Social Icons

Pages

Sultan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sultan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sultan Abdülaziz Han

Posted by Adsız On 2.03.2010 0 yorum




Sultan Abdülaziz Han
Babası : Sultan II. Mahmud
Annesi : Pertevniyal Sultan
Doğduğu Tarih : 7/8 Şubat 1830
Padişah Olduğu Tarih : 25 Haziran 1861
Tahttan İndirildiği Tarih : 30 Mayıs 1876
Öldüğü Tarih : 4 Haziran 1876

Sultân Abdülaziz, 1830 yılında II. Mahmûd’un Kadın efendisi Pertev-niyâl Vâlide Sultân’dan Eyüp Sarayı’nda dünyaya gelmiştir. Haziran 1861’de ağabeyi I. Abdülmecid’in vefâtı üzerine Osmanlı tahtına çıkmış ve halk tarafından Sultân Aziz diye anılmıştır. III. Selim, II. Mahmûd ve I. Abdülmecid’in Avrupa’yı taklid eden ve çevreleri tarafından suiistimal edilen hayatlarının Osmanlı Padişahları hakkındaki ortaya çıkardığı menfi imajı, Sultân Aziz yaşadığı müstakim hayatıyla telafi etmiştir. Abdülhamid gibi velâyetine inanılan bir padişah olmuştur. İntihâr meselesi, tamamen sefih bir hayat yaşayan Hüseyin Avni Paşa ve bir kaç serseri subayın tertibinden ibarettir.

Mevlevî, hattât, pehlivan, bestekâr ve Arapça ile Farsça’ya vâkıf olan Sultân Aziz, Batı Musikisi hayranlığını Saray’dan çıkarmaya çalışmıştır. Ekibi, Tanzîmât’çıların ileri gelenlerinden olan Âli Paşa ve Fuad Paşa ile daha sonra Yeni Osmanlılar arasında yer alan Mithad Paşa ve arkadaşlarıdır. En büyük şanssızlığı ekibinin tam müstakim insanlar olmayışıdır. Sultân Abdülaziz, özellikle Sultân Abdülmecid devrinde devletin israflar ve sefâhetlerle sarsılan devlet nizâmına hemen çeki düzen vermekle işe başlamıştır. Saray’daki harcamaları durdurmuştur. Devletin hazinesinin kaçak verdiği kara delikleri kapatmaya çalışmıştır.

Zamanındaki ilk olay, Haziran 1861’de baş gösteren Sırp İsyanıdır. Karadağ İsyanı Ömer Paşa tarafından bastırılınca Avrupa ayaklanmış ve Eylül 1861’de İstanbul Mukavelesi imzalanmak mecburiyetinde kalınmıştır. Bu Protokol, Sırplara daha fazla muhtâriyet vermek manasına gelmektedir.

İkinci önemli olay, Sultân Abdülaziz’in üç taht vârisini ve çok sayıda devlet erkânını alarak Feyz-i Cihâd Vapuru ile Nisan 1863’de yaptığı Mısır Seyahatidir. Yavuz’dan sonra Mısır’a gelen ikinci Osmanlı Padişahı olması hasebiyle, Mısırlılar tarafından candan tezâhüratlarla karşılanmıştır. Bu arada, Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın torunu olan Mısır Valisi İsmail Paşa da istediğini elde etmiştir. Maalesef, sadrazam ve adamlarını elde ederek, daha önce ailenin en büyük erkek evladı Mısır Valisi olacakken, Mayıs 1866’da yayınlattığı bir fermanla, Mısır velâyetini kardeşi Mustafa Fâzıl Paşa’dan alarak oğlu Mehmed Tevfik Paşa’ya vermiştir. Daha sonra Osmanlı Maliye Nâzırlığına getirilen Mustafa Fâzıl Paşa, gizli olarak kurulan Yeni Osmanlılar Cemiyetini destekleyerek bu intikamını almıştır. Haziran 1866’da Mısır Valilerine Hidiv ünvanı verildi ki, kral naibi demektir.

Osmanlı askeri içerdeki iktidar mücadeleleriyle çalkalanırken, Sırbistan’da yine problemler çıkıyor ve Osmanlı Devleti, Nisan 1867’de 345 yıllık hâkimiyetinden sonra Belgrad’ı tamamen Sırp Prensliğine terk ediyordu. 1864’de İyonya Adalarını Yunanistan’a bağışlayan İngiltere, Yunanlıları şımartmış ve Girit’te karışıklıklar başlamıştı. Rusya’nın da desteğiyle Eylül 1866’da Girit İsyanı başladı. Osmanlı Devleti enosis = Yunan’a iltihak’tan başka bir şey istemeyen Rumlarla anlaşamadı. Sadrazam Âli Paşa’nın bizzat Girid’e gelmesi üzerine Fransa, Rusya, Prusya ve İtalya işe karıştı ve Âli Paşa, Ocak 1868’de meşhur Girit Fermanını ilan etti. Artık ada Yunanistan ile Osmanlı Devleti arasında sanki ortak bir eyâlet gibi idi.

