Social Icons

Pages

Mehmed etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mehmed etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sultan VI. Mehmed Vahîdüddin Han

Posted by Adsız On 2.03.2010 0 yorum



Sultan VI. Mehmed
Vahîdüddin Han

Babası :
Sultan Abdülmecid
Annesi : Gülistü Sultan
Doğduğu Tarih : 2 Şubat 1861
Padişah Olduğu Tarih : 4 Temmuz 1918
Saltanatın Ilgası : 1 Kasım 1922




Resmen VI. Mehmed diye bilinen ve halk arasında Sultân Vahîdüddin ünvanıyla tanınan Sultân VI. Mehmed Vahîdüddin Hân, Şubat 1861 yılında Dolmabahçe Sarayı’nda, Sultân Abdülmecid’in IV. Kadınefendisi Gulistû (Gülistan) Hanımefendi’den dünyaya geldi. İttihâdcıların, asıl veliahd olan Sultân Aziz’in oğlu Yusuf İzzeddin’i intihar süsü vererek katletmeleri üzerine Osmanlı veliahdı oldu ve 4.7.1918 tarihinde Osmanlı tahtına oturdu. İyi bir İslâm hukukçusu, Almanya İmparatorluk mareşali ve Osmanlı müşiri ünvanlarına sahip iyi bir asker ve de musikiye âşık bir bestekâr idi. Almanya ve Avusturya seyahatlerinde kendisinin yaveri olan Mustafa Kemal, Padişah olduktan sonra da bir süre fahrî yaverliğini sürdürdü. Padişah olduğunda Hz. Ömer’in kılıcını maneviyât eri Mehmed Bah’aaddin Veled Çelebi kuşattı. Maneviyâtı güçlü bir padişahdı.

18 Kasım 1922’de İstanbul’u terk edinceye kadar geçen sıkıntılı saltanat yıllarında, onunla birlikte vazife ifa eden sadrazamlar arasında, İttihâdcıların reisi Mehmed Tal’at Paşa ve 5 defa hükümeti kuran Dâmâd Ferid Paşa; Şeyhülislâmlar arasında ise, Kuvay-ı Milliye aleyhine mecburen fetvâ veren Dürrî-zâde Abdullah Efendi ve Hürriyet ve İ’tilâf Partisinin adamı olan Mustafa Sabri Efendi, özellikle zikredilmelidir.

Sultân Vahîdüddin’in saltanatından 4 ay geçmeden 30 Ekim 1918 tarihinde uğursuz Mondros Mütârekesi imzalandı. Bunu Osmanlı topraklarının i’tilaf devletleri tarafından işgali takip etti.

İngilizler Kasım 1918’de Musul’u işgal ettiler; müttefik filo Kasım 1918’de İstanbul’a geldi ve 16 Mart 1920’de İstanbul resmen işgal edildi. Bu tarihten sonra sâdır olan Padişah İrâdelerini ve hatta hükümet kararlarını, sanki Sultân Vahidüddin’in arzusu ve kararı gibi görmek, tarihi yanlış yorumlamak demektir. Bu tarihten sonra Sultân Vahidüddin, hem işgal kuvvetlerini oyalamaya ve hem de elden geldiği kadar Kuvay-ı Milliye’yi destekleyerek yeni Türk Devletinin ortaya çıkmasını, şahsı aleyhine de olsa desteklemeye karar vermiştir. Artık yeniden Osmanlı Devleti’nin hayat bulamayacağının farkındadır. Yapılan bütün icraatlar bunu göstermektedir.


Sultân Vahidüddin, İstanbul’un düşman filoları tarafından kuşatıldığını ve topların Saraya çevirdiğini görür görmez, hemen yakın kumandanlarla Anadolu’da istiklâl tohumlarının nasıl atılacağını müzâkere etmeye başlamıştır. Filonun geldiği Kasım 1918’den Mayıs 1919’a kadar devam müzâkereler sonucunda, Mustafa Kemal ile defalarca görüşmüş ve Yıldız Sarayı’ndaki son ve gizli görüşmede, Anadolu’ya görevli olarak gitmesine ve milli bir idare kurulmasına karar verilmiştir. Neticede İtilaf Devletleri Yüksek Komiserliğinden Mustafa Kemal’in vizesini alan, elindeki imkânlarla onu destekleyen ve Samsun’a çıkması için yeterli bir vapur hazırlatan Sultân Vahidüddin, Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ulaşmasından sonra da, hükümetleri vasıtasıyla ve şifrelerle Mustafa Kemal’i desteklemeye devam etmiştir. Sayın Murad Bardakçı’nın yayınladığı Şah Baba isimli eser ve Osmanlı Arşivlerindeki belgeler, bütün bunları doğrulamaktadır. Sultân Vahidüddin’in Mustafa Kemal’e ayrılırken söylediği son söz, “Cenab-ı Allah muvaffak etsin” sözüdür.

16 Mart 1920’de İstanbul işgal edilince 23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi Ankara’da toplanmıştır. Düşmanlar Sevr Muâhedenâmesini, ne işgal altındaki Osmanlı Devleti’ne ve ne de Ankara Hükümetine imza ettirememişlerdir. Anadolu’da imanlı milletin desteğiyle muvaffakiyetler kazanan Kuvay-ı Milliye ekibi ve özellikle de Mustafa Kemal ve arkadaşları, Başvekil Rauf Orbay’ın muhâlefetine rağmen, Anadolu’ya saltanat ve hilâfeti kurtarmak için geldiklerini çeşitli nutuklarında söylemelerine rağmen, evvela saltanata cephe almaya başlamışlardır. Cumhuriyet İdaresi kurarak Cumhurreisi olmak isteyen Mustafa Kemal, Türkiye Büyük Millet Meclisine 1 Kasım 1922’de saltanatı ilga ettirmiştir. Bu arada kendi nâzırlarından ve meşhur Osmanlı gazetecilerinden Ali Kemal Bey’in, bazı kimseler tarafından İzmit’e kaçırılarak linç edilmesi, Sultân Vahidüddin’in Ankara’daki havayı sezmesine yardımcı olmuştur. Ankara’nın niyetini anlayan Sultân Vahidüddin, hem yeni kurulacak olan devlete zorluk çıkarmamak ve hem de daha fazla hakaretlere maruz kalmamak için, 18 Kasım 1922’de İstanbul’u terk etmiştir. Zaten 5 Kasım 1922’de resmen Osmanlı Devleti tarihe gömülüyor ve İstanbul Ankara’da kurulan milli devletin hâkimiyeti altına giriyordu.

