu fetihler, başta Abbasî Halifesi olmak üzere herkes tarafından takdir edilirken, Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan Fâtih’e kafa tutuyordu. Bunun üzerine Erzincan civarındaki Otlukbeli denilen yerde 1473 tarihinde bu sıkıntı da bertaraf edildi ve artık Osmanlı devleti Toroslara kadar genişledi. Fâtih Sultân Mehmed, yeni bir harbin hazırlığında iken, 1481 yılında 51 yaşında Gebze’de vefat etti. 28 yıllık padişahlığı süresince 2 İmparatorluk, 14 devlet ve 200 şehir fethederek Fâtih ünvanını Hz. Peygamber’den alan Sultân Mehmed, devletin sınırlarını 2.214.000 km2’ye genişletmişti ki, bu 3 Türkiye Cumhuriyeti eder demektir. Balistikteki keşifleri, Matematik ilmindeki dehası, dinî ilimlerde büyük bir âlim olması, Arapça, Farsça, Yunanca, Sırpça, İtalyanca ve benzeri önemli dünya dillerinden dokuzuna vâkıf olması, onu Osmanlı tarihinin en büyük askeri, devlet adamı ve âlimi olduğunu, düşmana ve dosta söyletmiştir.

Ona bu büyük fetihte yardımcı olan devlet adamları arasında, Çandarlı Halil Paşa, Mahmûd Paşa, Rum Mehmed Paşa, İshak Paşa, Gedik Ahmed Paşa, Zağanos Mehmed Paşa, Balaban Bey, Bali Bey ve benzeri çok sayıda devlet adamı ve komutanları saymak mümkün olduğu gibi, manevi komutanlar arasında ise, asrının büyük âlimlerinden ve maneviyât erenlerinden, Molla Hüsrev, Molla Gürânî, Molla Zeyrek, Akşemseddin, Hızır Bey, Hocazâde Efendi, Molla Vildân ve Molla Şeyh Vefâ ve benzeri zatları zikretmek icabeder.

ZEVCELERİ: 1- Gülbahar Hâtûn; II. Beyazid ile Gevher Sultân’ın annesi. 2- Gülşah Hâtun; Karaman Oğullarından İbrahim Beğ’in kızıdır. 3- Sitti Mükrime Hâtun; Dülkadiroğlu Süleyman Bey’in kızıdır. 4- Çiçek Hâtun; Türkmen Beyi kızıdır. 5- Helene Hâtun; Mora Despotu Demetrus’un kızıdır. 6- Anna Hâtûn; Trabzon İmparatorunun kızıdır; evlilikleri kısa sürmüştür. 7- Alexias Hâtun; Bizans Prenseslerindendir.

ÇOCUKLARI: 1- Şehzâde Sultân Mustafa Hân. 2- Gevher Sultân. 3- Şehzâde Cem Hân. 4- Şehzâde Beyazid Hân. 5- İsmi bilinmeyen iki kızı.


Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı
1451 Sultan II. Murad’ın ölümü ve Bursa’da defnedilmesi.
Sultan II. Mehmed’in ikinci defa törenle tahta çıkışı.
Şehzade küçük Ahmed’in “Nizam-ı Alem” için boğdurulması.
Cülus tebriki için gelen elçilerle, barış antlaşmalarının yenilenmesi.
Karaman isyanının bastırılması.
Menteşe Beyliği’nin alınması.
Cülus törenlerinde bahşiş verilme uygulaması başlaması.

1452 Rumelihisarı’nın yapılması ve Anadoluhisarı’nın tamir edilmesi.
Bizans İmparatorluğu’na harp ilanı ve İmparatorun İstanbul kapılarını ördürmesi.
Fatih’in İstanbul’dan Edirne’ye hareketi.

1453 Haliç’in ağzına zincir gerilmesi.
“Şahi” adı verilen büyük topun İstanbul önlerine getirilmesi.
İstanbul çevresinin işgalinin başlaması.
Türk ordusunun İstanbul önlerine gelmesi.
İstanbul surunun önünde Fatih’in karargâh kurması.
Donanmanın bir gece içinde, Kasımpaşa’dan Haliç’e karadan geçirilerek indirilmesi.
Fatih’in ordusu ile Cuma namazını kılarak kuşatma harekâtını başlatması.
Haliç-Marmara arasında kuşatma hattının kurulması.
Teslim teklifinin Bizans İmparatoru tarafından reddedilmesi.
Harp harekatının başlaması.

29.05.1453 İstanbul’un Fethi.
Fatih’in İstanbul’a girişi.
Çağ değişimi.
Ortaçağın bitmesi.
Yeniçağın başlaması.
İstanbul’un devletin merkezi olması.
Fatih’in Batı Hristiyanlığına karşı, Doğu Hristiyanlığını himayesi altına alarak yeni bir Rum Ortodoks Patriki tayin etmesi.
Veziriazam Çandarlı Halil Paşa’nın azledilmesi.
Yerine ikinci vezir Mahmud Paşa’nın görevlendirilmesi.
İstanbul Valiliğine Süleyman Bey’in, Kadılığına Celalzade Bey’in atanması.
Silivri Kalesi’nin teslim olması.
İmroz, Limni ve Taşoz’un Devlet topraklarına katılmaları.
Enez, Midilli ve Ceneviz Beyleri’nin tabiyetlerini bildirmeleri.

1454 Venedik Cumhuriyeti ile barış imzalanması.
Birinci ve ikinci Sırp seferleri.
Rodos Şövalyelerine harp ilanı.
Osmanlı donanmasının Adalar seferi.

1456 Üçüncü Sırbistan Seferi ve Belgrad’ın kuşatılması.
1458 Mora Seferi.
Sırbistan’ın fethi.
Yedikule’nin yapılmasına başlanması.
Atina’nın fethi.
Eyüp Caminin inşaatına başlanması.

1459 Güney Mora’nın fethi.
Anadolu’nun manevi kahramanı ve Fatih’in hocası Akşemseddin Hoca’nın vefatı.
Semendire’nin fethi.
Sırbistan’ın Türk vilayeti haline gelmesi.
Şehzade Cem Sultan’ın doğumu.

1460 Güney Mora despotluklarının alınması.
Eflak’ın himaye altına alınması.

1461 Amasra Ceneviz kolonosininin fethi.
Trabzon Rum İmparatorluğu’nun sona erdirilmesi.
Çandaroğulları Beyliği’nin topraklarının, Osmanlı ülkesine katılması.
Arnavutluk mütarekesi.

1462 Eflak Prensliği’nin tabiyet altına alınması.
Midilli Adası’nın fethi.
Çanakkale Boğazı Kaleleri’nin onarılması.
Fatih Cami’nin temel atma töreni.
Arnavutluk ile olan mütareke döneminin sona erdirilmesi ve barış antlaşmasının imzalanması.
Bosna Krallığı’nın fethi.

1463 10 yıl sürecek Osmanlı-Venedik savaşlarının başlaması.
1466 Fatih Sultan Mehmed’in Arnavutluk seferi.
Arnavutluk Kaleleri’nin alınması.
Karamanoğulları’nın sonu.
Konya’nın zaptı.
Büyük Türk denizcisi Barbaros Hayreddin Paşa’nın doğumu.