Bu arada Sultân Abdülaziz, kendi zamanına kadar hiç bir Osmanlı Padişahının yapmadığı ve 1950 yılına kadar da hiç bir Türk Devlet Başkanının yapmayacağı bir işi yaptı. Yani 46 gün sürecek Avrupa Seyahatine çıktı. Davet, III. Napolyon ve Kraliçe’nin davetiyle Paris’ten başladı. Çok büyük ilgi gördü. Arkasından Galler Prensi VII. Edward’ın karşıladığı Londra ziyareti ile devam etti ve burada Kraliçe Victoria ile görüştü. Halkın çılgınca alkışladığı Abdülaziz, daha sonra Brüksel’e geçerek Kral II. Leopold ile öğle yemeği yedi. Berlin seyahati davetini özürleri sebebiyle kabul edemeyen Sultân Aziz’le Prens Bismarck’ın tavsiyesiyle Prusya Kralı ve Kraliçesi, Berlin’e 460 km uzaklıkta bulunan Koblenz’e kadar gelerek görüştü. Bu durum, Osmanlı Devleti’nin Avrupa’daki etkisini göstermesi bakımından önemli idi. İstanbul’a dönerken Viyana Garında Avusturya İmparatoru ve Macaristan Kralı tarafından karşılandı. Daha sonra da Budapeşte’ye uğradı ve Vidin yoluyla İstanbul’a döndü (21.6.1867-7.8.1867).

Bu arada Osmanlı Devleti’nin idarî, hukukî ve siyasî ıslâhâtı da devam ediyordu. 1862’de günümüzün Sayıştay’ı demek olan Div’an-ı Muhâsebât ve 1868’de günümüzün Danıştay’ı olan Şûrây-ı Devlet kurulmuştu. Günümüzün Yargıtay’ı demek olan Divan-ı Ahkâm-ı Adliye de Abdülaziz devrinde tesis edilmişti. Mecelle’nin hazırlanması için hazırlıklar yapılmıştı. 1868-1869 kışında Yunanistan’la savaşa ramak kalması ve Paris Konferansı ile tatlıya bağlanması; Kasım 1869 tarihinde Süveyş Kanalının açılması, Abdülaziz döneminde meydana gelen önemli olaylardı.

Mustafa Reşid Paşa’nın yetiştirdiği mükemmel bir diplomat olan Âli Paşa’nın Eylül 1871’de vefat etmesi, Osmanlı Devleti açısından içte ve dışta tam bir yıkım oldu. Zira meşrutiyetçi görünen ve Yeni Osmanlılar Cemiyetinin mensupları olan Ziya Paşa, Namık Kemal ve benzerlerine gün doğdu. Rüşvetlerle Mısır Valiliğini oğluna vermeye çalışan Mısır Valisi İsmail Paşa da fırsatçılar arasındaydı. Osmanlı Devleti’nin kaht-ı ricâl devri başladı. Artık devlet, kültürlü ama vasıfsız bir sadrazam olan Mahmûd Nedim Paşa’nın; Mısır Hidivlerine dış borçlanma yetkisi vererek Mısır’ı İngilizlere bir nevi satan Mithad Paşa’nın ve tam bir cani olup Amerikalılardan açıkça rüşvet alan Serasker Hüseyin Avni Paşa’nın elinde kalmıştı. 1876’da Mithad Paşa ve ekibinin akılsız tasarruflarından dolayı, dış borçlar 200 milyon altını geçiyordu. Rus Büyükelçisi Kont İgnatiyev’in tahrikleri ve Sadrazam Mahmûd Nedim Paşa, Adliye Nâzırı Mithad Paşa ve Ticâret Nâzırı Mahmûd Celâleddin Paşa’nın menfaatleri uğruna, Ekim 1875’de 6 Ramazan Kararnâmesi diye bilinen ve istikraz faizlerini % 50 indiren Kararnâme ilan edildi. Avrupa Devletleri ayağa kalktı. Bu arada Hersek ve Bulgaristan isyanları da alabildiğine genişleyerek devam ediyordu. Rusya’nın tahriki ile 6 Mayıs 1876’da Almanya ve Fransa’nın Selanik Konsolosları katledilince tansiyon fevkalade yükseldi. Devleti içte ve dışta rezil eden Mithat Paşa ve ekibi, suçu Sultân Abdülaziz’e yıkarak onu hal’ etmeye karar verdiler. İngiltere’yi arkalarına almışlardı ve onlardan para desteği alıyorlardı.

