Social Icons

Pages

Murad Han etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Murad Han etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sultan V. Murad Han

Posted by Adsız On 2.03.2010 0 yorum




Sultan V. Murad Han

Babası :
Sultan Abdülmecid
Annesi : Şevkefza Sultan
Doğduğu Tarih : 21 Eylül 1840
Padişah Olduğu Tarih : 30 Mayıs 1876
Tahttan İndirildiği Tarih : 31 Ağustos 1876
Ölümü : 29 Ağustos 1904

Tanzîmât devrinin çocuğu olan V. Murad, Eylül 1840’da I. Abdülmecid’in Kadın Efendisi Şevketefzâ Vâlide Sultân’dan Çırağan sarayında dünyaya gelmiş ve 30 Mayıs 1876 yılında da 3 ay sürecek olan Osmanlı tahtına çıkmıştır. Sultân Abdülaziz’in tahttan indirilmesinde ve hatta bilmeyerek de olsa katl olunmasında dahli bulunan V. Murad, alaturka terbiye usulleriyle büyütülmüş ve Arapça ile Fransızca’yı gençliğinde öğrenmiştir. 3 aylık padişahlığından sonra Çırağan Sarayında ikamete mecbur edilen V. Murad, Ağustos 1904’de şeker hastalığından vefat etmiştir.

Hayatı diğer Osmanlı padişahları gibi müstakim olmayan V. Murad, Sultân Abdülaziz ile çıktığı Avrupa seyahatinde, Avrupalıların ilgisini çekmiş ve Galler Prensi Edward’ın yakın dostluğunu kazanarak 1867’de mason olmuştur. İstanbul’da Murad Locasını kurdurtan da odur. İngiltere, kendi siyasi emellerine uygun hale getirdiği V. Murad’ın padişah olmasını ve Mithad Paşa’nın da sadrazam olmasını bütün imkânlarıyla desteklemiştir. Talebe-i ulûm isyanında da, askerin siyâsete karışarak Dolmabahçe Sarayını basmasında da ve Abdülaziz’in katlinde de bunların rolü olmuştur.

Tahta çıktıktan sonra, Yeni Osmanlılar Cemiyetinin emirleriyle hareket eder olmuştur. Sadrazam Mehmed Rüşdü Paşa, Serasker Hüseyin Paşa ve Mithad Paşa umduklarını bulamamış ve halk nezdinde olup bitenler konuşulduğundan dolayı, halk desteğini kaybetmişlerdir. V. Murad’ın aklî melekesi zaten karışık olduğundan, amcası Abdülaziz’in hal’i ile ilgili ayrıntılı bilgileri öğrenince iyice dengesini kaybetmiştir. Nihâyet 15 Haziran 1876 gecesi, Girit isyanını görüşmek üzere toplanan vükelâ meclisini basan Sultân Abdülaziz’in kayınbiraderi ve hünkâr yaveri olan Binbaşı Çerkez Hasan, tabancasını çekerek Serasker Hüseyin Avni Paşa’yı, Hâriciye Nâzırı Râşid Paşa’yı ve bazı görevlileri öldürmüştür. Olaydan etkilenen V. Murad’ın aklî melekesi iyice bozulmaya ve dengesiz hareketler yapmaya başlayınca, uzmanlardan hastalığı ile alakalı rapor alınmış ve buna dayanılarak verilen fetvâ ile 31 Ağustos 1876 tarihinde hal’ına karar verilmiştir. Daha sonra sıhhatine kavuşmuş ise de, II. Abdülhamid’in hem iyi davranması ve hem de tedbirler alması sebebiyle devlete zarar verememiştir.


ZEVCELERİ: KADIN EFENDİLERİ: 1- Elrû Mevhibe Baş Kadın Efendi; 2- Reftâr-ı Dil İkinci Kadın Efendi; 3- Şâyân 3. Kadın Efendi; 4- Meyl-i Servet Dördüncü Kadın Efendi; İKBALLERİ: 5- Resân Hanımefendi; Baş ikbal; 6- Cevher-rîz Hanımefendi; İkinci İkbaldir; 7- Nev-Dürr Hanımefendi; Üçüncü İkbal; 8- Remiş Nâz Hanımefefendi; 9- Filizten Hanımefendi; GÖZDELER: 10- Visâl-i Nur Hanım.

ÇOCUKLARI: 1- Mehmed Salâhaddin Efendi. 2- Süleyman Efendi. 3- Seyfeddin Efendi. 4- Aliyye Sultân. 5- Hatice Sultân. 6- Fehîme Sultân. 7- Fatma Sultân .


Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı
30.05.1876 Abdülaziz’in tahttan indirilmesi.
V. Murad’ın Padişah oluşu.
04.06.1876 Sultan Abdülaziz’in ölümü.
06.06.1876 Padişah V. Murad’ın, Sultan Abdülaziz’in intihar olayını bir türlü kabul edememesi.
Ceride-i Havadis gazetesinde, Sultan Abdülaziz’in intihar sureti ile vefat ettiği ilanının yayınlanması.
Dolmabahçe Sarayı’nda toplanan Vekiller Meclisi’nde Kanun-ı Esasi ve Meşrutiyet idaresi ile ilgili toplantı.
Sadrazam Mütercim Rüştü, Serasker Hüseyin Avni Paşa, Mithat Ziya Paşa ve Sultan Murad arasında yapılan görüşme.

16.06.1876 Çerkez Hasan olayı. Sultan Abdülaziz’in intiharı olayından Hüseyin Avni Paşa’yı sorumlu tutan ve Abdülaziz’in ailesine yakınlığı bilinen Çerkez Hasan’ın intikam alma arayışı ve uygulamaları.
02.07.1876 Prens Milan’ın Sırbistan halkına hitaben bir beyanname yayınlayarak Osmanlı Devleti’ne karşı savaş ilanı.
26.07.1876 Doktor Pana’nın Sultan Murad’ın rahatsızlığı ile ilgili raporu.
01.08.1876 Doktor Akif Paşa ve Dr. Kapolyon’un Sultan Murad’ın rahatsızlığını tespit ettikleri raporu imzalamaları.
19.08.1876 Sadrazam Abdülkerim Paşa’nın Sırp ordusuna karşı kazandığı Aleksınac meydan savaşı.
Muhtar Paşa’nın Karadağ ile savaşı sürdürmesi.
Mithat Paşa ve Veliahd Abdülhamid arasında yapılan görüşmeler.
Abdülhamid’in Kanun-ı Esasi’nin kabulü ve Meşrutiyetin ilan edilmesi ile ilgili sözleri.