1468 Şehzade Cem’in Kastamonu Valiliğine tayini.
1470 Eğriboz’un alınışı.
Devlete karşı isyan eden Muhammedhânelerin basılması.

1471 Fatih Camii ve Külliyesi’nin açılışı.
Yavuz Sultan Selim’in doğumu.
Alaiye Beyliği’nin zaptı.
Dulgadır meselesi.
Osmanlı Devleti ile Mısır ve Suriye Kölemen Sultanlığı arasında anlaşmazlığın başlaması.
Akkoyunlu Uzun Hasan ile Venedikliler arasında Devlete karşı kurulan, Venedik İttifakı.
Devlet merkezinin Edirne’den İstanbul’a taşınması için yapılan ilk hazırlık.

1472 Topkapı Sarayı’nın inşaatına başlanması.
1473 Osmanlı-Akkoyunlu mücadelesi ve Otlukbeli zaferi.
Uzun Hasan’ın esir edilmesi.

1474 Ünlü bilgin Ali Kuşcu’nun ölümü.
1475 Kırım’ın Osmanlı tâbiiyetine girişi ve Kuzey Karadeniz güvenliğinin sağlanması.
1476 Fatih’in Boğdan seferi ve zaferi.
1477 İnebahtı-Lepant kuşatması.
Turhanoğlu Ömer Bey’in Venedik-İtalya akını.

1478 Fâtih tarafından ilk altın paranın bastırılması.
1479 Osmanlı-Venedik sulhü.
Fâtih’in Venedikliler’e Trabzon ve Kefe’de ticaret yapma hakkı tanıyan ahidnâme vermesi.
Gürcistan ve Çerkezistan’ın fethi.
Adriyatik Denizi’nde, Venediklilerin elinde bulunan ve Yedi Ada olarak bilinen stratejik adalardan, Ayamavra, Kefalonya ve Zanta Adaları’nın işgali.
Osmanlı-Mısır anlaşmazlığının artması.

1480 Fatih’in İtalya seferi, Otranto’ya çıkış.
Başarısız Rodos kuşatması.

1481 Devlet idaresinde yeni bir uygulama geçilmesi.
Genişleyen toprakların kontrolu için Kazaskerliğin Rumeli ve Anadolu olarak ikiye ayrılması.
Fatih Sultan Mehmed’in vefatı.
II. Beyazid’in tahta çıkışı.


Sultan II. Murad Han

Posted by Adsız On 0 yorum




Sultan II. Murad Han
Babası: Sultan I. Mehmed Han
Annesi: Emine Hatun
Doğduğu Tarih: 1402
Devlet Reisi Olduğu Tarih:
Birinci defa (1421-1443)
İkinci defa 1443
Son defa (1444-1451)
Öldüğü Tarih: 3 Şubat 1451
Bazı tarihçilerin Osman Bey’den sonra ikinci kurucu dedikleri Sultân II. Murâd, 1404 yılında Dulkadiroğlu Emine Hâtun’dan Amasya’da dünyaya geldi. 1421 yılında babasının vefatından 41 gün sonra gelip Edirne’de tahta oturur oturmaz, Limni’de göz hapsinde bulunan amcası Düzmece Mustafa, Bizans İmparatoru tarafından serbest bırakılınca büyük bir sıkıntıyla karşı karşıya geldi. Mustafa Çelebi, Edirne’ye gelerek padişahlığını ilan etti ve bununla da kalmayarak ordusuyla Bursa’daki II. Murad’ın üzerine yürüdü. 1422’de Sultân Murad’a mağlup olan amca Mustafa, düzmece olduğu iddiasıyla idam edildi. Aslında düzmece olmadığını daha evvel ifade etmiştik. Bizans’ın ihanetini gören Sultân Murad, hemen 30.000 askerle İstanbul’u kuşattı. Maddi sebepler açısından teslim almayı ümit ederken, 13 yaşındaki Küçük Mustafa’nın İznik’de Bizansın tahrikiyle saltanat ilan ettiğini duydu ve hemen ona yöneldi. Bu arada fırsatı ganimet bilerek Osmanlıya problem çıkaran Anadolu beyliklerinin de üzerine gitti ve sırasıyla Aydın, Teke, Menteşe ve Germiyân Oğulları beyliklerini tarihten silerek tamamen Osmanlı Devleti’ne ilhak etti.

Sultân Murad’ın Anadolu’daki sıkıntıları devam ederken Macarlar ve Sırplar Osmanlı Devleti’ni rahatsız ediyorlardı. 1425’de Venedik ile sulh yapan Sultân Murad, 1426’da Macar ordusunu bozdu ve fetihlere devam etti. Bu zaferler devam ederken, en önemlisi İzladi mevkiindeki 1443 yılındaki yenilgi olmak üzere, Osmanlı ordusu Hıristiyan kuvvetler karşısında bir kaç defa mağlup duruma düştü. Bunun üzerine Sultân Murâd, Macaristan’la Segedin Andlaşmasını imzalamak durumunda kaldı (1444). Aynı yıl, Mısır’daki İslâm âlimlerinin de manevi desteği alınarak Karamanoğlu II. İbrahim Bey ile de sulh andlaşması imzalandı.
40 yaşına gelen ve gerçekten de yıpranan II. Murad, 1444 Ağustos’unda oğlu Mehmed’i tahta geçirerek, kendisi ibadet ve taatle meşgul olmak üzere Manisa’ya çekildi ve Fâtih Sultân Mehmed birinci defa Osmanlı Sultânı oldu.

Hem Osmanlı ordusunun yenilgisinden ve hem de Fâtih’in 14 yaşında bir genç Padişah olmasından heveslenen Papa, yeni bir haçlı seferi için kolları sıvadı ve haçlı orduları Osmanlı Devleti aleyhinde Ak Şövalye diye bilinen Erdel Voyvodası Hunyadi Yanoş kumandanlığında bir araya geldiler. Tuna’yı geçerek Varna’yı kuşattılar. Tahtta oturan II. Mehmed, yapılan meşveretler ve özellikle Vezir-i Azam Çandarlı-zade Halil Paşa’nın ısrarlarıyla, II. Murad’ı yani babasını tahta davet etti. 1444 yılında ikinci defa sultan olan II. Murâd, hemen Edirne’ye geldi ve 40.000 askeriyle Varna önlerine ilerledi ve sadece 150 şehidle haçlı ordusunu darmadağın etti. Bütün İslâm âleminde ve özellikle Kahire’de dualarla yâd edilen bu zafer, Osmanlı Devleti’nin Balkanların sahibi olduğunu tescil etmişti. Edirne’ye dönen II. Murad yeniden yani ikinci defa oğlunu tahta çıkardı (1445).