Malta, Hicâz ve Mısır’a uğradıktan sonra İtalya’nın San Remo şehrine gelen Sultân Vahidüddin, 16 Mayıs 1926 tarihinde aynı şehirde, kederinden vefat etmiştir. Cenazesi Şam’a nakledilerek Yavuz Sultân Selim Camii Haziresine defn olunmuştur.

ZEVCELERİ (KADIN EFENDİLERİ): 1- Emîne Nâzik-edâ Baş KadınEfendi. 2- Şâdiye Meveddet II. Kadın Efendi. 3- İnşirâh Kadın Efendi. 4- Nevvâre Üçüncü Kadın Efendi. 5- Ni‘met Nev-zâd Hanım Efendi.

ÇOCUKLARI: 1- Mehmed Ertuğrul Efendi. 2- Münîre Sultân. 3- Rukıyye Sâbiha Sultân. 4- Fatma Ulviyye Sultân. 5- Fenîre Sultân .



Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı
04.07.1918 VI. Mehmed Vahdeddin’in Padişah oluşu.
23.07.1918 İstanbul üzerinde 6 uçaklık düşman filosu tarafından taarruz uçuşu.
27.07.1918 Düşman uçak filosunun İstanbul’a ikinci taarruz denemesi.
07.08.1918 Mustafa Kemal Paşa’nın, Filistin’de 7’nci Ordu Kumandanlığına 2. defa tayini.
21.08.1918 2 ayrı uçak filosunun; Harbiye Nezareti üzerine hedefledikleri bomba, çarşı yakınına düşmüş ve 8 kişi yaralanmıştır.
25.08.1918 Düşman uçaklarının dördüncü taarruzu.
27.08.1918 Düşman uçaklarının beşinci taarruzları. Bir çocuğun ölmesi, 11 kişinin yaralanması.
31.08.1918 Osmanlı tarihinde son Kılıç olayı.
21.09.1918 Nasıra’nın İngilizler tarafından alınması.
23.09.1918 Hayfa ve Akka’da İngiliz işgali.
28.09.1918 Alman-Osmanlı uçaklarının Limni-Taşoz’da bulunan düşman uçak hangarlarını bombalaması.
01.10.1918 Şam’ın düşmesi, Türk Ordusu’nun Halep’e geri çekilmesi.
08.10.1918 Talat Paşa’nın istifası, “İttihât Terakki’nin iş başından düşürülmesi.”
14.10.1918 Ahmed İzzet Paşa’nın sadareti. Fethi (Okyar) Bey’in Dahiliye, Cavid Bey’in Maliye Bakanlığı’na getirilmesi.
27.10.1918 Haleb’in düşmesi.
30.10.1918 Mondros Mütarekesi imzalanması ve Osmanlı Devleti için harbin sona ermesi.
03.11.1918 İttihat Terakki ileri gelenleri (Talat-Enver-Cemal Paşaların) Yurt dışına kaçışları.
08.11.1918 İzzet Paşa’nın istifası, Tevfik Paşa’nın ikinci sadareti.
13.11.1918 Düşman filolarının İstanbul’a gelişi ve işgale başlamaları.
21.12.1918 Meclis-i Mebusan’ın Padişah tarafından kapatılması.
13.01.1919 Fahri (Belen) Paşa ve kuvvetlerinin Medine’de teslim olmaları.
30.01.1919 İttihatçıların tutuklanması.
09.02.1919 İtilâf Kuvvetleri Komutanı General Franchet D’Esperey’in İstanbul’a gelişi.
15.02.1919 İtilâf Devletleri’nin her alanda Mütareke dışı hareketleri.
03.03.1919 Tevfik Paşa’nın istifası, Damad Ferid Paşa’nın sadareti.
10.04.1919 Kars’ın Ermenilere işgal ettirilmesi.
20.04.1919 Ardahan’ın Gürcüler tarafından işgali.
29.04.1919 Antalya’nın İtalyanlar tarafından işgali.
11.05.1919 Yunanlıların Fethiye’yi işgali.
13.05.1919 İtalyanların Kuşadası’nı işgali.
Urfa, Antep, Maraş ve Adana Bölgesi’nin İngiliz ve Fransızların ortak işgali.

15.05.1919 İzmir’in Yunanlılar tarafından işgali.
30.04.1919 Dokuzuncu Ordu Müfettişliğinin kurulması.
05.05.1919 Dokuzuncu Ordu Müfettişliğinin Yetki ve Selahiyetlerini belirleyen talimat hazırlanması.
14.05.1919 Mustafa Kemal’in Damad Ferid Paşa ile görüşmesi.
16.05.1919 Mustafa Kemal’in, son defa olarak Vahdeddin ile görüşmesi.
Mustafa Kemal’in Bandırma vapuru ile Samsun’a hareketi.