30.08.1876 Vekiller Meclisi’nde Sultan Murad’ın rahatsızlığının devam etmesi sebebiyle tahttan indirilip yerine Veliahd II. Abdülhamid’in tahta çıkarılması kararının alınması.
31.08.1876 Vekiller Meclis’nin kararının Veliahd II. Abdülhamid’e bildirilmesi.
V. Murad’ın tahttan indirilmesi.
II. Abdülhamid’in Padişah olması


Sultan IV. Murad Han

Posted by Adsız On 1.03.2010 0 yorum



Sultan IV. Murad Han

Babası: Sultan 1. Ahmed
Annesi: Kösem Sultan (Mahpeyker)
Doğum Tarihi: 27 Temmuz 1612
Tahta Çıkışı: 10 Eylül 1623
Ölümü: 19 Şubat 1640 gecesi

I. Ahmed’in Mah-peyker (Kösem) Sultân adlı hanımından 28 Cemaziyülevvel 1021 (27 Temmuz 1612) tarihinde İstanbul’da dünyaya gelmiş oğludur. 1032/1623 tarihinde Veliahd Şehzâde Murad, Dördüncü Murad ünvanıyla 11 yaşını 1 ay 15 gün geçe tahta çıkmıştır. Bunun en önemli sebebi, Sultân Mustafa’nın şuurdan mahrum bulunması ve Devletin de Erzurum Valisi Abaza Mehmed Paşa’nın isyanı ve benzeri olaylar sebebiyle müthiş bir zaafa maruz kalmış olmasıydı. Tecrübeli devlet adamı Sadrazam Kemankeş Ali Paşa, Şeyhülislâm Yahya Efendi ve Kazaskerlerle de meşveret ederek, çocuk yaşta olmasına rağmen Sultân Ahmed’in en büyük ve erşed şehzâdesi Murad’ın Padişah olmasını zaruri görmüşlerdi. Mecnûnun yani akıl hastasının imâmeti yani Halife olması caiz görülmediğinden Padişah’ın hal‘i gerektiğini ve oğluna dokunulmayıp Saray’daki odasında göz hapsine alınacağını Vâlidesine ilettiler ve 9 Eylül 1623 sabahı Sultân Murad’ı halife ve hükümdâr ilan ettiler.

Sultân Murad, Ebâ Eyyub’ül-Ensârî türbesinde, asrın maneviyat reislerinden Aziz Mahmûd Hüdâyî’nin eliyle kılıç kuşanmıştır.

IV. Murad’ın saltanat devresini iki ana bölüme ayırmak icab etmektedir:

Birinci Safha: IV. Murad’ın ismen Padişah olduğu, ancak devleti annesi Kösem Sultân ile Sadrazamlarının ve Şeyhülislâm ve benzeri devlet adamlarının yönettiği devredir (1032/1623-1041/1632). Bu devre, 8 küsur sene devam etti.


Sultân Murad işbaşına geldiğinde, Yeniçeriler çok fazla şımarmışlardı. Padişahın huzuruna kadar giren yeniçeri ağaları ve ocak çorbacıları, Padişahın adamlarını katletmeye kadar işi vardırmışlardı. Memlekette rüşvet ve yolsuzluk aşırı derecelere ulaşmıştı. Dış ve iç hazineler bomboş olduğundan ocaklara cülûs bahşişi bile verilememekteydi. Hatta Enderun’daki altın ve gümüş eşya Darphâneye gönderilerek cülûs bahşişi verilmeye çalışılmıştı.

Devletin itibarı ve siyasi durumu da iyi değildi. Erzurum Valisi Abaza Mehmed Paşa isyan etmiş ve eline geçirdiği yeniçerileri katletmeye başlamıştı. Sultân Osman’ın kanını isterim diyerek Genç Osman olayını bahane edip Devlete kan kusturmaktaydı. Diğer tarafdan fırsatı ganimet bilen İran da Bağdad’da isyan çıkartmış ve hatta Bağdad’ı ele geçirmişti. Kısaca içeride celâlî denilen zorbalar ve dışarıda da İranlılar Osmanlı Devleti’ni sarsmaktaydı.

Böyle bir durumda IV. Murad’ın tahta geçmesine vesile olan Sadrazam Kemankeş Ali Paşa da gururlanmış ve suiistimallere başlamıştır. Bunu fark eden ve hakkı söylemekten çekinmeyen Şeyhülislâm Yahya Efendi, 1032/1623 Ramazan Bayramında vâki olan ziyâretinde Sadrazamın rüşvet ve zorbalıklara göz yumduğunu Padişah’a iş‘âr edince, durumu öğrenen Sadrazam hemen onun da aleyhine geçmiş ve dürüst Şeyhülislâm’ı bir kısım yalan ve iftiralarla görevinden aldırarak yerine biraz da sâkin tabî’atlı olan Es’ad Efendi’yi tayin ettirmiştir. Bu da devlet için büyük bir problemdir.

Böylesine sıkıntılarla Padişah olan IV. Murad, bizzat hükmedemiyordu. Hâkim devlet ricâli ve annesi idi. Şeyhülislâm Yahya Efendi’yi görevden aldıran ve suiistimallere adı karışan Kemankeş Ali Paşa’nın Padişah’tan Bağdad’ın düşmesini yalan söyleyerek saklaması, bardağı taşıran son damla oldu. Verilen idam kararıyla hayatına son verilen Sadrazamın yerine tecrübeli devlet adamı ve Kubbealtı veziri Çerkes Mehmed Paşa getirildi. Abaza Mehmed Paşa’yı takip için Doğu Anadolu’ya kadar gelmişti; ancak yolda vefât etti ve yerine Diyarbekir Beylerbeyisi Hâfız Ahmed Paşa tayin edildi. Kösem Sultân’ın büyük kızı Ayşe Sultân ile evlenip Damad sıfatını da alan Hâfız Ahmed Paşa, Abaza Mehmed Paşa’nın affedilip Erzurum Valiliğinde ibkası üzerine, Bağdad’da Bekir Subaşı’nın çıkardığı isyanı bastırmak üzere Bağdad tarafına serdar-ı ekrem ve sadrazam olarak hareket etti. İyi bir komutan olmadığından muvaffak olamadı ve 1626 yılında azledildi. İran Şahı Şah Abbas Bağdad isyânını körüklüyor ve hatta gönderdiği askerlerle onları destekliyordu. Bağdad Valiliği Bekir Subaşı’ya verilerek mesele halledilmek istendi.

Yerine Damad Halil Paşa ikinci defa sadrazam oldu ve yeniden patlak veren Abaza isyânını bastırmak üzere Erzurum’a gönderildi. Ancak bu da başarılı olamadı ve 1628 yılında görevden alındı. Bunun yerine muhteris, otoriter ve becerikli bir komutan olan Dâmâd Hüsrev Paşa Sadrazamlığa getirdi. Önünde Abaza isyanını bastırmak meselesi vardı. Büyük bir mahâretle bu problemi, 1628 yılının 9. ayında çözdü ve Abaza’nın askerleri terhis olundu ve kendisi de İstanbul’a getirildi. Sultân Murad, ağabeyi Osman’ın kanı için mücadele eden bu komutanı Bosna Beylerbeyi yaparak taltif etti. Mesele de halledilmiş oldu.

Ancak bu sırada İran Şahı Bağdad’da ikinci isyanı çıkarmış ve Bağdad üzerine yürüyerek burayı işgal etmişti. Bu İran’la savaş yapılacak demekti. Yeniçeriye dayanan ve emniyet ve âsayişi temin ediyorum diyerek epeyce zulümler icra eden Hüsrev Paşa, bizzat Bağdad üzerine yürüdü. Ancak Bağdad’ı alamadı ve 1631 yılının onuncu ayında bu görevden azledildi. Yerine de yine Dâmâd Hâfız Ahmed Paşa getirildi.