Devlet adamları ve yeniçeri bu duruma razı olmadı ve Sultân Murad’ın yeniden tahta geçmesini ısrarla arzu ettiler. Bu ısrar karşısında üçüncü defa II. Murad tahta çıktı ve oğlu da böylece iki defa tahta çıkıp inmiş oldu (1446). Varna zaferinden sonra Arnavutluk’da İskender denilen bir mürtedle başı belaya giren II. Murad, oğlu Fâtih’i de alarak Arnavutluk seferine çıktı. Bu durumu fırsat bilen Ak Şövalye, Papanın da desteğini alarak bir diğer haçlı seferi daha düzenledi ve Osmanlı sınırlarını geçerek Kosova Ovasına kadar geldi. 17 Ekim 1448 tarihinde II. Kosova Zaferini kazandı ve böylece Avrupalıların Türkleri Balkanlardan atmak için giriştikleri son seferi de zaferle tamamlamış oldu. Buradan Edirne’ye dönen II. Murad 1449 yılında oğlunu evlendirdi. Oğlunu Manisa Sancakbeyliğine gönderen II. Murâd, 3 Şubat 1451 sabahı Edirne Sarayı’nda vefât eyledi.

ZEVCELERİ: 1- Dulkadiroğlu Alîme Hâtûn. 2- Yeni Hâtun; Amasyalı Mahmûd bey’in kızı. 3- Hüma Hâtun: Abdullah isimli bir şahsın kızı ve Fâtih’in annesi. Fâtih’in annesinin devşirme olduğu nakledilmektedir. Ancak Müslüman olduğu kesindir ve hele Ortodoks olan Mara Hâtûn ile Fâtih’in üvey annelik dışında alakası yoktur. 4-Tâcünnisâ Hatice Halîme Hâtun; Candaroğlu İsfendiyar Bey’in kızı. 5-Mara Hâtun; Çocuksuz ve ortodoks olarak ölen ve Fâtih’in üvey annesi olan bu kadın, Sırbistan Despotu George Bronkoviç’in kızı.
ÇOCUKLARI: 1- Fâtih Sultân Mehmed. 2- Ulu Şehzâde Alaaddin Bey. 3- Şehzâde Büyük Ahmed. 4- Şehzâde İsfendiyar. 5- Şehzâde Hüseyin. 6- Şehzâde Orhan. 7-Şehzâde Hasan. 8- Şehzâde Küçük Ahmed. 9- Yusuf Âdil Şah. 10- Hatice Sultân. 11- Hafsa Sultân. 12- Fatma Sultân. 13- Erhondu Sultân. 14- Şehzâde Selçuk Sultân.
Asrındaki büyük devlet adamları arasında, Timur Paşa’nın oğlu Gâzi Umur Paşa, Çandarlı-zâde Halil Paşa, devşirmelerden Şihâbüddin Paşa, Damad Karaca Paşa, Zağanos Paşa ve Kasım Paşa’yı; asrının meşhur âlimlerinden Molla Fenari’den sonra müftülük makamına gelen Molla Yegân lakabıyla meşhur Mevlânâ Muhammed, Molla Şemseddin Gürânî, Seyyid Alâ’addin Semerkandî, Hızır Beğ ve Alâ’addin Tûsî’yi; maneviyât erenlerinden Hacı Bayram’ın halifelerinden Ak Bıyık, Muhammediyye müellifi Yazıcızâde, Envâr’ül-Âşıkîn adlı eserin müellifi Ahmed-i Bîcan ve Şeyh Muslıhuddin’i; şâirlerden Hacı İvaz Paşa’nın oğlu Atâyî ve şiirlerinden dolayı idam edilen Nesîmî’yi mutlaka zikretmeliyiz.

1421 Çelebi Mehmed’in ölümü.
II. Murad’ın Bursa’da tahta çıkışı.
1422 Mustafa Çelebi’nin (Düzmece) ortadan kaldırılması.
II. Murad ile Mustafa Çelebi arasında Ulubad olayı.
II. Murad’ın Rumeli seferi.
İstanbul’un 6. defa kuşatılması.
1423 Eflak, Arnavutluk ve Mora seferleri.
1424 Kuzey Karadeniz’in Sinop Bölgesi’nde Çandaroğlu İsfendiyar Bey’in itaat altına alınması.
Çandaroğlu Beyliği’ne son verilmesi.
Osmanlı Devleti ile Bizans arasında barış antlaşması.
Sırbistan, Eflak ve Macaristan ile anlaşmalar imzalanması.
Devlet idaresinde örgütlenme, dini işlerin örgütlenmesi için Şeyhülislamlık makamının kurulması.
1425 Molla Fenarî’nin ilk Şeyhülislâm olarak tayini.
1426 İzmir Bey’i Cüneyd’in idamı.
Teke Beyliği’nin Devlet topraklarına katılması.
1428 Germiyan Beyliği’nin Osmanlı ülkesine katılması.
1429 Anadolu’nun manevi koruyucusu Hacı Bayram Veli’nin vefatı.
Emir Sultan’ın ölümü.
1430 Selânik’in fethi.
Gelibolu zaferi.
1431 Yanya’nın fethi.
1432 Sultan II. Murad’ın oğlu Fatih Sultan Mehmed’in Edirne’de doğumu.
1435 Osmanlılara karşı Macaristan, Sırbistan ve Eflak Hükûmetleriyle ittifak eden Karaman Beyi İbrahim Bey’in ortadan kaldırılması.
Sırp ve Eflak hükümdarlarının Osmanlı tabiyetine girmeleri.
1439 Semendire’nin alınışı.
Macar kralı II. Albert’in mağlubiyeti.
1441 Başarısız Belgrad kuşatması.
1443 Macar Yanko Hunyad’ın kumandasındaki Haçlı ordusunun Niş ve Derbendi almaları.
1444 Yalvaç Muharebesi.
Segedin barışı.
II. Murad’ın kendi isteği ile tahttan çekilişi ve yerine şehzadesi II. Mehmed’in tahta çıkışı.
II. Murad’ın Edirne’den Manisa’ya hareketi.
Segedin barışının bozulması ve devlete harp ilanı.
Fatih’in babasını tekrar tahta oturması için göreve çağırması.
Varna zaferi.
1445 Sultan Mehmed’in tahtı babasına bırakıp, Manisa’ya çekilmesi.
Edirne’de II. Murad’ın ikinci defa tahta çıkışı.
1446 Sultan II. Murad’ın Mora seferi ve Mora despotluğunun vergiye bağlanması.
1447 Arnavutluk’ta İskender Bey isyanı ve “Kroya-Akçahisar”ın ilk kuşatması.
I. Mehmed’in oğlu Şehzade Bayezid’in doğumu.
1448 I. Kosova zaferi.
1449 I. Mehmed’in Dulgadiroğlu Beyi’nin kızıyla Edirne’de evlenmesi.
Arnavutluk’un fethi.
1450 I. Murad’ın son Arnavutluk seferi ve Kroya-Akçahisar’ın ikinci kez kuşatması.
1451 Sultan II. Murad’ın ölümü ve Bursa’da defnedilmesi.
Sultan II. Mehmed’in ikinci defa törenle tahta çıkışı.
0


Sultan Mehmed Çelebi Han

Posted by Adsız On 0 yorum





Sultan Mehmed Çelebi Han

Babası:
Sultan Beyazid Han
Annesi: Devlet Hatun
Doğduğu Tarih: 1387
Padişah Olduğu Tarih: 1413
Öldüğü Tarih: Mayıs 1421
1413-1421 tarihleri arasında Osmanlı tahtına oturan Sultân Mehmed Çelebi, 781/1380 yılında Germiyanoğullarından Süleyman Şah’ın kızı Devlet Hâtun’dan dünyaya gelmiştir. Asil ve dindar bir devlet adamı olan Mehmed Çelebi, bazı tarihçiler tarafından Osmanlı Devleti’nin ikinci kurucusu ve 9. asrın müceddidi kabul edilmektedir.