Önce rüşvet vererek üniversite talebeleri demek olan talebe-i ulûmu ayaklandırdılar. Bunun üzerine Osmanlı Devleti’ni yıkan ve tarihe 4 büyükler yahut Hal’ Erkânı diye geçen dört vasıfsız adam devletin en önemli makamlarına geldiler (11 Mayıs 1876): Mütercim Rüşdi Paşa sadrazam, Hüseyin Avni Paşa serasker, Mithad Paşa devlet nâzırı ve ehliyetsiz müfsid imam diye bilinen Hasan Hayrullah Efendi Şeyhülislâm oldular. Abdülaziz’in devlete verdiği yeni şekil ve özellikle de yeni donanmadan korkan İngiltere, kuklası olan Mithad Paşa’yı kullanarak Padişah aleyhindeki her hareketi takip ediyordu. 30 Mayıs 1876’da Harbiye Mektebi kumandanı Süleyman Paşa, çoğu Türkçe bilmeyen iki tabur askeri kandırarak Dolmabahçe Sarayı’nı bastı ve Padişah’ı tahttan indirdi. Hal’ fetvâsını Padişah’ın şuurunun bozukluğuna dayandıran Şeyhülislâm ise, hırsının esiri ve inkılabcıların oyuncağı olmuştu. Padişah hal’ edilmekle kalmadı; Dolmabahçe Sarayı tam manasıyla yağmalandı. Hüseyin Avni Paşa, hem hırsız ve hem de namussuz biri idi. Askere bahşiş dağıtılarak memnuniyetsizlikler bastırıldı. Artık 30 Mayıs 1876 tarihinden itibaren, bütün bu olup bitenlerin arkasında olan ve Osmanlı Padişahları arasında mason olduğu bilinen V. Murad Osmanlı tahtında oturuyordu. Sultân Aziz, 4.6.1876 tarihinde yani hal’ından 5 gün sonra, Hüseyin Avni Paşa’nın kiralık katilleri eliyle, kol damarları intihara benzeyecek şekilde kesilerek şehid edildi ve resmen intiharmış gibi gösterildi.

KADIN EFENDİLERİ: 1- Dürr-i Nev Baş Kadın Efendi. 2-Hayrân-ı Dil İkinci Kadın Efendi. 3- Edâ-Dil İkinici Kadın Efendi. 4-Neş’erek (Nesrin) Üçüncü Kadın Efendi. 5- Gevherî Dördüncü Kadın Efendi.

ÇOCUKLARI: 1- Yusuf İzzeddin Efendi; 2- Mahmûd Celâlüddin Efendi; 3- Mehmed Selîm Efendi; 4- Abdülmecid II; 5- Mehmed Şevket Efendi; 6- Mehmed Seyfeddin Efendi; Sâliha Sultân; 8- Nâzıme Sultân; 9- Emîne Sultân; 10- Esmâ Sultân; 11- Fatma Sultân; 12- Münîre Sultân; 13- Emîne Sultân .


Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı
25.06.1861 Sultan Abdülmecid’in ölümü.
Sultan Abdülaziz’in Padişah olması.

06.08.1861 Mehmet Emin Paşa’nın azli, Ali Paşa’nın dördüncü sadareti.
31.08.1861 Karadağ meselesinin İşkodra’da yapılan görüşmelerle barış yolu ile halledilmesi.
29.10.1861 Ali Paşa’nın azli, Keçecizâde Fuat Paşa’nın sadareti.
15.06.1862 Belgrad olayı.
01.07.1862 Keçecizâde Fuad Paşa’nın mali önlemleri.
Devletin malî sıkıntısı, kağıt paranın tedavülden kaldırılması.