Hâfız Ahmed Paşa’nın işi zordu. Zira hem Tokat’taki ma’zul sadrazam ve onun işbirlikçisi olan Damad Receb Paşa ile uğraşmak zorundaydı ve hem de İran Devletine karşı olan savaşı yönetecekti. Gerçekten ikincisine sıra gelmeden hayatı sona erdi. Zira IV. Murad’ın zorba başı dediği Damad Receb Paşa yeniçeriyi ve kapıkulu sipahilerini isyana teşvik etti. Maalesef bütün bu isyan tahriklerinde Nâibe-i Saltanat Kösem Sultân’ın da müdahalesi vardı ve isyancıları destekliyordu. Bütün arzuları kukla bir padişahla devleti idare etmekti. 19 Receb isyanı diye bilinen bu isyan neticesinde Hâfız Ahmed Paşa, Padişah’ın gözü önünde isyancılar tarafından öldürüldü ve Zorbacı başı Receb Paşa 1632 yılının bu zorlu günlerinde Sadrazamlığa getirildi.

Sultân Murad, zorbacı başı Receb Paşa’nın entrikalarının ardında mâzul Sadrazam Hüsrev Paşa’nın bulunduğunu biliyordu. Ayrıca isyan eden zorbalar, sadece Ahmed Paşa’nın öldürülmesiyle yetinmiyorlardı. Es’ad Efendi’den sonra yeniden Şeyhülislâm olan Yahya Efendi’nin de bu görevden alınmasını istiyorlardı. Nitekim alındı ve yerine Ahizâde Hüseyin Efendi Şeyhülislâmlığa getirildi. İsteklerinin sonu gelmiyordu. Sultân Murad evvela, Murtaza Paşa’yı tavzif ederek Tokat’taki Hüsrev Paşa’nın ele geçirilmesini istedi; teslim olmadı ve sonra da öldürülüp halka cesedi teşhir edildi. Bunun üzerine Receb Paşa yeniden kapıkulu askerlerini tahrik ederek 20 Şaban ihtilali diye bilinen ikinci isyanı çıkarttı. Veliahd Şehzâde Bâyezid Padişah yapılmak istendi; ancak muvaffak olunamadı. IV. Sultân Murad, ipleri ele almaya başlamıştı ve hemen devleti tehlikeye sokan Recep Paşa’yı 18 Mayıs 1632 tarihinde idam ettirdi. Bunun üzerine Sultânahmed Meydanına toplanan isyancı askerler yeniden anarşi çıkarmak istediler. Ancak Sultân Murad zeki davrandı ve açık bir divan yaparak âlimler, devlet ricâli ve askerlerin huzurunda, halkın da duyabileceği şekilde tarihî bir nutkunu îrâd eyledi. Anarşinin devletin temellerine girdiğini, ordunun savaşamaz hale geldiğini, askerin siyâset ile uğraşmaktan işini yapamadığını, devleti bir avuç zorba ve hırsıza yedirmeyeceğini, şerî’ata, kendisine ve kanuna itaat etmeyen kim olursa olsun hakkından geleceğini bildirdi. Padişah, “Allah’a, O’nun Peygamberine ve sizden olan ülü’l-emre itaat ediniz” mealindeki âyeti okudu ve tefsir etti. Arkasından “Habeşli bir köle dahi olsa başınızdaki âmirlere itaat ediniz” manasını taşıyan hadisi zikredip şerh etti. Ve şununla bağladı: “Sizin sadakatiniz şu vakit doğrudur ki, aranızda tefrikaya mahal vermeyesiniz. Aranızdaki müfsidleri barındırmayasınız. Allah’ın emrine ve Resûlüllah’ın hadisine aykırı hareket edenleri desteklemeyesiniz. Ben ki, halifeyim, bana itaat etmeyip celâliler ve haricîler mesabesindeki eşkıyaları desteklerseniz, memleketin hali ne olur?”.

Bu fevkalade ikna edici konuşmayı dinleyen halk ve devlet ricali, Padişah lehine çok büyük tezâhürât yaptılar ve IV. Murad’ın asıl saltanat yılları başlamış oldu.

İkinci Safha: IV. Murad’ın ikinci ve asıl saltanat safhasıdır ki, Receb Paşa’nın katledilip zorbaların tasfiye edildiği 1041/1632 yılından başlar ve vefâtına yani 1640 yılına kadar devam eder. Son sekiz yıl Sultân Murad’ın asıl saltanat yıllarıdır.

IV. Murad 21 yaşına gelmiş ve çocukluk devresini bitirerek devleti idare edecek tecrübeye sahip olmuştu. Devletin idaresini ele alır almaz, Tabanı Yassı Mehmed Paşa’yı sadrazamlığa getirdi. Evvela devlet toprakları üzerindeki emniyet ve âsâyişi temin etmeye başladı; sonra da Devleti tehdit eden başta İran olmak üzere dış tehlikelere yöneldi. Şimdi bunları da çok kısa olarak özetleyelim:

1) IV. Murad’ın ilk yaptığı icraat, Ağabeyi Genç Osman’ın ölümüne yol açan ve memlekette huzuru bozan zorbacıların elebaşılarını teker teker temizlemek oldu. Gerçekten Saka Mehmed, Gürcü Rıdvan, Cadı Osman ve benzeri eşkıya reisleri hemen idam edildi. Bunlardan Beyşehri, Seydişehri ve çevresini kasıp kavuran Deli İlâhî, İstanbul’a getirilerek katl olundu. Balıkesir çevresinde Solakoğlu diye bilinen İlyas Paşa, Küçük Ahmed Paşa’nın gayretleriyle ele geçirildi ve ortadan kaldırıldı. Yine Lübnan ve Suriye taraflarında zulüm rüzgarları estiren Dürzi lider Maanoğlu Fahreddin ve oğlu Mes’ud da İstanbul’a celb olunduktan sonra 1635 yılında idam edildiler.

2) İstanbul’da 1043/1633 yılında çıkan ve İstanbul’un yaklaşık beşte birini yakıp yıkan büyük yangın üzerine, bunu da bahane eden IV. Murad, zamanın Şeyhülislâmı Ahi-zâde Hüseyin Efendi’den de fetvâ alarak, tütün ekmeyi ve tütün içmeyi yasaklamıştır. Ancak Şeyhülislâmdan aldığı fetvâyla bununla kalmamış ve çıkarılan yasağa uymayanları, devlete isyan etmiş kabul edip katl etmeye başlamıştır. Solakzâde, tütün yüzünden katle şer‘î cevaz veren Şeyhülislâm sonradan idam edilince, kendisi hakkında “Cezây-ı sezâsını buldu” ifadesini kullanmıştır. IV. Murad, tütün yasağı ile yetinmemiş ve o devirde zorbaların, işsizlerin ve de eşkıyanın toplantı yerleri haline gelen kahvehâneleri de hem kapatmış ve hem de yasağa rağmen içki içip sarhoş olanları gerekli cezalarla cezalandırmıştır. Her iki hadiseyi de, memlekette kaybolan huzuru yeniden tesis etmek gayesiyle ve de eşkıyanın gözünü korkutmak için yaptığı ifade edilen Sultân Murad, bazı tarihçilere göre, bütün Osmanlı arazilerinde yaklaşık 20.000 eşkıyayı ortadan kaldırmıştır. Elbette ki bütün tasfiyeler sırasında bazı mazlumlar da zulme maruz kalmış olabilir.