Babasının esareti sırasında vezir Bâyezid Paşa’nın tavsiyelerine uyarak Amasya’ya gitti ve padişahlığını ilan etti. Kardeşi İsa Çelebi’yi tasfiye etti. Ancak Süleyman Bey’in Ankara’ya kadar gelmesi üzerine, Amasya-Tokat-Sivas bölgesiyle yetindi. İyi bir diplomattı. Musa Çelebi önce Mehmed Çelebi’ye itaat etti. Ancak 1410 yılında Rumeli’de saltanatını ilan edince durum değişti. 1413 yılında kardeşi Musa Çelebi’nin öldürülmesinden sonra, Osmanlı tahtının tek vârisi olarak kaldı. Osmanlı tarihçileri tarafından yeni asrın yani Hicrî 9. asrın siyâset alanında müceddidi olarak kabul edilmektedir.

Çelebi Mehmed Rumeli’ndeki olaylarla uğraşırken, Karamanoğlu yine harekete geçti. Germiyanoğlu Yakub Bey’in Mehmed Çelebi’ye itaatini bildirmesi üzerine Bursa’yı kuşattı. Hacı İvaz Paşa’nın kahramanca müdafaası üzerine Yıldırım Bâyezid’in sur dışında kalan kabrine hakaret bile etti. İşte bu kargaşa içinde Sultânlık koltuğuna oturan Mehmed Çelebi, Aydın’daki Candaroğullarının da tabiiyetini kabul ettikten sonra Karamanoğlu’nun üzerine yürüdü ve halasının oğlu olan Karamanoğlu II. Mehmed Bey’i esir aldı. Sonra affetti. Bu arada Venedik donanmasına karşı 1416 yılında Çalı Bey komutasındaki Osmanlı donanması hücuma geçti, ancak mağlup oldu. Buna karşılık Macar Kralı Sigismund’un haçlı seferi teşebbüsü, Mehmed Çelebi’nin bir paşası olan Gâzî İshak Bey tarafından püskürtülünce Osmanlı prestij kazandı. İshak Bey’in 1415 muharebesinden sonra Türklerin Bosna Sarayı dedikleri Sarajevo Osmanlı’nın eline geçti. İshak Bey’in Rumeli’deki bu fetihleri Romanya ve diğer Balkan bölgelerinde de devam etti. Sultân Mehmed de boş durmuyor ve Sinop’daki Candar Beğliğinin bir kısım topraklarını Osmanlı Devleti’ne ilhak ediyordu.
Osmanlı Devleti, yeniden eski ihtişamına kavuşmak üzere iken, iç ve dış düşmanlar, iki büyük gaileyi Osmanlı Devleti’nin başına açmakta gecikmediler. Ancak Sultân Mehmed’in fevkalade basiretli idaresi ve Allah’ın yardımıyla bu iki büyük bela da aşıldı.

Bunlardan birincisi, Şeyh Bedreddin isyânı idi. Musa Çelebi’nin Kazaskeri ve bir nevi Şeyhülislâmı olan bu ilim adamı, belli çevrelerce kullanıldı. Musa Çelebi’nin tasfiyesinden sonra Sultân Mehmed tarafından yüksek bir maaş verilerek İznik’te mecburi ikamete zorlanan Şeyh Bedreddin, Aydın ve İzmir taraflarında fesada başlayan Börklüce Mustafa ve Manisa civarında ortaya çıkan ve aslında bir Yahudi dönmesi olan Torlak Kemal ile olan eski ilişkilerinden korkarak, Kastamonu-Sinop-Kefe üçgenini takipten sonra Eflak Voyvodasına sığındı. Daha önce Şeyh Bedreddin’in kazaskerliği sırasında onun kethüdalığını yapan Börklüce Mustafa, İzmir’de, Urla yarımadasının kuzey tarafındaki Karaburun’da, Yahudi dönmesi Torlak Kemal ise, Manisa’nın Kızılbaşlarla meskûn bölgelerinde Osmanlı Devleti’nin aleyhinde bir isyan hareketine hazırlık yapıyorlardı. Şeyh Bedreddin’in de Rumeli’de bu tür hareketlere girişme teşebbüsleri bardağı taşıran son damla oldu. Bizans bunları şiddetle destekliyordu. Ordularının sayısı 5.000 ve 10.000’lerle ifade edilen ve Dede Sultân diye de anılan Börklüce Mustafa’nın isyanı, Timurtaş Paşa-zade Ali Bey’in de mağlup olmasıyla ciddileşti. Mehmed Çelebi’nin oğlu Şehzâde Murâd, Bâyezid Paşa’nın da yardımıyla Börklüce Mustafa ve asi kuvvetlerin üzerine yürüdü ve ele geçirilen Dede Sultân idam edildi. Bunu Torlak Kemal’in tepelenmesi izledi ve böylece Osmanlı Devleti’nde ilk ciddi alevi isyanı bastırılmış oldu.

Bunun üzerine Rumeli’deki Deliorman’da yerleşen Şeyh Bedreddin isyanı genişletme çabalarını sürdürdü. Selanik taraflarında Düzmece Mustafa ile meşgul olan Sultân Mehmed, olayı duyunca hemen Serez’e geldi ve Bâyezid Paşa’nın gayretiyle Şeyh Bedreddin ele geçirildi ve Serez çarşısında idam edildi. İdamına fetvâ veren ise, Sa’deddin Teftezâni’nin talebelerinden olan Herat’lı Mevlânâ Haydar’dır. 1420 yılında bu olay da kapatılmıştır.

Sultân Mehmed’in ikinci belası ise, Timur tarafından esir alınarak 16 yıl ortadan kaybolan ve ancak Bizans ve benzeri dış düşmanların tahriki ile saltanat iddiasıyla ortaya çıkan Yıldırım’ın gerçekten oğlu Düzmece Mustafa’dır. Normalde Sultân Mehmed’in ağabeyidir. Niğbolu Sancakbeyi Aydınoğlu Cüneyd’in de desteğini alarak kıyam eden Düzmece Mustafa, Sultân Mehmed’e yenildi ve Bizans İmparatoruna sığındı. Sultân Mehmed hayatta olduğu müddetçe salıverilmemek ve buna karşılık İmparatora yılda 300.000 akçe ödenmek şartıyla anlaşma yapıldı ve hatta bu anlaşmanın da etkisiyle Sultân Mehmed, 1420’de İstanbul’da İmparator II. Manuel’i ziyaret bile etti.

Sultân Mehmed Çelebi 39 yaşında vefat etti ve Bursa’daki Yeşil Türbeye defn olundu. Vefatında Osmanlı devleti eski genişliğine ve kuvvetine ulaşmıştı. 24 kere savaşa giren Mehmed Çelebi 40 yerinden yara almıştı. Samimi, dürüst, dindar ve diplomat bir devlet adamıydı.