23.08.1862 Karadağ Ordusu’nun mağlup edilmesi.
Reika zaferi.

31.08.1862 İşkodra anlaşması.
08.09.1862 Sırbistan’daki Türk Kaleleri hakkında anlaşma.
08.10.1862 Sırbistan ile ilgili meselelerin bir protokol ile halledilmesi.
02.01.1863 Keçecizâde Mehmet Fuat Paşa’nın istifası.
05.01.1863 Yusuf Kamil Paşa’nın sadareti.
03.04.1863 Sultan Abdülaziz’in Mısır gezisine başlaması.
01.06.1863 Yusuf Kamil Paşa’nın azli, Keçecizâde Fuat Paşa’nın ikinci sadareti.
28.06.1864 İstanbul Protokolü.
19.04.1866 Eflak-Boğdan Beyliği’nin başına Prusyalı Charles’in seçimi.
02.06.1866 Mısır valilerine-Hidiv unvanı verilmesi.
04.06.1866 Keçecizâde Fuat Paşa’nın azli ve Mütercim Rüştü Paşa’nın sadareti.
02.09.1866 Girit isyanı, asilerin Yunanistan’a ilhakı kararı.
08.09.1866 Girit ıslahatı.
11.02.1867 Mütercim Rüştü Paşa’nın istifası.
Mehmet Emin Paşa’nın beşinci sadareti.

24.03.1867 Yeni Osmanlılar Cemiyeti’nin Paris’de propagandası.
10.04.1867 Belgrad ve bazı kalelerin Sırbistan’a terki.
21.06.1867 Sultan Abdülaziz‘in Avrupa gezisi, Ali Paşa’nın saltanat vekaleti.
10.07.1867 Sultan Abdülaziz’in Paris’den Londra’ya hareketi.
12.07.1867 Padişah’ın Londra’ya varışı.
23.07.1867 Londra’dan Brüksel’e geçiş.
25.07.1867 Padişah’ın Coblenz’de Prusya Kral ve Kraliçesi tarafından karşılanması.
28.07.1867 Padişah’ın Viyana’ya gelişi.
31.07.1867 Padişah’ın Budapeşte’ye varışı.
07.08.1867 Devlet tarihinde bir Sultan’ın çeşitli Avrupa ülkelerine yaptığı en kapsamlı geziden Padişah’ın İstanbul’a dönmesi.
02.10.1867 Ali Paşa’nın olağanüstü yetkilerle Girid’e hareketi.
04.01.1868 Girid’de ıslahat hareketleri.
01.04.1868 Şuray-ı Devlet kurulması.
09.06.1868 Yabancılara mülkiyet hakkı verilmesi.
02.12.1868 Türk-Yunan siyasi ilişkilerinin kesilmesi.
11.12.1868 Osmanlı Hükûmeti’nin Yunanistan’a ültimatomu.
09.01.1969 Türk-Yunan meselesinin, Batılı Devletlerin isteği üzerine Paris Konferansı’nın toplanması.
12.02.1869 Keçecizâde Mehmed Fuad Paşa’nın ölümü.
18.02.1869 Girid sorunu hakkında Paris konferansı.
19.11.1869 Süveyş Kanalı’nın açılışı.
11.03.1870 Bulgar kilisesinin bağımsızlığı.
13.03.1871

Karadeniz’in tarafsızlığına son veren Londra anlaşmasının imzalanması.


07.09.1871 Sadrıâzam ve Dışişleri Nazırı Mehmed Emin Ali Paşa’nın ölümü.
08.09.1871 Bahriye Nazırı Mahmud Nedim Paşa’nın sadareti.
13.09.1871 Ünlü şair Şinasi’nin ölümü.
16.04.1872 Antakya zelzelesi.
30.07.1872 Mahmud Nedim Paşa’nın azli, Mithat Paşa’nın ilk sadareti.
28.09.1872 Mısır Hidivine dışarıdan borçlanma yetkisinin verilmesi.
19.10.1872 Mithat Paşa’nın azli, Mütercim Rüştü Paşa’nın sadareti.
15.02.1873 Mütercim Rüştü Paşa’nın azli, Ahmet Esat Paşa’nın sadareti.
15.04.1873 Ahmed Esat Paşa’nın azli, Mehmet Rüştü Paşa’nın sadareti.
03.05.1873 Haydarpaşa-İzmit demiryolu hattının açılması.
15.02.1874 İstanbul-Edirne-Filibe demiryolu hattının açılış töreni.
13.04.1875 Mehmed Rüştü Paşa’nın azli, Hüseyin Avni Paşa’nın sadareti.
25.04.1875 Hersek isyanı.
20.08.1875 Hüseyin Avni Paşa’nın azli ve Ahmed Esat Paşa’nın ikinci sadareti.
26.08.1875 Fransa’nın Hersek sorununa karışması.
06.10.1875 Ahmed Esat Paşa’nın azli, Mahmut Nedim Paşa’nın sadareti.
31.01.1876 Faizlerin düşürülmesi kararı.
02.05.1876 Bosna-Hırvatistan isyanlarıyla ilgili (Andraşi Layihası)
06.05.1876 Bulgar ihtilali, Otluk köyü vakası.
10.05.1876 Selanik Olayı (Bir Bulgar kızının Müslüman olması konusu).
11.05.1876 Yüksekokul öğrencilerinin Hükûmet aleyhine gösterileri.
13.05.1876 Mahmud Nedim Paşa’nın azli, Mehmed Rüştü Paşa’nın dördüncü kez sadareti.
30.05.1876 Berlin Memorandumu.
Abdülaziz’in tahttan indirilmesi.
V. Murad’ın Padişah oluşu