3) Sultân Murad’ın eski Osmanlı Padişahlarından farklı olarak yaptığı bir icraat da, o zamana kadar “Görevden azl olunur ve nefy olunabilir; ancak katl olunmaz” diye bilinen kuralı çiğneyerek, ulemâ sınıfından bazı insanları da idam ettirmesidir. 1043/1633 yılında İzmit, İznik ve Bursa taraflarına doğru düzenlediği teftiş seyahatinde, rüşvet iddiaları ve yolsuzluk ithamları yüzünden İznik Kadısını idam ettirmiştir. Bu durumu, teessüfle Vâlide Sultân’a bir tezkire ile duyuran ve tezkiresinde “Kendülerini bedduadan sakınırız. Umulur ki, siz kendilere nasihat buyurub âlimler zümresinin hayır duasını aldırasınız; ecdadının hürmet gösterdiği bu zümreye Padişah da hürmet göstere” ifadelerini kullanan Şeyhülislâm Ahi-zâde Hüseyin Efendi, Vâlide Sulân tarafından hemen menfi ithamlarla Padişah’a ihbar edilmiştir. Maalesef Sultân Murad, Şeyhülislâmı Padişaha isyan hazırlığı suçundan idam ettirmiştir. Bu Şeyhülislâm, kardeş katline de karşı çıkan ve bunu bizzat Sultân Murad’a hatırlatan cesur bir ilim adamıdır.

4) Osmanlı Devleti’nin iç ahvâlindeki bu karışıklıktan istifade eden İran Şah’ı, yeniden Bağdad’a saldırmış ve Bağdad’ı ele geçirmiştir. Padişah, sadrazamları tarafından yapılan harekâtlar netice vermeyince, bizzat kendisi İran üzerine iki ayrı sefer düzenlemiştir. Birinci İran Seferi, Revan Seferi diye meşhurdur. 1635 yılında yapılan bu sefer neticesinde, Revan (Erivan) alınarak Tebriz taraflarına da akın yapılmıştır. On ay sürmüştür. İkinci İran seferi ise, Bağdad Seferi diye bilinmektedir. İranlıların Revan’ı yeniden ele geçirmeleri üzerine 1638 yılında Padişah Bağdad’a yürümüştür. Uzun süren bir muhasaradan sonra 1639 yılında Bağdad yeniden Osmanlı Ülkesine katılmıştır. Bu savaşta Osmanlı Sadrazamı Tayyar Mehmed Paşa şehid olmuştur. Daha sonra Kemankeş Kara Mustafa Paşa’nın başkanlığında yürütülen sulh müzâkereleri neticesinde İranlılarla Kasr-ı Şirin Andlaşması yapılmış ve savaşlara son verilmiştir. Bu antlaşma ile Erivan ve Azerbaycan İran’da; Bağdad ve havalisi ise Osmanlı Devleti’nde kalmıştır. Artık, IV. Murad, Fâtih-i Bağdad ünvanını kazanmıştır.

Sultân Murad, büyük bir karşılama ile İstanbul’a döndü. Ancak nikris hastalığına müptelâ idi. Nihâyet tedâviler netice vermeyince, Ramazan Bayramının 2. günü yatağa düşen Sultân, 8.2.1640 tarihinde vefât eyledi. Cenaze merâsiminde gazalarda bindiği üç atının eğerleri ters takılarak cenazenin önünde yürütülmesi, İslâmiyet’te yok ise de, İslâma kesin aykırı bir âdet de değildir .


Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı

10.09.1623 Sultan Mustafa’nın tahttan indirilmesi.
Sultan IV. Murad’ın tahta çıkarılması.

11.01.1624 Bağdad’ın Safavilerin eline geçmesi.
03.04.1624 Veziriazam Kemankeş Kara Ali Paşa’nın idamı, yerine Çerkes Mehmed Paşa’nın sadareti.
28.05.1624 Abaza Paşa isyanının bastırmak için ordunun Veziriazam kumandasında harekete geçmesi.
07.1624 Kırım isyanı.
05.09.1624 Kayseri çevresinde Abaza Paşa’nın etkisiz kılınması.
12.1624 Cennetoğlu isyanı.
28.01.1625 Çerkez Mehmed Paşa’nın ölümü.
08.02.1625 Diyarbakır Beylerbeyi Hafız Ahmet Paşa’nın sadareti.
05.10.1625 Karadenizde Kara-Harman zaferi.
11.11.1625 OrdununBağdad’a ulaşması.
13.11.1625 Bağdad Kuşatması.
29.04.1626 Osmanlı-Safavi görüşmeleri.
03.07.1626 Bağdad kuşatmasının kaldırılması.
01.12.1626 Hafız Ahmet Paşa’nın azli; yerine Halil Paşa’nın sadareti.
04.12.1626 Yeni Sadrazamın Abaza Paşa isyanını bastırmak için hareketi.
03.1627 Ordunun Erzurum’a gelişi.
Erzurum kuşatması.

25.09.1627 Kuşatmanın başarısız kalışı.
20.12.1627 Ordu’nun Tokat’a ulaşması.
06.04.1628 Halil Paşa’nın azli; yerine Ekrem Hüsrev Paşa’nın sadareti.
30.08.1628 Ordunun ikinci Erzurum kuşatması.
22.09.1628 Abaza Paşa’nın teslim olması.
14.10.1628 Ordunun Erzurum’dan-İstanbul’a dönüşü.
10.06.1629 Hemedan ve Bağdad seferinin başlaması.
21.08.1629 Ordu’nun Konya-Diyarbakır-Halep-Musul’a hareketi.
28.01.1630 Ordu’nun Musul’dan hareketi.
05.05.1630 Mihriban zaferi.
15.05.1630 Mihriban’dan Hemedan’a hareket.
14.07.1630 Çemhal zaferi.
24.08.1630 Ordu’nun Kasr-ı Şirin’e ulaşması.
05.10.1630 Bağdad’ın ikinci kuşatması.
14.11.1630 İkinci kez Bağdat kuşatmasının kaldırılması.
12.12.1630 Ordu’nun Musul’a dönüşü.
06.09.1631 Ordu’nun Diyarbakır’da kışlaması.
25.10.1631 Veziriazam Hüsrev Paşa’nın azli.
Müezzinzade Hafız Ahmet Paşa’nın sadareti.

18.11.1631 Ordu’nun İstanbul’a dönmesi hakkında emir.
10.02.1632 Zorbaların Topkapı Sarayı’na saldırıları.
Veziriazamı öldürmeleri.
Topal Recep Paşa’nın sadareti.

08.06.1632 Sultan IV. Murad’ın Devlet idaresini doğrudan ele alması.
08.1632 Balıkesir bölgesinde isyan.
02.09.1633 Büyük İstanbul yangını, şehrin beşte biri yandı.
16.09.1633 Kahvehanelerin kapatılması ve tütün yasağı.
15.10.1633 Van Kalesi’nin Safavi kuşatmasından kurtarılması.
17.12.1633 Ordu’nun Haleb’e gelmesi.
07.01.1634 Sultan IV. Murad’ın ilmiye sınıfını etkisiz kılması.
Şeyhülislâmın idamı.