ZEVCELERİ: 1- Şeh-zâde Kumru Hâtûn; Amasyalı bir Paşa’nın torunu. 2- Emine Hâtun; Dulkadır oğlu Mehmed Bey’in kızı ve II. Murad’ın annesi. ÇOCUKLARI: 1- Şehzâde Küçük Mustafa. 2- Şehzâde II. Murâd. 3- Şehzâde Mahmûd. 4- Şehzâde Yusuf. 5- Şehzâde Ahmed.

Sultân Mehmed Çelebi zamanındaki ileri gelen devlet adamları arasında, baştan beri onun sadık bir veziri olan Bâyezid Paşa’yı, ilmiyeden gelen İbrahim Paşa’yı ve Bursa kahramanı Hacı İvaz Paşa’yı; asrındaki büyük âlimler arasında Sa’deddin Teftezânî’nin talebelerinden Mevlânâ Burhânüddin Haydar’ı, Mevlânâ Sarı Ya’kub’u, Kara Ya’kub lakabıyla meşhur olan Ya’kub bin İdris’i, Kâfiyeci lakabıyla meşhur Mevlânâ Muhyiddin’i ve Bâyezid-i Sofî’yi; zamanındaki maneviyât erenlerinden özellikle Şeyh Abdüllatif’i, Amasyalı Pir İlyas’ı ve Şeyh Muslihuddin Halife’yi; şâirlerden ise sadece Hüsrev ü Şirin müellifi Şeyhi ile Molla Ezherî ve Şair Zihni’yi sayabiliriz .

1403 Sultan Yıldırım Beyazid’in ölümü.
Bizans İmparatorluğu ve Mısır Sultanlığı’nın ve Osmanlı şehzadelerinin Timur’a tabiyeti.
Timur’un Anadolu’dan ayrılması.
İsa ve Musa Çelebiler mücadelesi.
Çelebi Mehmed’in Bursa ve Balıkesir’i zaptı.
Şehzade Murad’ın doğumu.
İsa Çelebi’nin Çelebi Mehmed’e taarruz etmesi.
1412 Çelebi Mehmed ve Musa Çelebi arasında İnciğiz savaşı.
1413 Sultan I. Mehmed’in duruma hâkim olup, devleti Edirne’de yeniden kurması.
Sultan I. Mehmed’in tahta çıkışı.
1414 Karamanoğlu II. Mehmed’in Bursa kuşatması.
Sultan I. Mehmed’in ikinci Karaman seferi.
Akşehir, Beyşehir, Seydişehir, Kadınhanı taraflarının alınması.
Konya’nın kuşatılması.
Karamanoğlu’nun Bursa Kalesi’ni 31 gün süren kuşatması.
1415 İkinci Karaman seferinin tamamlanması.
Donanmanın adalar seferi.
Menteşe Beyi İlyas Bey’in bastırdığı paraya kendi adı ile birlikte Osmanlı Sultanının adını koyması.
1416 Osmanlı-Venedik Deniz Savaşı ve barışı.
Şeyh Bedreddin isyanı.
Osmanlı ordusunun Macar taraflarına doğru seferi.
Avlonya’nın fethi.
1417 Mirca (Eflak Beyi) ile anlaşma yapılması ve senede 13 duka altını vergiye bağlanması.
Samsun bölgesi’nin zaptı.
Tatar aşiretlerinin Rumeliye iskan edilmek üzere nakilleri.
1418 Türklerle Macarlar arasında çarpışmalar.
Orhan Gazi için Bursa’da yaptırılan Yeşil Cami ve Türbe’nin inşaatının tamamlanması.
Hereke, Gebze, Darıca, Kartal ve Pendik taraflarının alınması.
1419 Samsun’un yerli halk tarafından yakılmasından sonra Hamza Bey tarafından alınması.
1420 Anadolu’da Börklükçe-Mustafa ile Tarlak-Kemal ve Rumeli’de Şeyh Bedreddin isyanları ve bastırılması.
1421 Sultan I. Mehmed’in ölümü.
II. Murad’ın Bursa’da tahta çıkışı.


Sultan Yıldırım Beyazid Han

Posted by Adsız On 0 yorum



Sultan Yıldırım Beyazid Han
Babası:
Sultan 1. Murad
Annesi: Gülçiçek Hatun
Doğum Tarihi: 1360
Tahta Çıkışı: 1389
Ölümü: 8 Mart 1403

Osmanlı Padişahları arasında hakkında en çok konuşulan Padişahın Yıldırım Beyazid olduğu doğrudur. Bunun iki sebebi vardır: Birincisi; Kısa zamanda Anadolu birliğini kurup devleti genişletmesine rağmen, 1402’de Ankara’da Timur’a yenilerek tekrar başa dönülmesine sebep olmasıdır. İkincisi de, hem Emir Sultân Buharî’ye kayınpeder olması ve hem de içki içtiğine dair iddiaların bulunmasıdır. Önce Yıldırım Beyazid’i tanıyalım.

1387 tarihinde katıldığı Karaman Seferinde gösterdiği kahramanlıklardan beri Yıldırım lakabıyla anılan I. Beyazid, Sultân Murad’ın büyük oğlu ve veliahdıdır. Bursa’da babasının tahta çıktığı sene yani 761/1360 yılında Gülçiçek Hâtun’dan dünyaya gelmiş ve 791/1389 yılının Ramazan ayının beşinde de babasının şahâdeti üzerine tahta çıkmıştır. Padişah olmadan evvel sırasıyla Kütahya, Hamid İli ve ilk Amasya Sancak Beyliği gibi tecrübeleri bulunmaktadır.

Osmanlı Devleti’nin Kosova’da haçlı ordularıyla meşgul olmasını fırsat bilen Karamanoğulları, Osmanlı Devleti’ne ait sancak ve kazalara hücum başlattı. Bunu gören Yıldırım, 1390 yılının ilk günlerinde Anadolu birliğini tehlikeye sokmamak için hemen bu bölgeye intikal etti. Germiyan, Aydın, Menteşe ve Saruhan Beylikleri Osmanlı Devleti’ne bağlılıklarını bildirince, hemen 1390-91 kışında Ankara’ya gelerek orada kışlasını kurdu. Sonradan yanına Bizans İmparatoru II. Manuel’i de alarak Karaman bölgesine geçti ve onları ikaz etti. Zaten Karamanoğlu Damad Alâ’addin Bey de firar etmişti. Ege Adalarını vurarak Venedik Cumhuriyet’ine gözdağı vermeyi de ihmal etmeyen Yıldırım’ın bütün hayali İstanbul’u fethetmek idi. Bu sebeple 1391’de 7 ay sürecek olan İstanbul kuşatmasına başladı. Bizans’ın sulh ile itaat edeceğini umuyordu; ama olmadı.