26.05.1919 Padişah’ın başkanlığında Saltanat Şurası’nın toplanması.
06.06.1919 Damad Ferid Paşa ve Heyetin Paris Barış Konferansı’na hareketi.
03.07.1919 Damad Ferid ve Heyetin Paris’ten İstanbul’a geri dönüşü.
20.07.1919 Damad Ferid Paşa’nın istifası.
21.07.1919 Damad Ferid Paşa’nın üçüncü sadareti.
30.07.1919 Damad Ferid’in, Erzurum Kongresi Başkanı Mustafa Kemal’i tutuklaması için Kâzım Karabekir Paşa’ya telgrafı.
03.09.1919 İstanbul Hükûmeti’nin, Elazığ Valisi Ali Galip vasıtası ile Sivas Kongresi’ni dağıtmak teşebbüsü.
12.09.1919 Mustafa Kemal Paşa’nın “İstanbul Hükûmeti, Anadolu’ya hakim değil, tabii olmak zorundadır” tamimi.
21.09.1919 Kuvay-ı İnzibatiye’nin Kuvay-ı Milliye’ye karşı İstanbul Hükûmeti tarafından kurulması.
30.09.1919 Damad Ferid Paşa’nın istifası.
02.10.1919 Ali Rıza Paşa’nın sadarete tayini.
04.10.1919 Anadolu ile İstanbul ilişkilerinin yeniden kurulması.
09.10.1919 Bahriye Nazırı Salih Paşa ile Mustafa Kemal arasında “Amasya Mülakatı” görüşmeleri.
22.10.1919 Amasya protokolunun imzalanması.
29.11.1919 Mustafa Kemal ve Heyet-i Temsiliye arasında toplantı.
Meclis-i Mebusan’ın İstanbul’da açılmasının kabulü.

12.01.1920 Meclis-i Mebusan’ın İstanbul’da açılması.
28.01.1920 “Misak-ı Milli”nin, İstanbul Meclisi’nde kabul edilmesi.
08.03.1920 Ali Rıza Paşa’nın istifası, sadarete Salih Paşa’nın tayini.
16.03.1920 Meclis-i Mebusan’ın İngilizler tarafından basılması.
02.04.1920 Salih Paşa’nın istifası, Damad Ferid’in 4. kez sadareti.
11.04.1920 Meclis-i Mebusan’ın feshedilmesi.
10.05.1920 Osmanlı Heyeti’nin Paris Barış Konferansına katılmaları.
10.06.1920 Damad Ferid’in Paris konferansına katılmaları.
22.07.1920 Padişah’ın Yıldız Sarayı’nda Saltanat Şurası’nı toplaması.
31.07.1920 Damad Ferid Paşa’nın istifası ve 5. sadareti.
10.08.1920 Damad Ferid ve yeni kabine tarafından Paris’te “Sevr” andlaşmasının imzalanması.
19.08.1920 Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Sevr anlaşmasını imza edenler ve Saltanat Şurası’nda olumlu oy verenlerin vatan haini olarak ilan edilmesi.
17.11.1920 Damad Ferid Paşa’nın istifası.
21.11.1920 Tevfik Paşa’nın 6. sadareti (Osmanlı Devleti’nin son başbakanı).
20.01.1921 Tevfik Paşa’nın Londra Konferansına çağrılması.
Tevfik Paşa ve Mustafa Kemal Paşa arasında, Londra konferansına gönderilecek heyet üyelerinin seçimi için telgraflaşmalar.

27.02.1921 Türk Dışişleri Bakanı Bekir Sami Bey ve Heyeti’nin 13 gün süren Londra Konferansına katılmaları.
Sadrazam Tevfik Paşa’nın konferansta “Ben sözü Türk Milleti’nin gerçek temsilcisi olan BMM Başdelegesine bırakıyorum” diyerek yetkiyi teslim etmesi.

10.09.1922 Tevfik Paşa Kabinesi’nin Sakarya Zaferini kazanan Başkumandan Mustafa Kemal Paşa’ya tebrik telgrafı.
22.09.1922 Damad Ferid Paşa’nın yurtdışına kaçışı.
11.10.1922 Mudanya Mütarekesinin imzalanması.
29.10.1922 Vahdeddin’in Refet Paşa ile görüşmesi.
30.10.1922 TBMM’nde Saltanat ve Hilâfet hakkında görüşmeler.
01.11.1922 TBMM’nde saltanatın kaldırılması.
04.11.1922 Sadrazam Tevfik Paşa ve Kabinesi’nin istifasını Padişah Vahdeddin’e sunması.
10.11.1922 Vahdeddin’in son Cuma selamlığı.
16.11.1922

Padişah Vahdeddin’in, İngiliz himayesini istediğini bildiren mektubu, İstanbul İşgal Kuvvetleri Komutanı General Harrington’a göndermesi.


17.11.1922 Sultan VI. Mehmed Vahdeddin’in Malaya isimli İngiliz vapuru ile ülkeden kaçışı.
18.11.1922

Veliahd Abdülmecid’in TBMM tarafından Halife seçilmesi.



İşte, Sultan Vahideddin’in kendi kaleminden savunması

Paratoner görevi yaptım, musibetleri üzerime çektim

MEMLEKETE PARATONER OLDUM: ‘Karşınızda köklerinden koparılmış, bir girdapla sahile fırlatılıp atılmış bir kazazede var. Ben bu kargaşa içerisinde önümde daha ne kadar yol kaldığından habersizim ve bu işin neticesini de sadece Allah biliyor. ...Ne yapabiliriz ki? Kader, bu konuda düşündüğümden farklı bir yol çizdi.

Ben, dindar bir insanım. ...Vazifemi çok karmaşık bir dönemde, bir insanın yapabileceği en iyi biçimde tamamladığıma bütün yüreğimle ve kat’iyetle inanıyorum.

İnsanın zaafları da söz konusu... ‘Beşer şaşar’ ifadesinin doğru olduğunu çok iyi biliyorum ama, aşılması zaten imkánsız olan savaş zamanının engellerini ve daha sonra mütareke ile ortaya çıkan güçlükleri yenemediysem de, memleketimin iyiliği için yapmam gereken herşeyi yaptığımı iddia ediyorum.

Mütareke yıllarında ortaya çıkan bütün fácialara ve olaylara karşı gerçi kalkan olamadım ama paratoner vazifesi gördüm ve öyle zannediyorum ki, bütün musibetleri de üzerime çektim. Kendimi feda ederek vatanı kurtarmaya çalıştım. Ama gelin görün ki, bugün yaşayan kurban benim; daha doğrusu fedakárlığın kurbanı!’