08.04.1634 Sultan IV. Murad’ın Lehistan Seferi için İstanbul’dan Edirne’ye hareketi.
27.07.1634 Lehistan Hükümeti’nin Osmanlı şartlarını kabul etmesi.
23.08.1634 Abaza Paşa’nın idamı.
09.1634 Lehistan barışı.
27.01.1635 Şair Nef’i’nin idamı.
10.03.1635 IV. Muradın Revan seferine çıkışı.
03.07.1635 Sultan IV. Murad’ın Erzurum’a girişi.
26.07.1635 Ordu’nun Revan önüne gelişi.
08.08.1635 Revan Kalesi’nin teslim alınması.
11.09.1635 Tebriz şehrinin işgali.
30.09.1635 Ordu’nun Van’a gelişi.
21.10.1635 IV. Murad’ın Diyarbakır’a ulaşması.
04.11.1635 IV. Murad’ın Diyarbakır’dan İstanbul’a hareketi.
27.01.1636 IV. Murad’ın İstanbul’a girişi.
01.04.1636 Erivan’ın Safaviler eline geçmesi.
03.10.1636 Szalonto bozgunu.
02.02.1637 Veziriazam Mehmed Paşa’nın azli, Bayram Paşa’nın sadareti.
07.03.1637 Ordu’nun doğu seferine başlaması.
05.07.1637 Azak Kalesi’nin Rusların eline geçmesi ve yıkarak geri çekilmeleri.
08.04.1638 IV. Murad’ın Bağdat Seferine çıkması.
22.07.1638 Ordu’nun Haleb’e ulaşması.
26.08.1638 Veziriâzam Bayram Paşa’nın ölümü.
27.08.1638 Diyarbakır Beylerbeyi Tayyar Mehmed Paşa’nın sadareti.
03.09.1638 Ordu’nun Veziriâzam kumandasında Diyarbakır’dan hareketi.
15.11.1638 Bağdat Kuşatması.
19.12.1638 Muharebenin başlaması.
23.12.1638 Veziriazam Tayyar Mehmed Paşa’nın ölümü, yerine Kaptanı Derya Kemankeş Kara Mustafa Paşa’nın sadareti.
24.12.1638 Bağdad’ın ele geçirilmesi (teslimi).
25.12.1638 Safavi kuvvetlerinin yok edilmesi.
26.12.1638 IV. Murad’ın İmam-ı Azam türbesini ziyaret etmesi.
14.01.1639 IV. Murad’ın Bağdat’tan hareketi.
27.01.1639 Padişahın Musul’a gelişi ve Safavi Hükümdarına ihtarı.
05.02.1639 Padişahın Diyarbakır’a gelişi.
23.03.1639 Veziriâzam Kemankeş Kara Mustafa Paşa’nın İran seferi.
29.04.1639 Safavi elçisinin Veziriâzam tarafından kabulü.
17.05.1639 Osmanlı-İran Hududunu çizen Kasrı Şirin Andlaşmasının imzalanması.
12.06.1639 Sultan IV. Murad’ın İstanbul’a dönüşü.
05.01.1640 Kemankeş Kara Mustafa Paşa’nın İstanbul’a dönüşü.
09.02.1640 Sultan IV. Murad’ın vefatı.
Sultan İbrahim’in tahta çıkması.


Kaynak:www.kultur.gov.tr


Sultan III. Murad Han

Posted by Adsız On 0 yorum




Sultan III. Murad Han
Babası: Sultan II. Selim
Annesi: Nur Banu Sultan
Doğum Tarihi: 1546
Tahta Çıkışı: 22 Aralık 1574
Ölümü: 16 Ocak 1595


Selim II ile Hasekisi Nur-Bânû Sultân’ın oğulları olub, babasının Saruhan Sancak Beğliği sırasında 5 Cemâziyel-evvel 953/4 Temmuz 1546 tarihinde Manisa’nın Bozdağ Yaylağında dünyaya gelmiştir. 966/1558 tarihinde Şehzâde Murad Akşehir Sancak Beğliğine getirilmiş ve babasıyla amcasının taht mücadelesinde Konya Muhâfızlığı görevini yürütmüştür. 1562 tarihinde Manisa Sancak Beğliğine tayin edilmiş ve padişah oluncaya kadar bu vazifede kalmıştır.

III. Murad zayıf irâdeli ve muhtelif tesirler altında kalabilen bir şahsiyete sahipti. Bu yüzden Sokullu Mehmed Paşa’nın sadrazamlığı süresince işler iyi gitmişse de, onun vefâtından sonra devlet idâresi Vâlide Sultânların ve bazı menfaatperestlerin tesiriyle daima kötüye gitmiş ve Osmanlı Devleti’nin duraklaması tam manasıyla III. Murad devri ile başlamıştır. 21 sene kapalı bir hayat yaşayan III. Murad, sarayında münzevî bir hayat yaşamış, son zamanlarına doğru Cuma namazlarını dahi Saray Camiinde edâ etmeye başlamıştır. Meşru dairede kalmakla birlikte kadına düşkün bir tabî’atı vardır. Osmanlı tarihinde en fazla kadınla meşru dairede yaşayan padişah ünvanını alabilir. Hemen belirtelim ki, bu kadına düşkünlüğü gayr-i meşru hayat yaşıyor manasına alınmamalıdır. Zira aynı zamanda şair olan III. Murad bir cihetten de mutasavvıftır ve Fütûhât-ı Sıyâm ve Esrârnâme adlı iki tane tasavvufa dair eserleri de vardır.

Babası II. Selim'in ölüm haberi üzerine, Manisa Sancakbeyi bulunan oğlu Murad, İstanbul’a gelerek 28 yaşında 1574 yılında tahta geçti. Murad devrinde vukû‘ bulan hadiseler şunlardır:


Fas Sultânlığının Osmanlı Hâkimiyetine Girmesi: Afrika kıt'asının bütün kuzey kısımları Osmanlı hâkimiyetinde bulunmasına rağmen sadece Fas Sultânlığı müstakil bir devlet halinde bulunuyordu. Ancak son yıllarda Fas'ta taç ve taht kavgaları baş göstermişti. Fas Sultânı Mevlây Muhammed, Portekizlilerle işbirliğine başlamış bulunuyordu. Buna karşılık Fas tahtını ele geçiremeyen Abdülmelik, Osmanlılara sığınıp, kendisinin Fas Sultânlığına getirilmesini istemişti. İsteği kabul edilerek Cezayir Beylerbeyi Ramazan Paşa'ya emir verildi. Fas ordusu mağlûp edilerek Abdülmelik, Fas Sultânlığına getirildi (1576). Bu tarihten sonra Fas'ta Osmanlı hâkimiyeti başladı. Bu sırada saltanat iddiasından vazgeçmeyen Mevlây Muhammed Portekizlilerden yardım istedi. Portekiz Kralı Sebastian 80 bin kişilik büyük bir kuvvetle Fas'a geldi. Ramazan Paşa idaresinde Osmanlı ve Fas kuvvetleri 1578 yazında Portekizlileri Vadi’s-sebil Savaşı'nda fena halde bozguna uğrattılar. Kral Sebastian, muharebe meydanında öldü.