Rumeli’nde gayr-i müslimlerle uğraşan Osmanlının aleyhine, durumu fırsat bilen Karamanoğlu-Candaroğlu ve Sivas’daki Kadı Burhâneddin’in ittifak yaptığı duyuldu. 1392’de Candaroğlu halledildi; İsfendiyaroğulları da Osmanlı’ya itaat etti. Kadı Burhâneddin ile olan savaş daha dehşetli idi. Yıldırım’ın oğlu Şehzâde Ertuğrul’un kumandasındaki Osmanlı ordusu, Çorum yakınlarında yenik düştü. Bu arada Yıldırım’ın kendisi Rumeli seferine devam ediyor ve 1392’de filozoflar diyarı olarak bilinen Atina Osmanlıya teslim oluyordu.

Bütün bu gelişmelerden rahatsız olan Macar Kralı Sigismund, üçüncü bir haçlı seferi hazırlığında idi. Gerçekten her çeşit düşman milletin yer aldığı 70.000 kişilik orduyla Tuna’yı geçerek Niğbolu’yu kuşattı ve düşman kuvvetler 130.000’e ulaştı. Ancak 25 Eylül 1396 tarihinde Avrupalıların asırlarca unutamayacakları Niğbolu Zaferi kazanıldı ve Yıldırım, artık Halife I. Mütevekkil tarafından Sultân-ı İklim-i Rum ve Sultân diye anılmaya başlandı. Üçüncü haçlı seferini fırsat bilerek yine Osmanlı topraklarına saldıran Karamanoğulları ise, nihâî dersi hak etmişlerdi ve gerçekten 1397’de Konya’ya giren Yıldırım eniştesi olan Karamanoğlu Beyini idam ettirdi ve Konya’yı Osmanlı Devleti’nin Karaman Eyâleti olarak ilan etti. Artık Anadolu birliği sağlanmış ve bütün Anadolu neredeyse Osmanlı Devleti’nin olmuştu. Rumeli’de Balkanlar Osmanlının hâkimiyetine girmişti.

İşte böyle bir dönemde Doğudan büyük bir tehlike geliyordu. Doğu Türkistan Hakanı Aksak Timur veya Timurlenk, fırtına gibi eserek Doğu Anadolu’yu tehdit ediyor ve memleketleri ellerinden alınan ve Osmanlıdan memnun olmayan Anadolu beyleri Timur’u tahrik ettikleri gibi, Timur’un düşmanları olan bazı beyler de Yıldırım’a sığınmış bulunuyorlardı. Timur nazik sayılabilecek bir üslupla Yıldırım’dan bu beyleri salı-vermesini ve kendisine tabi olmasını, şartlarının kabulü halinde, gayr-i müslimlerle olan cihadını takdir ettiği Osmanlı ordusuna yardım edeceğini ifade eden bir mektup gönderdi (Mektup, ‘Rum Meliki Yıldırm Beyazid’ diye başlamaktadır). Buna karşı Yıldırım’ın cevabı çok sert ve hatta hakaretâmiz oldu (Mektup, ‘Ey Timur denen parçalayıcı köpek ve Tekfurlardan daha kâfir olan adam’ diye başlamaktadır).

Neticede kaderin cilvesiyle Yıldırım’ın strateji açısından üstün görüldüğü uğursuz Ankara Meydan Muharebesi meydana geldi ve 28 Temmuz 1402 tarihinde Osmanlı ordusu yenik düştü ve Padişah esir alındı. Bu hadiseyle Osmanlı Devleti, cihan devleti olmaktan çıkmış ve yeniden başa dönmüştü. Zira bu savaşı takip eden yıllarda, 8 yıl kadar Anadolu’da kalan Timur buralarda terör estirdi ve eski beylere beyliklerini tamamen iade etti. 3 Mart 1403’de, bazı tarihçilerin ileri sürdüğü gibi intihar ederek değil, sıkıntıdan doğan bir kaç çeşit hastalığa dayanamayan Yıldırım vefat etti ve Osmanlı Devleti için Fetret Devri denen ara dönem başladı.

Yıldırım Beyazid devrinin ileri gelen devlet adamları arasında, iyi bir devlet adamı olmakla beraber takvâ cihetinden zayıf olduğu ittifakla açıklanan Çandarlı Ali Paşa, Timurtaş Paşa, Süleyman Paşa, İshak Bey ve Mihal oğlu Muhammed Bey zikredilebilir. Onun devrindeki âlimlerden ise, Şemseddin Fenari, oğlu Muhammed Şah Fenari, Hâfızuddin Muhammed Kürdî, Şeyh Kutbuddin İznikî ve Şihâbüddin Sivasî unutulmamalıdır. Devrinin Horasan erenlerinin başında, Emir Sultân denen Beyazid’in damadı Şemseddin Muhammed Huseynî, Hacı Bayram ve Şeyh Abdurrahman-ı Erzincanî gelmektedir. Mevlid yazarı Süleyman Çelebi de onun zamanındaki en büyük şairlerdendir.

ZEVCELERİ: 1- Germiyanoğlu Devlet Şah Hâtun; İsa, Mustafa ve Musa’nın annesi. 2- Devlet Hâtun; Yine Germiyanoğlu olduğu söylenen ve Sultân Mehmed Çelebi’nin annesi ve ilk Vâlide Sultân. 3- Hafsa Hâtun; Aydınoğlu İsa Bey’in kızı. 4- Sultân Hâtun; Dulkadiroğlu Süleyman Şah kızı. 5- Marya (Olivera Despina) Hâtûn; Sirbistan Kralı Lazar’ın kızı. ÇOCUKLARI: 1- Ertuğrul Çelebi. 2- İsa Çelebi. 3- Mustafa Çelebi (Tartışmalıdır). 4- Büyük Musa Çelebi. 5- İbrahim Çelebi. 6- Kâsım Çelebi. 7- Yusuf Çelebi. 8- Hasan Çelebi. 9- Erhondu Hâtun. 10- Fatma Hâtun. 11- Paşa Melek Hâtûn. 12- Oruz Hâtûn. 13- Hundî Hâtûn. 14- Şehzâde Mehmed .