KAÇMADIM, HİCRET ETTİM: ‘Her tarafı istilá eden inkılap ve ihtiras içerisinde bunaldım. Bana teklif edilen şekildeki hiláfete ne karşı koyma, ne de başeğme imkánı görmeyerek kamuoyunda sükûn ve durumda açıklık belirinceye kadar tehlikeli bölgeden geçici olarak ayrılmaya karar verdim. Gitmekle, vekili olduğum şánı yüce peygamberin yaptığını yaptım, kaçmadım, hicret ettim.’

İHANET ETMEDİM: ‘Talih ve kader bizi vatanımızdan ayırdı ve nihayet gurbetlere attı. Allah’ın takdiri ve kısmetimiz böyleymiş. ...Gerçi málum sebepler yüzünden dinime, vatanıma ve milletime arzu ettiğim kadar hizmete vakit ve imkán bulamadım ise de, asla ihanet etmedim. Şimdi burada zelil ve sefil bir halde kalmaktansa, Anadolu’da at sırtında olmalıydık. Ecdádımın sarıkları, aynı zamanda kefenleriydi. ...Anadolu’ya gidip ordunun başına geçmem konusunu dünürüm Sadrazam Tevfik Paşa’ya açtığım zaman, büyük bir muhalefete uğradım. ‘Böyle bir avantüre giremezsiniz. Biz, Mustafa Kemal Paşa ile haberleştik. Zaferden sonra, size bağlılığını bildirecek. Onun istemediği, sadece Damad Ferid Paşa’dır. Galip gelirse zafer sizin, Allah göstermesin yenilirse de bu yenilgi onun hesabına olacaktır. Vaktiyle Enver ve Talát yenilmişlerdi ve onların hatalarını düzeltmek için galip devletlerle şimdi siz mücadele içerisindesiniz. Anadolu’ya gidip mağlup olursanız vaziyeti kim kurtarır?’ deyip Anadolu’ya gitmeme máni oldu.’

ÜÇ BÜYÜK HATA YAPTIM: ‘Ben de insanım, hata etmediğim iddiasında bulunamam ve başlıca üç hatamı itiraf ederim: Birincisi, rahmetli biraderim Sultan Reşad’dan sonra saltanat makamını kabul etmem. İkincisi, mütareke hükümetlerine, başta Ferid Paşa olmak üzere Tevfik, İzzet, Ali Rıza ve Salih Paşalar gibi milletin ve devletin kalbur üstü isimlerine talihimi bağlayarak aldanmam. Üçüncüsü; devleti kuran ve halis muhlis Türk olan Osmanoğulları’nın memleketten sürgün edilip Hiláfetin ortadan kaldırılacağına asla inanmak istememem. ...Böyle bir tecrübeden sonra insanın vicdanının nasıl temizlendiğini, inancının ve tevekkülünün yeniden nasıl doğduğunu bilemezsiniz.’

PAŞA’YI BEN GÖNDERDİM: ‘Bugün içinde bulunduğum ve hak etmediğim düşmanlıktan rahatlık ve mutluluk duyuyorum. ...Bu, bana huzur da getiriyor. Eğer yaşarsam ve mücadeleden muzaffer çıkarsam, ‘bir kötülüğe batıp çıkmıştım’ diye teselli bulacağım. Düşmanlığa karşı mücadelenin yoğun, acı verici ama dayanılmaz olmadığına inandığım için kendimi feda ederek çok sevdiğim memleketimi kurtarmış olmaktan mutluluk duyacağım.

Memleket sevgim bana, İstanbul düşman süngüleri altındayken Mustafa Kemal Paşa’yı Yunanlıların üzerine göndermek gibi ağır bir kararı aldırarak iláhi bir mutluluğun da zevkini tattırdı.’

SEVR’İ İMZALAMAYACAKTIM: ‘O Sevr Andlaşması ki, elime ilk aldığımda keskin bir acı ve korkulu bir ürperti hissettim. ...Sevr bana göre ne bir andlaşmaydı ne de bir pakttı; kötülüğün baştan aşağı ta kendisiydi.

Bana gelince; mecburi ve geçici imza taktiğiyle biraz zaman kazanmaya çalıştım. Saltanat Şûrası’nı da zaten her türlü mes’uliyeti üzerime alarak galipleri ve zaferlerinden sonra Türkiye’ye karşı aşırı düşmanca bir tavır içine giren bu memleketlerin kamuoyunu biraz sakinleştirmek için teşkil etmiştim. Gelişmeleri bu şekilde beklerken biraz zaman kazanmaya çalıştım, zira olayların gidişatını normale sadece zaman çevirebilirdi.

...Eğer işler kötü gider ve bu oyalamakta muvaffak olamazsam, andlaşmayı imzalamaktansa tahttan feragat etmeye kararlıydım.’

HAZİNEYİ ALMADIM: ‘İstanbul’u terkederken Osmanoğulları’na ait bulunan ve benim için çok büyük kıymet taşıyan eşyaları yanıma almayı düşünmedim. Bu sebeple, yabancı bir memlekette şimdi beş parasız, yüzüstü ve ızdırap içinde kaldık.’

Kaynak: İşte, Sultan Vahideddin’in kendi kaleminden savunması, Murat Bardakçı, Hürriyet Gazetesi, 24 Temmuz 2004


Fatih Sultan Mehmed Han

Posted by Adsız On 1.03.2010 0 yorum




Fatih Sultan Mehmed Han
Babası :
Sultan II. Murad
Annesi : Hüma Hatun
Doğduğu Tarih : 30 Mart 1432
Padişah Olduğu Tarih : 1444-1451
Öldüğü Tarih : 3 Mayıs 1481


Fâtih Sultân Mehmed, 30 Mart 1432 tarihinde Edirne Sarayında Hüma Hâtun’dan dünyaya geldi. Annesi onun gerçek saltanatını görmeden 1449 yılında vefât eyledi. Bir görüşe göre 19 ve bir diğerine göre 21 yaşında babasının vefatı üzerine üçüncü defa saltanat koltuğuna oturdu ve sınırları Tuna’dan Kızılırmak’a kadar genişleyen Devletinin başşehri olarak İstanbul’u almak ve Hz. Peygamber’in övgüsüne mazhar olmak en büyük ideali idi.