Sultan Abdülmecid Han

Posted by Adsız On 0 yorum




Sultan Abdülmecid Han
Babası : Sultan II. Mahmud
Annesi : Bezmialem Sultan
Doğduğu Tarih : 25 Nisan 1823
Padişah Olduğu Tarih : 1 Temmuz 1839
Öldüğü Tarih : 25 Haziran 1861

Halk arasında Sultân Mecîd diye bilinen I. Abdülmecîd, II. Mahmûd’un Bezm-i Âlem Vâlide Sultân’dan doğma büyük oğludur ve babasının 1 Temmuz 1839 tarihinde vefât etmesi üzerine Osmanlı tahtına 16 yaşındayken oturdu. Doğu dillerinden Arapça ve Farsça’yı, batı dillerinden ise Fransızca’yı çok iyi biliyordu; iyi bir hattât idi; Batı Musikisine âşinaydı. Mevlevî tarikatına mensuptu. Diğer Osmanlı padişahlarından farklı olarak memleketi çeşitli yönlerine düzenlediği altı seyahatle dolaşmıştı. Yakışıklı olan Sultân Abdülmecîd, babasının aksine nazik, zeki ve merhametli idi. Devleti kendisi değil, Tanzîmât hareketini hazırlayan bürokrasi yönetmiş idi. Bürokrasinin en ileri gelenleri ise, Reşid Paşa ve Tanzimâtçı ekibi idi. Ancak Reşid Paşa ve ekibinin muhâlifleri ilk yıllarında daha da hâkim durumdaydılar.

Tahta çıktığı zaman devlet Nizip bozgunu gibi acı bir olayla dertli idi. İsyancı bir beylerbeyinin askerleri, Osmanlı ordusunu perişan etmişti. Tanzîmât’a soğuk olan ihtiyâr Hüsrev Paşa’nın zorla sadrazam olması ve Padişahın da buna ses çıkarmaması (Temmuz 1839), Hüsrev Paşa’ya düşman olan Kaptan-ı Derya Ahmed Fevzi Paşa’nın Osmanlı donanmasını Çanakkale’den alarak İskenderiye’ye götürüp Mehmed Ali Paşa’ya teslim etmesi gibi bir felâketi doğurdu. Bu yüzden Hâin veya Firârî diye meşhur oldu. Artık Mehmed Ali Paşa, İngiltere’den sonra en kuvvetli donanmanın sahibiydi.

Nizâm-ı Cedid ve teceddüd hareketi, diplomasiden gelen Reşid Paşa liderliğinde kuvvetleniyordu. II. Mahmûd ve Pertev Paşa tarafından yetiştirilen Reşid Paşa, Tercüme Odasından gelen Mehmed Emin Âli Paşa ile Tıbbiye’den çıkma Keçeci-zâde Fuad Paşa’yı ekibine katmıştır. Sadrazam Hüsrev Paşa’nın Sultân Abdülmecid’e Reşid Paşa’nın idamını tavsiye etmesine rağmen, Padişah, Reşid Paşa’nın tarafını tutarak Kasım 1839’da Gülhâne Hatt-ı Hümâyûn’unu Reşid Paşa’ya okutarak Tanzîmât’ı ilan etmeye karar verdi. Rauf Paşa’nın Haziran 1840’da sadrazam olmasından sonra fiilen işler Reşid Paşa eliyle yürütülmeye başlandı.