1389 Sultan I. Murad’ın şehit edilmesi.
Yıldırım Beyazid’in tahta çıkışı.
Yıldırım Beyazid’in oğlu Çelebi Mehmed’in doğumu.
Yıldırım Beyazid’in, Devlet tarihinde en önemli bir yetkiyi üstlenmesi.
Bizans İmparatorlarını tayin ve azletmesi.
1390 Aydın-Saruhan-Germiyan-Menteşe Beyikleri’nin Osmanlı Devleti’ne katılması.
Karaman seferi.
Konya’nın kuşatılması.
Yıldırım Beyazid’in Sırp Prensesi Olivera ile evlenmesi.
Gelibolu tersanesinin inşası.
Alaşehir’in alınması.
İstanbul’un Türkler tarafından ilk kuşatılması.
1391 İkinci Mora seferi.
Macaristan’da ilk Osmanlı zaferi.
1392 Kastamonu Beyliği’nin işgal edilmesi.
Çandaroğlu İsfendiyar’ın Osmanlı hakimiyetine girmesi.
İşkodra ve Amasya’nın işgali.
1393 Devlette hukukî gelişme.
Mahkeme Rüsumu’nun konulması.
1394 Selanik ve Yenişehir bölgesinin fethi.
Arnavutluk istilası.
1395 İstanbul’un ikinci kuşatması.
Beyazid’in Abbasi Halifesinden “Sultan” ünvanını istemesi.
Niğbolu zaferi.
1396 Yıldırım Beyazid’e “Sultan-ı Rum” ünvanının verilmesi.
Arnavutluk fethi.
Akçay Zaferi.
Karaman ülkesinin Osmanlı hâkimiyetini kabulü.
1397 Anadolu Hisarı’nın Yıldırım Beyazid tarafından inşası.
İstanbul’un üçüncü defa kuşatılması.
Yıldırım’ın Yunan seferi.
Kadı Burhaneddin’in ölümü.
Karadeniz Beylikleri’nin zaptı.
1398 Dulkadir Beyliği’nin hakimiyet altına alınması.
1399 Yıldırım Beyazid-Timur anlaşmazlığının başlaması.
1400 İstanbul’da bir Türk mahallesi, şeriye mahkemesi ve bir cami yapılması.
İstanbul’un dördüncü defa kuşatılması.
1401 Erzincan Beyliği’nin işgali.
1402 Ankara Savaşı.
Yıldırım Beyazid ile Timur ordusunun karşı karşıya gelmeleri, beklenilmiyen bir bozgunla savaşın kaderinin değişmesi.
Ankara bozgunu ve Yıldırım Beyazid’in esareti.
Fetret Devri.
Osmanlı Devleti’nde kardeşler, Şehzadeler arası mücadelenin başlaması ve çeşitli olaylarla devletin on yıl sürecek iktidar mücadelesi içinde ve çatışma ortamında zaman kaybetmesi.
Üç şehzade idaresinde üç ayrı Osmanlı hükümeti.
Bursa, İznik ve İzmit şehirlerinin yağmalanması.
Osmanlı ülkesinde anarşinin başlaması.
1403 Yıldırım Beyazid’ın vefatı.
Sultan I. Mehmed’in tahta çıkışı.


I. Murad

Posted by Adsız On 0 yorum




I. Murad (Sultan Murad Hüdavendigar Han)

Babası: Sultan Orhan Bey
Annesi: Nilüfer Hatun
Doğum Tarihi: 1326
Tahta Çıkışı: 1360
Şehid Olduğu Tarih: 1389Osmanlı tarihinde
I. Murâd, Murâd Hüdâvendigâr ve Gâzi Murâd Hüdâvendigâr adlarıyla anılan Sultân Murâd, 1326 (726 H) yılında dünyaya geldi ve 1362 Mart ayında 35-36 yaşlarında iken Osmanlı Padişahı olarak tahta geçti. Hüdâvendigâr, hükümdâr demektir ve sonradan o zaman Osmanlı Devleti’nin başşehri olan ve kendisinin de valilik yaptığı Bursa’ya da Hüdâvendigâr Sancağı adı verildi.

Seferlerine Ankara’nın yeniden fethiyle başlayan Sultân Murâd, 1362 Temmuz’unda Edirne’yi zabtetti ve kendisine yeni başşehir yaptı. Bunu Balkanların önemli bir merkezi olan Filibe’nin fethi takip etti (1363). Osmanlı Devleti’nin Avrupa topraklarında bu ilerleyişi Hıristiyanları korkuttu ve Papa V. Urbanus’un tahrikiyle Osmanlı Devleti ilk haçlı seferine maruz kaldı. Ancak 60.000 kişilik haçlı ordusu 10.000 kişilik Hacı İlbeğ komutasındaki Osmanlı ordusunun yaptığı bir baskın sonucunda sındı ve tarihe Sırpsındığı zaferi olarak geçti (1363). Bunu Sırbistan’ın bir kısmı ile Bulgaristan’ın Osmanlı’ya ilhakı takip etti ve 1365 yılında da Dubrovnik (Raguza) ile ilk milletlerarası andlaşma imzalandı.

1375’de Hamidoğulları sembolik bir bedelle topraklarının yarısını Osmanlıya terk etti ve böylece Germiyanoğlu ile Karamanoğlu arasına Osmanlı girmiş oldu.

1383’de Candaroğulları Hamidoğullarının arkasından Osmanlı’yı metbû’ tanıyınca, Karaman oğulları rahatsız olmaya başladı ve 1386’da Osmanlı Karamanoğulları ihtilafı başladı. Her ne kadar, Sultân Murad’ın oğlu Şehzâde Bâyezid kahramanca savaşarak Karaman oğullarını dağıtıp Yıldırım ünvanını aldıysa da, bunu fırsat bilen Sırp Kralı Balkanlarda Osmanlı’nın üzerine yürüdü ve hatta Timurtaş Paşa komutasındaki Osmanlı ordusunu bozguna uğrattı (Ploşnik Olayı, 1387). Bundan cesaret alan haçlı orduları, Sırpı ile Bulgarı ile Ulahı ile, hep birlikte Osmanlı Devleti’nin aleyhinde ittifak ettiler ve Kosova’da 20 Haziran 1389 günü Osmanlı ordusu ile karşı karşıya geldiler.

Osmanlı ordusu, I. Kosova Zaferi diye tarihe geçen zaferle haçlı ordularını yendi ve 500 yıl kadar sürecek olan Balkan Hakimiyetini başlatmış oldu. Ancak bu güzellikler arasında, Miloş Obiliç adlı yaralı bir Sırp askeri tarafından Murâd Hüdâvendigâr hançerle vurularak şehid edildi (20.6.1389) ve Bursa’ya nakledilerek kendi adına yaptırılan Cami haziresine gömüldü. Osmanlı Devleti Balkanlara hâkim olmuş, Bulgaristan tamamen Osmanlı’nın eline geçerken Sırbistan’ın da önemli bir kısmı feth edilmişti. 37 muharebede bizzat bulunan Sultân Murâd, 27 yıl içinde babasından aldığı mirası 5 kat artırarak 500.000 km2’lik bir büyük devleti Osmanlı milletine miras bırakıyordu.

Batılı tarihçilerin de itirafıyla, fethettiği topraklarda Ortodokslara, Katoliklere ve diğer din mensuplarına kendi dindaşlarından daha iyi davrandı. Verdiği sözde durması hasebiyle dost düşman herkes tarafından sevilir hale geldi. Devlet teşkilâtçılığında da zirvedeydi. Her ne kadar yeniçeri teşkilâtı babası zamanında kurulmaya başlansa da, asıl yeniçeri ve acemi oğlanları teşkilâtlarını kuran ve geliştiren kendisi oldu. İstanbul'u ilk kuşatan Osmanlı Padişahı da kendisiydi.

Murâd Hüdâvendigâr’ı muvaffak eden sebeplerin başında onunla birlikte çalışan ehliyetli devlet adamlarını zikretmek gerekiyor. Bunların başında, bir görüşe göre Sultân Murâd zamanında ihdas edilen kazaskerliğe ilk defa getirilen Çandarlı Halil Efendi’yi zikretmek gerekiyor. Bu vazifeye gelir gelmez, Karamanlı Kara Rüstem’in de yardımıyla Maliye teşkilâtı tanzim edildi ve Sultân Orhan zamanında başlatılan Yeniçeri ve Acemioğlanları Teşkilatını bütün ayrıntılarıyla kurmaya muvaffak oldu. 1372 yılında da Vezir oldu ve artık Halil Hayreddin Paşa diye anılmaya başlandı. Diğer devlet adamları arasında ise, Halil Hayreddin Paşa’nın oğlu Ali Paşa’yı, yeniçeri ve acemi oğlan teşkilâtında büyük payı bulunan Timurtaş Paşa ve Lala Şahin Paşa’yı, kahramanlıkları ile meşhur Saruca Paşa, Evrenos Beğ, İne Beğ, Paşa Yiğit, Müstecap Subaşı ve Hacı İlbeğ’i zikretmek gerekmektedir.