İstanbul’u almak için Boğaz’a hâkim olmanın şart olduğunu bilen Sultân Mehmed, 1452’de Boğazkesen Hisârı dediği Rumelihisârını inşa ettirdi. Karşısında Yıldırım’ın inşa ettirdiği Anadoluhisârı yükseliyordu ve artık Osmanlının izni olmadan boğazı geçmek mümkün değildi. 1 Eylül 1452’de Edirne’ye dönen Sultân Mehmed, hemen kendisinin planlarını çizdiği topların dökümüne başladı. Deneyler yapıldı ve dünyanın harp aletleri alanında harikaları vücuda getirildi.

Planı sezen İmparator zor durumdaydı; zira Bizans ikiye ayrılmıştı. Avrupa, yardım için Katolik olmalarını istiyor ve Ortodokslar ise hayır diyordu. 12 Aralık 1452’de Ayasofya’da Katolik ayini yapılması, Sultân’ın işlerini kolaylaştırıyor ve Bizans Başbakanı Notaras, “Bizans’ta Latin şapkası görmektense, Türk sarığı görmeyi tercih ederim” diyordu. Bizans’lılar parlayan ateşlerine ve Hz. Meryem’e güveniyorlardı. Ancak 1453 Şubatında Edirne’den yola çıkan toplar 5 Nisanda İstanbul önlerine geldi. 6 Nisan’da muhasara başladı. 53 gün süren muhasara sırasında Fâtih’in ordusu, tarihe geçen kahramanlıklar yazdı. Bizans’ın Galata ile Sarayburnu arasına gerdiği zincirler, Osmanlı donanmasının karadan yürütülerek Haliç’e girmesiyle parçalanmıştı. Muhasaranın 53. Günü Hz. Peygamber’in müjdelediği fetih 29 Mayıs 1453 günü gerçekleşti ve Osmanlı ordusu tekbir sesleriyle Topkapı ve Eğrikapı yönlerinden İstanbul’a girdi. Ayasofya’ya sığınan on binlerce insanın burnu bile kanamadı ve İslâm Hukukunun bu konudaki hükümleri aynen uygulandı ve herkese temel hak ve hürriyetleri tanındı.

Fâtih’in fetihten sonra yaptığı ilk iş, İstanbul’un maddi ve manevi imar edilmesidir. Bu işi tamamladıktan sonra Belgrad hariç bütün Balkanları Osmanlı Devleti’ne ilhak eyledi. Batıyı emniyete aldıktan sonra, kendisine pürüz çıkaran Karamanoğulları ve İsfendiyaroğulları Beyliklerini tamamen ortadan kaldırdı. Bu arada Bizans’ın artığı olan Trabzon’daki Pontus İmparatorluğu da 1461 yılında tamamen tasfiye edilmiş oldu. Komutanlarından Gedik Ahmed Paşa, Kırım’ı aldı.

Bütün bu fetihler, başta Abbasî Halifesi olmak üzere herkes tarafından takdir edilirken, Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan Fâtih’e kafa tutuyordu. Bunun üzerine Erzincan civarındaki Otlukbeli denilen yerde 1473 tarihinde bu sıkıntı da bertaraf edildi ve artık Osmanlı devleti Toroslara kadar genişledi. Fâtih Sultân Mehmed, yeni bir harbin hazırlığında iken, 1481 yılında 51 yaşında Gebze’de vefat etti. 28 yıllık padişahlığı süresince 2 İmparatorluk, 14 devlet ve 200 şehir fethederek Fâtih ünvanını Hz. Peygamber’den alan Sultân Mehmed, devletin sınırlarını 2.214.000 km2’ye genişletmişti ki, bu 3 Türkiye Cumhuriyeti eder demektir. Balistikteki keşifleri, Matematik ilmindeki dehası, dinî ilimlerde büyük bir âlim olması, Arapça, Farsça, Yunanca, Sırpça, İtalyanca ve benzeri önemli dünya dillerinden dokuzuna vâkıf olması, onu Osmanlı tarihinin en büyük askeri, devlet adamı ve âlimi olduğunu, düşmana ve dosta söyletmiştir.

Ona bu büyük fetihte yardımcı olan devlet adamları arasında, Çandarlı Halil Paşa, Mahmûd Paşa, Rum Mehmed Paşa, İshak Paşa, Gedik Ahmed Paşa, Zağanos Mehmed Paşa, Balaban Bey, Bali Bey ve benzeri çok sayıda devlet adamı ve komutanları saymak mümkün olduğu gibi, manevi komutanlar arasında ise, asrının büyük âlimlerinden ve maneviyât erenlerinden, Molla Hüsrev, Molla Gürânî, Molla Zeyrek, Akşemseddin, Hızır Bey, Hocazâde Efendi, Molla Vildân ve Molla Şeyh Vefâ ve benzeri zatları zikretmek icabeder.

ZEVCELERİ: 1- Gülbahar Hâtûn; II. Beyazid ile Gevher Sultân’ın annesi. 2- Gülşah Hâtun; Karaman Oğullarından İbrahim Beğ’in kızıdır. 3- Sitti Mükrime Hâtun; Dülkadiroğlu Süleyman Bey’in kızıdır. 4- Çiçek Hâtun; Türkmen Beyi kızıdır. 5- Helene Hâtun; Mora Despotu Demetrus’un kızıdır. 6- Anna Hâtûn; Trabzon İmparatorunun kızıdır; evlilikleri kısa sürmüştür. 7- Alexias Hâtun; Bizans Prenseslerindendir.

ÇOCUKLARI: 1- Şehzâde Sultân Mustafa Hân. 2- Gevher Sultân. 3- Şehzâde Cem Hân. 4- Şehzâde Beyazid Hân. 5- İsmi bilinmeyen iki kızı.


Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı
1451 Sultan II. Murad’ın ölümü ve Bursa’da defnedilmesi.
Sultan II. Mehmed’in ikinci defa törenle tahta çıkışı.
Şehzade küçük Ahmed’in “Nizam-ı Alem” için boğdurulması.
Cülus tebriki için gelen elçilerle, barış antlaşmalarının yenilenmesi.
Karaman isyanının bastırılması.
Menteşe Beyliği’nin alınması.
Cülus törenlerinde bahşiş verilme uygulaması başlaması.