Mehmed Ali Paşa, Sultân Mecîd’in padişah olmasıyla tekrar sadrazam olma hevesine kapıldı. Reşid Paşa ise, Mısır meselesini diplomatik yollarla çözmeye çalışıyordu. Londra ve Paris’deki temasları neticesinde, Mehmed Ali Paşa aleyhinde bir dizi plan hazırladı. Fransa’nın Mısır yanlısı tutumu üzerine İngiliz taraftarı bir siyâseti tercih etti; ancak Fransa ve Rusya’yı da açıktan kızdırmak istemiyordu. Temmuz 1840’da imzalanan Londra Muâhedenâmesi ile Mısır-Sudan irsî olarak ve Filistin ise kayd-ı hayat şartıyla Mehmed Ali Paşa’ya verildi; diğer elindeki eyâletler geri alındı. Donanma da Osmanlıya iade edilecekti. Bu şartlara uyulmazsa, 4 devlet askerini Mehmed Ali Paşa’ya karşı Osmanlı’nın emrine verecekti. Bu andlaşmayı kabul etmeyen Kavalalı üzerine müttefik kuvvetler asker gönderdiler ve oğlu İbrahim Paşa’yı Beyrut yakınlarında kesin bir şekilde mağlup ettiler. Halk bu sefer Osmanlı lehine ayaklanıyordu. İbrahim Paşa çok perişan şartlar altında Kahire’ye çekildi. İngiltere yan çizince Mısır’dan çıkarılamadı ve Sultân Abdülmecid Mayıs 1841 tarihli meşhur Mısır Fermanını neşretti. Buna göre Mısır-Sudan eyâleti vâli sıfatıyla Mehmed Ali Paşa ve nesli tarafından yönetilecekti. 1914 yılı sonunda Osmanlı hâkimiyeti sona erinceye kadar bu statü devam etti. Mısır iç işlerinde bağımsız ve dış meselelerde Osmanlı Devleti’ne bağlı olan özerk bölge haline gelmişti.

Reşid Paşa, Mısır meselesini ince diplomasisi ile hallettikten sonra, Temmuz 1841’de Boğazlar Andlaşmasını imzalayarak Rusların boğazları kullanmasına mani oldu. Mısır meselesinde sözü dinlenmeyen Fransa, bu sefer Lübnan’daki Maruni Hıristiyan azınlığı haçlı zihniyetiyle tahrik etmeye başladı. Osmanlı Devleti de duruma müdahale etti ve 1845’de Marunilere ve Dürzilere ait Sayda Valiliğine bağlı olmak üzere iki otonom kaza tesis etti.

Osmanlı Devleti’nin Tanzîmât ile kuvvet kazandığını ve iç problemlerini halletmeye başladığını gören Rus Çarı Nikolay, Reşid Paşa’nın diplomatik ataklarından çok rahatsızdı. Karşısında tek engelin İngiltere olduğunu bilen Çar, Petersburg’daki İngiliz büyükelçisine hasta adam diye vasıflandırdığı Osmanlı Devleti’ni aralarında paylaşma teklifini yaptı. Ancak İngiltere bu teklifi gizlice Osmanlıya bildirdi. Ancak Rusya emeline ulaşmak için Osmanlı Devleti’ne, Kudüs’teki Hıristiyan mukaddes makamlarında Katoliklerin bertaraf edilerek Ortodoksların hâkim olmasını teklif etti (Şubat 1853). Osmanlı Devleti, bu teklifi reddetti ve Mayıs 1853’de Rusya ile olan diplomatik münasebetler kesildi. Mustafa Nâili Paşa sadrazam ve Reşid Paşa da Hâriciye Nâzırı iken, Prens Gorçakof komutasındaki Rus kuvvetleri Romanya’ya girerek harbi fiilen başlattılar (Temmuz 1853). Bâb-ı Âli de, Fransa ve İngiltere’nin desteğini alarak Ekim 1853’de karşı harb ilan eyledi. Kafkasya ve Tuna boylarında olmak üzere iki cephede başlayan Osmanlı-Rus harbi karşılıklı galibiyet ve mağlubiyetlerle uzun süre devam etti. Katolik dünyayı temsil eden Fransız Kralı III. Napolyon sulh için Rusya’ya nota verdi. Notayı çok sert bir şekilde reddeden Çar, Fransa’nın İngiltere ile birlikte Osmanlı Devleti’nin yanında yer almalarına sebep oldu (Şubat 1854). İngiltere, Fransa ve Osmanlı’nın Mart 1854’de imzaladığı İstanbul Muâhedesi, üçünün Rusya’ya karşı ittifak ettiklerinin deliliydi. Rusya’nın yanında yer alan Yunanistan, Fransızların Pire’ye asker çıkarmasıyla cezalandırıldı ve Atina işgal edildi. Yeni komutan Mareşal Paskieviç komutasındaki Rus kuvvetleri, Mayıs 1854’de Silistre’yi muhâsaraya başladılar. Ancak Musa Paşa komutasındaki Osmanlı askeri kahramanlar gibi çarpışarak, Rusları perişan ettiler ve Namık Kemal’in Vatan yahud Silistre romanıyla tarihe geçen zaferlerini kazandılar (Haziran 1854). Ağustos 1854’de alkışlarla Bükreş’e giren Osmanlı ordusu, müttefik kuvvetlerle birlikte Eylül 1854’de Kırım’a girdiler. Mart 1854’de ordularının mağlubiyetine dayanamayan hasta I. Nikolay öldü. 15 Mart’ta Sardunya ile de bir ittifak muâhedenâmesi imzalandı.