Lehistan'daki Osmanlı Hâkimiyeti (1575): Lehistan Kralı Sigismund Ogüst ölünce, memleket taht kavgasına düşmüştü. Avusturya ve Rusya kendilerinin gösterdikleri namzetlerin Leh Kralı olması için faaliyet gösteriyorlardı. Hattâ bu maksatla, Rusya kuvvet bile sokmaya kalkıştıysa da, Osmanlı kuvvetlerini karşısında bulunca geri çekilmeye mecbur kaldı. Osmanlı Devleti için Lehistan çok ehemmiyetliydi. Bu yüzden diğer devletlerden daha atik davranıp, nüfuzunu kullanarak kendisine tâbi Erdel Beyi Bathory'yi Leh Krallığına seçtirdi (1575). Lehistan bundan sonra vergiye bağlandı ve 1578 yılına kadar Osmanlı himâyesinde bir devlet olarak kaldı.

Sokullu Mehmed Paşa'nın Ölümü (1579): III. Murad’ın cülûsundan sonra hükümet idaresinin başında yine Sokullu Mehmed Paşa vardı. Ancak son zamanlarda saraydaki bazı şahısların tesiriyle Sokullu’ya olan itimad ve muhabbet azaldı ve hatta Sokullu’nun zevcesi İsmihan Sultân ve Vâlide Nurbânû Sultân olmasaydı belki de görevden azledilecekti. Üç padişah devrinde aralıksız sadrazamlık yapan Sokullu Mehmed Paşa, Osmanlı tarihinde ehemmiyetli yeri olan bir devlet adamıdır. Aslen Bosna'nın Sokkuloviçi köyünden alınmış bir devşirmedir. Zekâ ve kabiliyetiyle yükselmiş, kaptan-ı deryalık dâhil, devletin çeşitli hizmetlerinde bulunmuştur. Bir savaş adamı olmaktan ziyâde, onun siyasi tarafının daha büyük olduğu görülür. Sultân III. Murad devrinde, Sokullu’nun eski nüfuzunun kalmadığı anlaşılıyor.

İran Harpleri ( 1578 = 1590): III. Murad, padişah olduğu zaman, İran Hükümdarı Şah Tahmasb, Tokmak Han idaresinde bir elçilik heyeti yollayarak tebriklerini ve hediyelerini sunmuştu. Elçilik heyeti İstanbul'da gayet iyi karşılanmıştı. Fakat bir müddet sonra Şah Tahmasb'ın ölmesiyle İran’da taht kavgaları başladı. Bir ara Tahmasb'ın oğlu İsmail, şahlığı elde etti. Bunun zamanında Osmanlı-İran dostluğu bozuldu. Osmanlı Devleti Avrupa ile sulhlar yaparak İran ile meşgul olmaya başladı. Çünkü Şah, Osmanlılarla süren barışı terk ederek, Doğudaki Kürtleri aleyhimize kışkırtıyordu. II. Şah İsmail de ölünce İran’da taht kavgalarının sürüp gitmesinden Osmanlılar istifade etmek istediler. Doğudaki valilerin de durumunu müsait görüp, İran’a saldırmanın vaktidir yollu haberler üzerine, Sultân III. Murad 1578 yılında İran'a harb açtı. O zaman Sokullu Mehmed Pasa daha sağdı ve İran savaşına engel olmak istedi. Sokullu Mehmed Paşa, İran'ın geniş bir ülke olduğunu, galip gelinse bile Şi’î olan halkının itaat altına alınamayacağını söylüyordu ki, bunda ne kadar haklı olduğu sonradan anlaşıldı: Padişah, kendisi sefere gidecek karakterde bulunmadığından, ordunun başına Lala Mustafa Paşa'yı serdar tayin etti.

Lala Mustafa Paşa'nın asıl hedefi, Gürcistan'ı istilâ etmek olacaktı. Topladığı kuvvetlerle Gürcistan'a girip, fetihlere başlayan Lala Mustafa Paşa, Tokmak Han idaresinde bir İran ordusunun üzerine geldiğini duyunca buna karşı maiyetindeki kumandanlardan Özdemiroğlu Osman Paşa'yı yolladı. Osman Paşa, İran kuvvetleriyle Çıldır'da karşılaştı ve Tokmak Han'ı mağlûp etti (1578). Lala Mustafa Paşa, Gürcistan içinde ilerleyerek Tiflis'i ele geçirdi ve Şirvan'a doğru ilerledi. Şirvan'ın bir kısmını zapteden Lala Mustafa Paşa, Özdemiroğlu Osman Paşa'yı serdar tayin ederek kendisi Erzurum'a döndü. İran kuvvetleri Osman Paşa üzerine taarruza geçtilerse de mağlûp olup çekildiler. Fakat İranlıların tecavüzü bitmiyordu. Kuvvetleri çok azalan Osman Pasa, geri çekilmek zorunda kaldı. Muharebelerin İran lehine dönmeye başlaması üzerine Lala Mustafa Paşa, azledilerek, yerine Koca Sinan Paşa serdar tayin edildiyse de kayda değer hiç bir muvaffakiyet elde edilemedi. Özdemiroğlu büyük bir gayretle İran savaşlarına devam ediyordu. Nitekim 1583 yılında Meş’ale Savaşı denen savaşta bir kere daha İranlıları yendi. Meş'ale Savaşı'ndan sonra İranlılar, Şirvan bölgesini boşaltmak zorunda kaldılar. Yeni serdar Ferhad Paşa, büyük kuvvetlerle İran sınırına gelip, bâzı muharebeler yaptı: Daha sonra sadrazam ve serdar tayin edilen Özdemiroğlu Osman Paşa ile beraber Tebriz'i almayı başardılar.

Osman Paşa'nın vefatından sonra Ferhad Paşa, ikinci defa olarak serdarlığa getirildi. Ferhad Paşa'nın bu ikinci serdarlığında Osmanlı orduları bazı muvaffakiyetler daha kazandılar. Ayrıca Doğuda Türkistan Hükümdarı Özbek Han, İran’a saldırınca Şah Abbas, Osmanlılardan barış istedi. 1590 yılında yapılan Ferhad Paşa Antlaşmasına göre: Tebriz, Şirvan, Gürcistan, Dağıstan bölgeleri Osmanlılara verilecekti. Büyük kayıplar karşılığında alınan bu yerler, Osmanlıların elinde fazla kalmayacak, tekrar İranlılara geçecektir.

Yeniçeri ve Sipâhi İsyanları: İran'la anlaşma yapıldıktan sonra İstanbul'da Yeniçeri ve Sipahi isyanları vuku‘ buldu. Bu isyanlar her ne kadar ulûfe (Yeniçerilere üç ayda bir verilen maaş) yüzünden çıkmışsa da, asıl sebebini devlet teşkilâtının bozulmaya yüz tutmasında aramak daha doğru olacaktır. İlk defa III. Murad devrinde Yeniçeri Ocağına rast gele kimseler alınarak kanun bozuldu. Yine ilk defa rüşvetle iş görülmeye başlandı. Askere ayarı düşük akçeler verilmek istenince Yeniçeriler, isyan ederek saraya yürüdüler. Âsiler defterdarın başını istediler. İstekleri yerine getirilince büsbütün şımardılar. 1589 yılında meydana gelen bu olaya Beylerbeyi Vak’ası denmektedir

III. Murad devrinde 1593 yılında da sipahilerin isyanını görüyoruz. Ulûfelerinin geri bırakılmasına kızan Sipahiler, saraya yürüyüp defterdarın kafasını istediler. Kendilerine nasihat etmek için gelenleri kovdular. İstanbul halkı da seyretmek için saraya dolmuştu. Halk dışarı çıkarılırken “Urun hâ!...” diye bir ses duyuldu. Saray muhafızları bunu Padişahın emri sanarak âsilerin üzerine saldırdılar ve dört yüze yakın âsiyi öldürdüler. Diğerleri kaçarak kurtuldu.