Asrındaki âlimlerden ise Aksaray’lı Cemâlüddin Muhammed bin Muhammed, Bursa kadılarından ve Kâdîzade-i Rumî’nin babası Mahmûd Bedreddin ve de Azerbaycan Kadısı ünvanıyla meşhur Mevlânâ Burhânüddin’i zikretmek gerekmektedir.

ZEVCELERİ: 1- Gülçiçek Hâtûn; Yıldırım Bâyezid’in ve Yahşi Bey’in Annesi. 2- Marya Thamara Hâtun; Bulgar Kralının kızı. 3- Paşa Melek Hâtun; Kızıl Murad bey’in kızı. 4- Candar Oğullarından bir beyin kızı. 5- Bulgar Beyinin kızı. ÇOCUKLARI: 1-Yıldırım Bâyezid. 2-Ya‘kub Çelebi. 3- Savcı Bey. 4- İbrahim Bey. 5- Yahşi Bey. 6- Halil Bey; 7- Özer Hâtun; 8- Sultân Hâtun. 9- Nefise Melek Sultân Hâtûn.



1360 Orhan Gazi’nın vefatı.
Rumeli’de bulunan şehzade Murad Bey’in Bursa’ya hareketi.
Sultan I. Murad’ın tahta çıkışı.
Şehzade Bayezid’in doğumu.
Ankara’da fiili hakim durumunda olan Ahi’lerin, Karamanoğullarının baskısı sonucu, Osmanlı hakimiyetinden çıkmaları.
Edirne’nin kuşatılmasına karar verilmesi.
1361 Ankara, Sultanönü Bölgesi’nin işgali.
Devlet’te ilk Kazaskerlik Makamı’nın kurulması.
Çorlu, Keşan, Dimitoka, Pınarhisar, Babaeski ve Lüleburgaz kasabalarının ve Edirne’nin fethi.
Ankara şehrinin Murad Hüdavendigar tarafından zaptı.
Murad Hüdavendigar’ın ordu komutanları, Lala Şahin Paşa, Hacı İlbey ve Evrenos Beyleri yeni fetihler için görevlendirmesi.
Bizanslıların Burgaz, Malkara ve Çorlu’yu geri almaları.
Lala Şahin Paşa’nın Beylerbeyi olarak tayini ve Rumeli Ordu Komutanlığına getirilmesi.
Rumeli’nin Türkleştirilmesi hareketinin genişletilmesi.
Lüleburgaz’da Sultan Murad, Lala Şahin ve Evrenos Bey’in katılımı ile Harp Meclisi’nin toplanması.
Edirne’nin zaptı kararının alınması.
Bizans ve Bulgar kuvvetlerinin mağlup edilmesi.
Sultan Murad’ın karargâh merkezi yaptığı Dimetoka’ya gelişi.
Burada bir camii ve küçük bir saray inşaatına başlanması.
Filibe yakınında Meriç Nehri üzerinde bir köprü inşa edilmesi.
1362 Yeniçeri Ocağı’nın temeli olan Pençik Kanunu’nun çıkışı.
1363 Filibe’nin fethi.
Bizans İmparatorluğu’nu, Osmanlı İmparatorluğu’na tabi bir Devlet haline getiren antlaşmanın imzalanması.
1364 Sırp Sındığı savaşı.
Sultan Murad’ın Bursa’ya dönüşü.
Bilecik’te, Sırp Sındığı zaferi anısına bir camii yapılması.
Biga’nın fethi.
1365 Dubrovnik Cumhuriyeti’nin ticaret anlaşması imzalayarak Osmanlı Devleti himayesine girmesi.
1366 Gelibolu’nun elden çıkışı.
1367 Karınova, Aydos ve Burgaz Kaleleri’nin fethi.
1368 Vize, Kırkkilise ve Tirebolu Kaleleri’nin fethi.
Edirne’nin Devlet Merkezi olması.
Edirne’de ilk mimari faaliyetlerin başlaması.
Eski Saray’ın inşaatı.
1369 Bizans İmparatoru Paleologos’un, Türklere karşı bir Haçlı seferi açılması için Roma’da Papa ile görüşmesi ve katolik mezhebine geçmesi.
1371 Somaku Meydan Muharebesi’nin kazanılması.
Çirmen zaferi.
1372 Adriyatik Denizi’ne ilk akınların başlaması ve Yunanistan’ın Atik Bölgesi’ne ilk Osmanlı akınları.
1373 Bizans İmparatoru’nun Osmanlı İmparatorluğu tabiyetini kabul ettiğini bildirdiği belgeyi yenilemesi.
Makedonya fethinin başlaması.
1374 Çandarlı Hayreddin Paşa’nın Selanik seferine başlamak üzere ordusu ile hareketi.
1375 Niş’in fethi, Sırp kralının tabiyet anlaşmasını yenilemesi.
1376 Bulgar Krallığı’nın Osmanlı hâkimiyetini kabulü.
Bizans İmparatoru’nun himaye antlaşmasını kabul ederek, Gelibolu’yu Osmanlılara iadesi.
1381 Germiyan Beyi kızının, Kütahya, Simav, Eğrigöz ve Tavşanlı kasabalarını çeyiz olarak Osmanlı ülkesine katması.
Hamidoğulları Beyliği’nden 6 şehrin satın alınması.
1382 I. Murad’a “Hüdavendigar” ünvanının verilmesi.
1383 Kara Timurtaş Paşa’nın Arnavutluk akını.
1384 Bosna-Hersek akını.
1385 Ohri’nin fethi.
Arnavutluk’ta Savra zaferi.
Savcı Bey isyanı.
1386 Niş ve Sofya’nın alınışı.
Mısır Kölemenleri ile ilk siyasi ilişkiler.
1387 Veziriazam Çandarlı Hayreddin Paşa’nın ölümü.
İkinci vezir Çandarlı Ali Paşa’nın vezir olması.
1389 Konya’da Osmanlı Karaman Savaşı.
Bosna’da Sırp, Arnavut ve Hırvatlar arasında Türklere karşı ittifak yapılması.
Ploşnik bozgunu ve Osmanlı Devleti’ne karşı Balkan İttifakı’nın kurulması.
Silistre, Ziştovi, Niğbolu, Plevne, Lofça, Deliorman ve Dobruca’nın Türk hakimiyeti altına alındı.
I. Kosova zaferi.
Osmanlılara karşı çıkan karışıklıklar ve Sırp Miloş Obroneviç tarafından I. Murad’ın şehit edilmesi.
Yıldırım Bayezid’in tahta çıkışı.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Sayfamızı Beğenmenizle
Mutluluk Duyarız