Bu arada Osmanlı maliyesi harp giderleri yüzünden perişan hale gelmişti ve ilk defa İngiltere’den dış borç alındı (Haziran 1855). Savaş devam ediyordu ve Eylül 1855’de Sivastopol şehri Ruslardan alındı. Ancak Kafkas cephesinde durum iyi değildi. Kasım 1855’de Kars’ı teslim alan Ruslar, fiilen harbi bitirdiler. Sulh konferansının Paris’te toplanmasına karar verildi.

Osmanlı Devleti, Paris’te toplanacak konferans öncesi, Avrupalılara şirin görünmek için, 1272 Hattı veya Islâhât Hatt-ı Hümâyûnu yahut da Islâhât Fermanı diye bilinen yeni bir fermanı 18 Şubat 1856 (1272) tarihinde yayınladı. Bu ferman, hem Müslüman ve hem de gayr-i müslimler tarafından beğenilmemişti. Neticede 30.3.1856 (1272)’de Paris’de toplanan İngiltere, Fransa, Osmanlı, Avusturya, Prusya, Rusya ve Sardunya devletleri temsilcileri, XIX. asrın siyasi çehresini değiştiren Paris Muâhedesini imzaladılar. Buna göre, Kars Osmanlıya ve Kırım ise Ruslara iade ediliyordu. Karadeniz tarafsızlandırılacak ve askerden arındırılacaktı. III. Napolyon, Reşid Paşa’yı sevmediği ve iyi bir diplomat olduğunu bildiği için murahhaslığına itiraz etmişti. Ekim 1857’de Reşid Paşa, 6. Defa sadrazam oldu ve Ocak 1858’de ise vefat etti. Ağustos 1859 tarihli yeni bir Paris Muâhedenâmesi ile de, Eflak ile Boğdan’ın (Memleketeyn) birleşerek Romanya’yı meydana getirmeleri kararı alındı. Fransızlar ise yine boş durmadı. 1860’larda tahrik ederek isyan ettirdikleri Lübnan’daki Maruni Hıristiyanlara, Deyr’ül-Kamer merkezli bir otonom sancak kurdurdular (Haziran 1861).

İşte bu sıkıntılar ve Tanzîmât hareketleri içinde yuvarlanan Osmanlı Devleti’nin başı yani Sultân Abdülmecid, 25.6.1861 tarihinde veremden vefat etti.

KADIN EFENDİLERİ: 1- Servet-sezâ Baş Kadın Efendi. 2- Şevk-efzâ Vâlide Sultân; Sultân V. Murad’ın annesi ve İkinci Kadın Efendi. 3- Hoş-yâr İkinci Kadın Efendi. 4- Tîr-i Müjgân Vâlide Sultân; Üçüncü Kadın Efendi ve II. Abdülhamid’in annesi. 5- Verd-i Cenân Üçüncü Kadın Efendi. 6- Gül-cemâl Dördüncü Kadın Efendi. 7- Rahîme Perestû Vâlide Sultân; Dördüncü Kadın Efendi ve II. Abdülhamid’in manevi annesi. 8- Gülistu (Gülistân) Dördüncü Kadın Efendi. 9- Düzd-i Dil Üçüncü Kadın Efendi. 10- Bezmî (Bezmârâ) Altıncı Kadın Efendi. 11- Mâhitâb Beşinci Kadın Efendi. İKBALLERİ: 12- Nâlân-ı Dil Hanımefendi; 3. ikbal. Ceylân-yâr Hanımefendi; 2. İkbaldir. 14- Ayşe Ser-firâz Hanımefendi; 2. İkbal. Sarayın adını batıran bir kadındır. 15- Nergis (Nergizu) Hanımefefendi; Dördüncü İkbâl. 16- Nâvek-misâl Hanımefendi; 4. İkbal. 17- Nesrîn Hanımefendi; İkinci İkbal. 18- Şâyeste Hanımefendi; 4. İkbal. 19- Nükhet-seza Hanımefendi; Baş İkbal. GÖZDELER: 20- Yıldız Hanımefendi; 2. Gözde. 21- Sâf-derûn Hanımefendi; 4. Gözde. 22- Hüsn-i Cenân Hanımefendi; 3. Gözde.