Yeni Bir Haçlı İttifakı Ve Nemçe (Avusturya) Harbleri (1593-1606): Bosna Beylerbeyi Telli Hasan Paşa, Avusturya topraklarına 1593 yılında büyük bir akın harekâtına girişmişti. Avusturya valilerinin Osmanlı sınırlarına tecâvüzlerine karşılık yapılan bu harekât, mağlûbiyetle neticelenmiş, komutanla birlikte çok şehid verilmiştir. Bu hadise Osmanlı-Nemçe harblerinin başlamasına sebep olmuştur. Nemçe savaşına Sadrazam Sinan Paşa gönderilmişti. Budin Beylerbeyi imdada giderek Nemçe ordusuyla harbe girdi ve mağlub oldu. Nemçeliler çok sayıda Macaristan kalesini ele geçirdiler. 1594 yılı baharında da Estergon Kalesini muhasara altına aldılar; ancak muvaffak olamadılar. Kırım kuvvetlerinin yardıma gelmesine rağmen tam bu sırada Osmanlı Devleti’nin başına bir gâile daha çıktı: Osmanlı Devleti’ne tâbi olan Erdel, Eflak ve Boğdan Beyleri Papa’nın teşvikiyle isyan edip Avusturya tarafına geçtiler. Tam bu sırada yani 1595 yılında Padişah III. Murad vefât eyledi. III. Murad’ın saltanatının sonuna doğru Osmanlı toprakları yaklaşık 19.902.191 km2 idi. Buna Avrupa’da Polonya, Afrika’da Fas dâhildir.

III. Murad zamanındaki sadrazamlar arasında, yılların sadrazamı Sokullu Mehmed Paşa, Koca Sinan Paşa, Özdemiroğlu Osman Paşa ve Mesîh Paşa’yı; diğer komutan ve devlet adamlarından Kaptanıderya Kılıç Ali Paşa, Damad İbrahim Paşa, Okçu-zâde Mehmed Paşa ve Muallim-zâde Nişanı Mahmûd Çelebi’yi; Şeyhülislâmlar arasında Hâmid Efendi, Ma’lûl-zâde Mehmed Efendi, Müeyyed-zâde Abdülkadir Efendi, Bostan-zâde Mehmed Efendi ve Bayram-zâde Hacı Zekeriya Efendi’yi zikredebiliriz .

Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı


15.12.1574 Sultan II. Selim’in vefatı.
21.12.1574 Sultan II. Selim’in Manisa valisi olan veliahtı Şehzade Murad’ın İstanbul’a hareketi ve beş kardeşinin idamı.
22.12.1574 Sultan III. Murad’ın tahta çıkışı.
Babası ve 5 erkek kardeşinin cenaze törenleri.

27.12.1574 Cenaze törenlerinde giyilen kıyafetlerin değiştirilmesi.
05.01.1575 Tahta çıkan Sultanların, Selatin Türbelerini ziyaret için “Kılıç alayı” töreni adeti.
22.01.1575 Feridun Bey Münşeatının, Sultan III. Murad’a takdimi.
08.08.1575 Osmanlı-Venedik barış antlaşmasının yenilenmesi.
13.05.1576 Cülus tebriki için gelen İran elçisi Tokmak Hanın huzura kabülü ve hediyelendirilmesi.
01.01.1577 Osmanlı Devleti ile Avusturya arasındaki barışın tekrar 8 sene için yenilenmesi.
30.07.1577 Osmanlı-Lehistan antlaşmasının imzalanması.
Devletin kuzey siyaseti.

21.01.1578 İkinci Vezir Piyale Paşa’nın vefatı.
25.01.1578 Kanuni’nin kızı Mihrimah Sultanın vefatı.
05.04.1578 Şirvan ve Gürcistan Serdarlığına tayin edilen Lala Mustafa Paşa’nın sefer için İstanbul’dan hareketi.
01.07.1578 Lala Mustafa Paşa’nın “Cinis Konağı”na gelişi.
Özdemiroğlu Osman Paşa’nın kuvvetleriyle orduya katılması.

04.08.1578 Osmanlı himayesine giren Fas’da Portekizlilere karşı “Vadisseyl” zaferi.
09.08.1578 Özdemiroğlu Osman Paşa’nın Çıldır zaferi.
24.08.1578 Türk kuvvetlerince Tiflis’in işgali.
09.09.1578 İran savaşı.
Koyungeçidi zaferi.

12.09.1578 “Ereş” Kalesi’nin fethi ve Şırvan’ın işgali.
Kafkasya’daki ilk Osmanlı idare teşkilatı.

08.10.1578 Ordu’nun “Ereş”ten Erzurum’a kışlamak üzere hareketi.
10.10.1578 Budin Beylerbeyi Sokullu Mustafa Paşa’nın idamı.
16.10.1578 Dağıstan’daki Kumuk Şamhalı’nın tabiyyet ve itaatı.
11.11.1578 Üç gün üç gece süren birinci Şamahı Savaşı ve Özdemiroğlu Osman Paşa’nın zaferi.
27.11.1578 İkinci Samahı savaşı.
07.12.1578 Nahçivan Valisi ve “Şerefname” yazarı Şeref Hanın Van’da törenle karşılanması.
07.01.1579 Osman Paşa’nın Şamahı’dan Demirkapı’ya hareketi.
Şirvan’ın tahliyesi.

07.03.1579 Osmanlı-İngiliz ticari ve siyasi ilişkilerinin başlaması.
30.03.1579 Safavilerin Tiflis’i kuşatmaları.
11.07.1579 Mustafa Paşa’nın ordusunun Erzurum’dan Kars’a hareketi.
26.07.1579 Ordu’nun Kars’a geri dönmesi.
Kars Kalesi’nin temel atma töreni.

22.08.1579 Maraş Beylerbeyi Mustafa Paşa komutasındaki yardımcı kuvvetin Tiflis’e gelmesi.
27.08.1579 Hazar Denizi’nde Türk Deniz Kuvvetleri.
Kars Kale inşaatının tamamlanması.

22.09.1579 Kars şehrinin inşaatının tamamlanması.
04.10.1579 Anadolu Beylerbeyi Cafer Paşa’nın Erivan seferi için hareketi.
11.10.1579 Kırım Hanı II. Mehmed Giray ile Özdemiroğlu Osman Paşa’nın Demirkapı’dan Şirvan’a hareketi.
12.10.1579 Veziriazam Sokullu Mehmed Paşa’nın katledilmesi.
Veziriazamlığa ikinci vezir Ahmed Paşa’nın tayini.

23.10.1579 Özdemiroğlu Osman Paşa’nın Kırım Hanı ile birlikte Şamahı’ya girişi.
Şirvan’ın alınması.