1452 Rumelihisarı’nın yapılması ve Anadoluhisarı’nın tamir edilmesi.
Bizans İmparatorluğu’na harp ilanı ve İmparatorun İstanbul kapılarını ördürmesi.
Fatih’in İstanbul’dan Edirne’ye hareketi.

1453 Haliç’in ağzına zincir gerilmesi.
“Şahi” adı verilen büyük topun İstanbul önlerine getirilmesi.
İstanbul çevresinin işgalinin başlaması.
Türk ordusunun İstanbul önlerine gelmesi.
İstanbul surunun önünde Fatih’in karargâh kurması.
Donanmanın bir gece içinde, Kasımpaşa’dan Haliç’e karadan geçirilerek indirilmesi.
Fatih’in ordusu ile Cuma namazını kılarak kuşatma harekâtını başlatması.
Haliç-Marmara arasında kuşatma hattının kurulması.
Teslim teklifinin Bizans İmparatoru tarafından reddedilmesi.
Harp harekatının başlaması.

29.05.1453 İstanbul’un Fethi.
Fatih’in İstanbul’a girişi.
Çağ değişimi.
Ortaçağın bitmesi.
Yeniçağın başlaması.
İstanbul’un devletin merkezi olması.
Fatih’in Batı Hristiyanlığına karşı, Doğu Hristiyanlığını himayesi altına alarak yeni bir Rum Ortodoks Patriki tayin etmesi.
Veziriazam Çandarlı Halil Paşa’nın azledilmesi.
Yerine ikinci vezir Mahmud Paşa’nın görevlendirilmesi.
İstanbul Valiliğine Süleyman Bey’in, Kadılığına Celalzade Bey’in atanması.
Silivri Kalesi’nin teslim olması.
İmroz, Limni ve Taşoz’un Devlet topraklarına katılmaları.
Enez, Midilli ve Ceneviz Beyleri’nin tabiyetlerini bildirmeleri.

1454 Venedik Cumhuriyeti ile barış imzalanması.
Birinci ve ikinci Sırp seferleri.
Rodos Şövalyelerine harp ilanı.
Osmanlı donanmasının Adalar seferi.

1456 Üçüncü Sırbistan Seferi ve Belgrad’ın kuşatılması.
1458 Mora Seferi.
Sırbistan’ın fethi.
Yedikule’nin yapılmasına başlanması.
Atina’nın fethi.
Eyüp Caminin inşaatına başlanması.

1459 Güney Mora’nın fethi.
Anadolu’nun manevi kahramanı ve Fatih’in hocası Akşemseddin Hoca’nın vefatı.
Semendire’nin fethi.
Sırbistan’ın Türk vilayeti haline gelmesi.
Şehzade Cem Sultan’ın doğumu.

1460 Güney Mora despotluklarının alınması.
Eflak’ın himaye altına alınması.

1461 Amasra Ceneviz kolonosininin fethi.
Trabzon Rum İmparatorluğu’nun sona erdirilmesi.
Çandaroğulları Beyliği’nin topraklarının, Osmanlı ülkesine katılması.
Arnavutluk mütarekesi.

1462 Eflak Prensliği’nin tabiyet altına alınması.
Midilli Adası’nın fethi.
Çanakkale Boğazı Kaleleri’nin onarılması.
Fatih Cami’nin temel atma töreni.
Arnavutluk ile olan mütareke döneminin sona erdirilmesi ve barış antlaşmasının imzalanması.
Bosna Krallığı’nın fethi.

1463 10 yıl sürecek Osmanlı-Venedik savaşlarının başlaması.
1466 Fatih Sultan Mehmed’in Arnavutluk seferi.
Arnavutluk Kaleleri’nin alınması.
Karamanoğulları’nın sonu.
Konya’nın zaptı.
Büyük Türk denizcisi Barbaros Hayreddin Paşa’nın doğumu.

1468 Şehzade Cem’in Kastamonu Valiliğine tayini.
1470 Eğriboz’un alınışı.
Devlete karşı isyan eden Muhammedhânelerin basılması.

1471 Fatih Camii ve Külliyesi’nin açılışı.
Yavuz Sultan Selim’in doğumu.
Alaiye Beyliği’nin zaptı.
Dulgadır meselesi.
Osmanlı Devleti ile Mısır ve Suriye Kölemen Sultanlığı arasında anlaşmazlığın başlaması.
Akkoyunlu Uzun Hasan ile Venedikliler arasında Devlete karşı kurulan, Venedik İttifakı.
Devlet merkezinin Edirne’den İstanbul’a taşınması için yapılan ilk hazırlık.

1472 Topkapı Sarayı’nın inşaatına başlanması.
1473 Osmanlı-Akkoyunlu mücadelesi ve Otlukbeli zaferi.
Uzun Hasan’ın esir edilmesi.

1474 Ünlü bilgin Ali Kuşcu’nun ölümü.
1475 Kırım’ın Osmanlı tâbiiyetine girişi ve Kuzey Karadeniz güvenliğinin sağlanması.
1476 Fatih’in Boğdan seferi ve zaferi.
1477 İnebahtı-Lepant kuşatması.
Turhanoğlu Ömer Bey’in Venedik-İtalya akını.

1478 Fâtih tarafından ilk altın paranın bastırılması.
1479 Osmanlı-Venedik sulhü.
Fâtih’in Venedikliler’e Trabzon ve Kefe’de ticaret yapma hakkı tanıyan ahidnâme vermesi.
Gürcistan ve Çerkezistan’ın fethi.
Adriyatik Denizi’nde, Venediklilerin elinde bulunan ve Yedi Ada olarak bilinen stratejik adalardan, Ayamavra, Kefalonya ve Zanta Adaları’nın işgali.
Osmanlı-Mısır anlaşmazlığının artması.