07.01.1580 İkinci Vezir Lala Mustafa Paşa’nın Doğu Serdarlığı’ndan azli, Üçüncü Vezir Sinan Paşa’nın serdarlık görevine getirilmesi.
07.08.1580 “Sultan Vekili” ünvanı ile Sadaret kaymakamı olan İkinci Vezir Lala Mustafa Paşa’nın vefatı.
25.08.1580 “Mührü Hümayun”un Doğu Serdarı Sinan Paşa’ya verilmesi.
07.01.1581 Safevilerin barış teklifi.
06.07.1581 Osmanlı Devleti ile Fransa arasında 3. dönem kapitülasyonlar.
29.05.1582 Sultan III. Murad’ın şehzadesi Mehmed’in Devlet tarihinde ilk defa 57 gün süren şenliklerle yapılan “Sünnet Düğünü”nün başlaması.
06.12.1582 Veziriazam Koca Sinan Paşa’nın azledilmesi.
24.12.1582 Veziriazamlığa İkinci Vezir Siyavuş Paşa’nın tayin edilmesi.
16.03.1583 “Münşaat” eserinin yazarı Feridun Beyin vefatı.
28.03.1583 Rumeli Beylerbeyi Ferhat Beyin vezaret payesi ile Doğu Serdarlığına tayini.
29.03.1583 İngiltere’nin ilk elçisinin, İstanbul’a gelmesi.
11.05.1583 İran’a karşı “Mesale Savaşı” ve Özdemiroğlu Osman Paşa’nın en büyük zaferi.
03.06.1583 Özdemiroğlu Osman Paşa’nın Şamahı, Şirvan’a gelişi.
06.06.1583 Şamahı Kalesi’nin temel atma töreni.
20.07.1583 Şamahı Kalesi’nin yapımının tamamlanması.
21.10.1583 Şirvan ve Dağıstan Serdarı Özdemiroğlu Osman Paşa’nın Demirkapı’dan İstanbul’a hareketi ve Kırım sorunu.
07.12.1583 Osmanlı tarihinde ilk defa olarak “Valide Sultan” ünvanı ile anılan Nur Banu Sultanın vefatı.
17.12.1583 Manisa valiliğine tayin edilen Şehzade Mehmed’in İstanbul’dan hareketi.
24.04.1584 Kırım Hanı II. Mehmed Giray’ın azli.
Kırım meselesinin düzenlenmesi.

28.06.1584 Özdemiroğlu Osman Paşa’nın Kefe’den İstanbul’a gelişi.
25.07.1584 Veziriazam Siyavuş Paşa’nın azli.
Osman Paşa’nın sadareti.

18.12.1584 Özdemiroğlu Osman Paşa’nın Kastamonu’ya gelmesi.
07.08.1585 Sokullu Mehmed Paşa’nın eşi Esma Sultan’ın vefatı.
21.09.1585 Tebriz yakınında “Abvar” savaşı.
22.09.1585 Tebriz şehrinin teslim olması.
Azerbaycan’ın Osmanlı topraklarına katılması.
Murassa saltanat tahtının, saltanatın sonuna kadar kullanılmak üzere III. Murad’a taktim edilmesi.

25.09.1585 Özdemiroğlu Osman Paşa’nın Tebriz’e girmesi.
29.10.1585 Veziriazam Özdemiroğlu Osman Paşa’nın vefatı.
01.12.1585 Sadaretin ikinci Vezir Mesih Paşa’ya verilmesi.
14.04.1586 Veziriazam Mesih Paşa’nın istifası.
21.06.1587 Kaptanı Derya Kılıç Ali Paşa’nın vefatı.
09.02.1588 Kandil akşamlarında cami minarelerinde ışıklandırma yapılması kararının uygulamaya başlaması.
21.07.1588 İran ile barış imzalanamadığı için Ordu’nun Erzurum kışlağından Gence’ye hareketi.
02.04.1589 “Beylerbeyi vakası” Osmanlı tarihinde ilk defa Yeniçerilerin kelle istemiye başlamaları.
Veziriazam Siyavuş Paşa’nın azli.
Sinan Paşa’nın sadareti.

28.01.1590 Safavi şehzadesi Haydar Mirza’nın İstanbul’a gelmesi.
21.03.1590 Osmanlı Devleti ile Safavi Devleti arasında barış imzalanması.
29.10.1590 Osmanlı Devleti ile Avusturya Devleti’nin barış antlaşmasının 8 yıl daha uzatılması.
06.03.1591 Sakarya, Sapanca, İzmit Körfezi kanalının açılması hakkında ferman çıkışı.
Bu kararın 11 Nisan tarihli ferman ile iptali.

01.08.1591 Koca Sinan Paşa’nın azledilmesi, Vezaret makamına ikinci Vezir Ferhat Paşa’nın tayin edilmesi.
08.09.1591 İran elçisi Kara Ahmed Sultan’ın huzura kabulü ve arzlarının reddedilmesi.
16.09.1591 Lehistan elçisinin huzura kabulü ve haraç taktimi.
04.04.1592 Veziriazam Ferhad Paşa’nın azli ve Kanijeli Siyavuş Paşa’nın üçüncü sadareti.
01.10.1592 Avusturya İmparatoru’nun İstanbul elçisinin barışın Türkler tarafından bozulmasından dolayı haracın kesildiğini bildirmesi.
26.01.1593 Yeniçerilere verilen tahsisatın Sipahilere eksik verilmesi sebebiyle “almazuz” diye Sipahilerin isyan çıkarması, bastırılması.
28.01.1593 Veziriazam Siyavuş Paşa’nın uğursuzluğundan dolayı azli ve Koca Sinan Paşa’nın üçüncü sadareti.
29.06.1593 Kulpa bozgunu.
Bosna Valisi Telli Hasan Paşa ile Sancak Beylerinden Sultanzade’nin ve bazı beylerin şehit olması.

04.07.1593 Kulpa bozgunu sebebiyle Avusturya’ya sefere karar verilmesi.
İstanbul’daki elçinin hapsedilmesi.

19.07.1593 Koca Sinan Paşa’nın Avusturya seferi için hareketi.
06.10.1593 Bespiren Kalesi’nin teslim alınması.
14.10.1593 Polata Kalesi’nin teslim alınması.
04.10.1593 Istolni Belgrad bozgunu ve birçok kalenin elden çıkışı.
08.11.1593 Ordunun Budin’e gelişi.
05.05.1594 Ordunun “Hünkar Tepesi”nden “Sirem Sahrası”na geçmesi.
01.06.1594 Avusturyalıların Estergon ve Hatwan kuşatmalarını kaldırması.
27.07.1594 Tata Kalesi’nin teslim alınması.
29.07.1594 Saint Marton Kalesi’nin teslim alınması.
11.08.1594 Kırım Hanı Gazi Giray’ın orduya katılması.
27.09.1594 Yanık Kale’nin teslim alınması.
05.10.1594 Erdel, Eflak ve Boğdan Voyvodalarının Türklere karşı papalık makamı tarafından hazırlanan “Mukaddes İttifak” a katılmaları.
13.10.1594 Eflak ve Boğdan’da müslümanların kılıçtan geçirilmeleri.
01.01.1595 Eflak ordusunun İbrail Kalesi’ne taarruz edip şehri yakması.
15.01.1595 Sultan III.Murad’ın vefatı.
27.01.1595 Sultan III. Mehmed’in tahta çıkması.

Kaynak:www.kultur.gov.tr


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Sayfamızı Beğenmenizle
Mutluluk Duyarız