1480 Fatih’in İtalya seferi, Otranto’ya çıkış.
Başarısız Rodos kuşatması.

1481 Devlet idaresinde yeni bir uygulama geçilmesi.
Genişleyen toprakların kontrolu için Kazaskerliğin Rumeli ve Anadolu olarak ikiye ayrılması.
Fatih Sultan Mehmed’in vefatı.
II. Beyazid’in tahta çıkışı.


Sultan Mehmed Çelebi Han

Posted by Adsız On 0 yorum





Sultan Mehmed Çelebi Han

Babası:
Sultan Beyazid Han
Annesi: Devlet Hatun
Doğduğu Tarih: 1387
Padişah Olduğu Tarih: 1413
Öldüğü Tarih: Mayıs 1421
1413-1421 tarihleri arasında Osmanlı tahtına oturan Sultân Mehmed Çelebi, 781/1380 yılında Germiyanoğullarından Süleyman Şah’ın kızı Devlet Hâtun’dan dünyaya gelmiştir. Asil ve dindar bir devlet adamı olan Mehmed Çelebi, bazı tarihçiler tarafından Osmanlı Devleti’nin ikinci kurucusu ve 9. asrın müceddidi kabul edilmektedir.

Babasının esareti sırasında vezir Bâyezid Paşa’nın tavsiyelerine uyarak Amasya’ya gitti ve padişahlığını ilan etti. Kardeşi İsa Çelebi’yi tasfiye etti. Ancak Süleyman Bey’in Ankara’ya kadar gelmesi üzerine, Amasya-Tokat-Sivas bölgesiyle yetindi. İyi bir diplomattı. Musa Çelebi önce Mehmed Çelebi’ye itaat etti. Ancak 1410 yılında Rumeli’de saltanatını ilan edince durum değişti. 1413 yılında kardeşi Musa Çelebi’nin öldürülmesinden sonra, Osmanlı tahtının tek vârisi olarak kaldı. Osmanlı tarihçileri tarafından yeni asrın yani Hicrî 9. asrın siyâset alanında müceddidi olarak kabul edilmektedir.

Çelebi Mehmed Rumeli’ndeki olaylarla uğraşırken, Karamanoğlu yine harekete geçti. Germiyanoğlu Yakub Bey’in Mehmed Çelebi’ye itaatini bildirmesi üzerine Bursa’yı kuşattı. Hacı İvaz Paşa’nın kahramanca müdafaası üzerine Yıldırım Bâyezid’in sur dışında kalan kabrine hakaret bile etti. İşte bu kargaşa içinde Sultânlık koltuğuna oturan Mehmed Çelebi, Aydın’daki Candaroğullarının da tabiiyetini kabul ettikten sonra Karamanoğlu’nun üzerine yürüdü ve halasının oğlu olan Karamanoğlu II. Mehmed Bey’i esir aldı. Sonra affetti. Bu arada Venedik donanmasına karşı 1416 yılında Çalı Bey komutasındaki Osmanlı donanması hücuma geçti, ancak mağlup oldu. Buna karşılık Macar Kralı Sigismund’un haçlı seferi teşebbüsü, Mehmed Çelebi’nin bir paşası olan Gâzî İshak Bey tarafından püskürtülünce Osmanlı prestij kazandı. İshak Bey’in 1415 muharebesinden sonra Türklerin Bosna Sarayı dedikleri Sarajevo Osmanlı’nın eline geçti. İshak Bey’in Rumeli’deki bu fetihleri Romanya ve diğer Balkan bölgelerinde de devam etti. Sultân Mehmed de boş durmuyor ve Sinop’daki Candar Beğliğinin bir kısım topraklarını Osmanlı Devleti’ne ilhak ediyordu.
Osmanlı Devleti, yeniden eski ihtişamına kavuşmak üzere iken, iç ve dış düşmanlar, iki büyük gaileyi Osmanlı Devleti’nin başına açmakta gecikmediler. Ancak Sultân Mehmed’in fevkalade basiretli idaresi ve Allah’ın yardımıyla bu iki büyük bela da aşıldı.

Bunlardan birincisi, Şeyh Bedreddin isyânı idi. Musa Çelebi’nin Kazaskeri ve bir nevi Şeyhülislâmı olan bu ilim adamı, belli çevrelerce kullanıldı. Musa Çelebi’nin tasfiyesinden sonra Sultân Mehmed tarafından yüksek bir maaş verilerek İznik’te mecburi ikamete zorlanan Şeyh Bedreddin, Aydın ve İzmir taraflarında fesada başlayan Börklüce Mustafa ve Manisa civarında ortaya çıkan ve aslında bir Yahudi dönmesi olan Torlak Kemal ile olan eski ilişkilerinden korkarak, Kastamonu-Sinop-Kefe üçgenini takipten sonra Eflak Voyvodasına sığındı. Daha önce Şeyh Bedreddin’in kazaskerliği sırasında onun kethüdalığını yapan Börklüce Mustafa, İzmir’de, Urla yarımadasının kuzey tarafındaki Karaburun’da, Yahudi dönmesi Torlak Kemal ise, Manisa’nın Kızılbaşlarla meskûn bölgelerinde Osmanlı Devleti’nin aleyhinde bir isyan hareketine hazırlık yapıyorlardı. Şeyh Bedreddin’in de Rumeli’de bu tür hareketlere girişme teşebbüsleri bardağı taşıran son damla oldu. Bizans bunları şiddetle destekliyordu. Ordularının sayısı 5.000 ve 10.000’lerle ifade edilen ve Dede Sultân diye de anılan Börklüce Mustafa’nın isyanı, Timurtaş Paşa-zade Ali Bey’in de mağlup olmasıyla ciddileşti. Mehmed Çelebi’nin oğlu Şehzâde Murâd, Bâyezid Paşa’nın da yardımıyla Börklüce Mustafa ve asi kuvvetlerin üzerine yürüdü ve ele geçirilen Dede Sultân idam edildi. Bunu Torlak Kemal’in tepelenmesi izledi ve böylece Osmanlı Devleti’nde ilk ciddi alevi isyanı bastırılmış oldu.

Bunun üzerine Rumeli’deki Deliorman’da yerleşen Şeyh Bedreddin isyanı genişletme çabalarını sürdürdü. Selanik taraflarında Düzmece Mustafa ile meşgul olan Sultân Mehmed, olayı duyunca hemen Serez’e geldi ve Bâyezid Paşa’nın gayretiyle Şeyh Bedreddin ele geçirildi ve Serez çarşısında idam edildi. İdamına fetvâ veren ise, Sa’deddin Teftezâni’nin talebelerinden olan Herat’lı Mevlânâ Haydar’dır. 1420 yılında bu olay da kapatılmıştır.

Sultân Mehmed’in ikinci belası ise, Timur tarafından esir alınarak 16 yıl ortadan kaybolan ve ancak Bizans ve benzeri dış düşmanların tahriki ile saltanat iddiasıyla ortaya çıkan Yıldırım’ın gerçekten oğlu Düzmece Mustafa’dır. Normalde Sultân Mehmed’in ağabeyidir. Niğbolu Sancakbeyi Aydınoğlu Cüneyd’in de desteğini alarak kıyam eden Düzmece Mustafa, Sultân Mehmed’e yenildi ve Bizans İmparatoruna sığındı. Sultân Mehmed hayatta olduğu müddetçe salıverilmemek ve buna karşılık İmparatora yılda 300.000 akçe ödenmek şartıyla anlaşma yapıldı ve hatta bu anlaşmanın da etkisiyle Sultân Mehmed, 1420’de İstanbul’da İmparator II. Manuel’i ziyaret bile etti.

Sultân Mehmed Çelebi 39 yaşında vefat etti ve Bursa’daki Yeşil Türbeye defn olundu. Vefatında Osmanlı devleti eski genişliğine ve kuvvetine ulaşmıştı. 24 kere savaşa giren Mehmed Çelebi 40 yerinden yara almıştı. Samimi, dürüst, dindar ve diplomat bir devlet adamıydı.

ZEVCELERİ: 1- Şeh-zâde Kumru Hâtûn; Amasyalı bir Paşa’nın torunu. 2- Emine Hâtun; Dulkadır oğlu Mehmed Bey’in kızı ve II. Murad’ın annesi. ÇOCUKLARI: 1- Şehzâde Küçük Mustafa. 2- Şehzâde II. Murâd. 3- Şehzâde Mahmûd. 4- Şehzâde Yusuf. 5- Şehzâde Ahmed.

Sultân Mehmed Çelebi zamanındaki ileri gelen devlet adamları arasında, baştan beri onun sadık bir veziri olan Bâyezid Paşa’yı, ilmiyeden gelen İbrahim Paşa’yı ve Bursa kahramanı Hacı İvaz Paşa’yı; asrındaki büyük âlimler arasında Sa’deddin Teftezânî’nin talebelerinden Mevlânâ Burhânüddin Haydar’ı, Mevlânâ Sarı Ya’kub’u, Kara Ya’kub lakabıyla meşhur olan Ya’kub bin İdris’i, Kâfiyeci lakabıyla meşhur Mevlânâ Muhyiddin’i ve Bâyezid-i Sofî’yi; zamanındaki maneviyât erenlerinden özellikle Şeyh Abdüllatif’i, Amasyalı Pir İlyas’ı ve Şeyh Muslihuddin Halife’yi; şâirlerden ise sadece Hüsrev ü Şirin müellifi Şeyhi ile Molla Ezherî ve Şair Zihni’yi sayabiliriz .

1403 Sultan Yıldırım Beyazid’in ölümü.
Bizans İmparatorluğu ve Mısır Sultanlığı’nın ve Osmanlı şehzadelerinin Timur’a tabiyeti.
Timur’un Anadolu’dan ayrılması.
İsa ve Musa Çelebiler mücadelesi.
Çelebi Mehmed’in Bursa ve Balıkesir’i zaptı.
Şehzade Murad’ın doğumu.
İsa Çelebi’nin Çelebi Mehmed’e taarruz etmesi.
1412 Çelebi Mehmed ve Musa Çelebi arasında İnciğiz savaşı.
1413 Sultan I. Mehmed’in duruma hâkim olup, devleti Edirne’de yeniden kurması.
Sultan I. Mehmed’in tahta çıkışı.
1414 Karamanoğlu II. Mehmed’in Bursa kuşatması.
Sultan I. Mehmed’in ikinci Karaman seferi.
Akşehir, Beyşehir, Seydişehir, Kadınhanı taraflarının alınması.
Konya’nın kuşatılması.
Karamanoğlu’nun Bursa Kalesi’ni 31 gün süren kuşatması.
1415 İkinci Karaman seferinin tamamlanması.
Donanmanın adalar seferi.
Menteşe Beyi İlyas Bey’in bastırdığı paraya kendi adı ile birlikte Osmanlı Sultanının adını koyması.
1416 Osmanlı-Venedik Deniz Savaşı ve barışı.
Şeyh Bedreddin isyanı.
Osmanlı ordusunun Macar taraflarına doğru seferi.
Avlonya’nın fethi.
1417 Mirca (Eflak Beyi) ile anlaşma yapılması ve senede 13 duka altını vergiye bağlanması.
Samsun bölgesi’nin zaptı.
Tatar aşiretlerinin Rumeliye iskan edilmek üzere nakilleri.
1418 Türklerle Macarlar arasında çarpışmalar.
Orhan Gazi için Bursa’da yaptırılan Yeşil Cami ve Türbe’nin inşaatının tamamlanması.
Hereke, Gebze, Darıca, Kartal ve Pendik taraflarının alınması.
1419 Samsun’un yerli halk tarafından yakılmasından sonra Hamza Bey tarafından alınması.
1420 Anadolu’da Börklükçe-Mustafa ile Tarlak-Kemal ve Rumeli’de Şeyh Bedreddin isyanları ve bastırılması.
1421 Sultan I. Mehmed’in ölümü.
II. Murad’ın Bursa’da tahta çıkışı.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Sayfamızı Beğenmenizle
Mutluluk Duyarız