ÇOCUKLARI: 1- Şehzâde Sultân Murad V. 2- Şehzâde Sultân Abdülhamid II. 3- Sultân Mehmed Reşâd V. 4- Şehzâde Mehmed Ziyâaddin Efendi. 5- Şehzâde Mehmed Vahidüddin Efendi (Sultân Vahîdüddin). 6- Şehzâde Ahmed Nûreddin Efendi. 7- Şehzâde Mehmed Âbid Efendi. 8- Şehzâde Mehmed Fuad Efendi. 9- Şehzâde Mehmed Burhâneddin Efendi. 10- Behîce Sultân. 11- Medîha Sultân. 12- Senîha Sultân. 13- Refî‘a Sultân. 14- Nâile Sultân. 15- Râbi‘a Sultân; 16- Fatma Sultân; 17- Mevhibe Sultân; 18- Sâbiha Sultân; 19- Fatma Nâzıme Sultân; 20- Münîre Sultân; 21- Bedî‘a Sultân; 22- Na‘îme Sultân; 23- Cemîle Sultân; 24- Mehmed Rüşdî Efendi; 25- Osman Safiyyüddin Efendi. 26- Ahmed Kemâleddin Efendi. 7- Mehmed Vâmık Efendi. 28- Nizâmeddin Efendi; 29- Burhâneddin Efendi; 30- Neyyire Sultân; 31- Aliye Sultân; 32- Sâmiye Sultân; 33- Nâzıme Sultân; 34- Mukbile Sultân; 35- Fehîme Sultân; 36- Şehîme Sultân; 37- Süleyman Efendi.
Yukarıdaki listeden de görüldüğü üzere, hayatı boyunca meşru dairede de olsa, çok fazla kadınla beraber olan I. Abdülmecid, çocuklarına ve aile hayatına fazlaca düşkün bir insandı. İyi bir hükümdâr olmasına rağmen, Avrupa taklitçiliğini bazan gayr-ı makul denecek seviyelere getiriyordu. Bunda çevresindeki Avrupa tahsili görmüş bürokratların da büyük etkisi vardı. II. Mahmûd gibi, devletin askerler değil sivil bürokratlar tarafından idare edilmesine taraftardı .

30.06.1839 II. Mahmud’un ölümü.
01.07.1839 Sultan Abdülmecid’in Padişah olması.
02.07.1839 Rauf Paşa’nın azli, Koca Hüsrev Mehmed Paşa’nın sadareti.
03.07.1839 Kaptanıderyâ Girid’li hain Ahmed Paşa’nın Osmanlı Donanması’nı Mısır’a kaçırması.
03.11.1839 Gülhane Hatt-ı Hümayûn’u ile Tanzimat-ı Hayriye’nin Mustafa Reşit Paşa tarafından ilânı.
01.05.1840 Osmanlı Devleti ile Rusya arasında Balta Limanı anlaşmasının imzalanması.
08.06.1840 Mehmed Paşa’nın azli.
Emin Fuat Paşa’nın sadareti.

15.07.1840 Mısır Sorunu hakkında İngiltere-Avusturya-Prusya-Rusya Devletleri ile Londra sözleşmesi.
04.11.1840 Akkâ’nın ele geçirilmesi.
24.05.1841 Mısır valiliğinin Mehmed Ali Paşa’ya verilmesi.
13.07.1841 Londra Boğazlar Sözleşmesi’nin ilgili devletler tarafından imzalanması.
04.12.1841 Emin Rauf Paşa’nın azli, Mehmet Paşa’nın ikinci sadareti.
30.12.1842 Mehmet Paşa’nın azli, Emin Rauf Paşa’nın dördüncü sadareti.
21.09.1842 II. Abdülhamid’in doğumu.
06.09.1843 Yeni askere alma usulünün uygulamaya konulması.
25.06.1844 Padişah’ın teftiş gezisi.
10.1845 İdadi’lerin (lise) kurulması ve ilkokullardan başlayarak Eğitim ve Öğretim İnkılâbı.
29.04.1846 Padişah’ın Ege, Akdeniz Adaları ve Varna gezisi.
19.07.1846 Mehmed Ali Paşa’nın İstanbul’a gelişi.
Emin Rauf Paşa’nın azli.
Mustafa Reşid Paşa’nın sadareti.

30.11.1846 Dede Efendi’nin ölümü (Hamamizade İsmail Efendi) ünlü müzik adamı.
04.1847 Maarif-i Umumiye Nezareti (Eğitim Bakanlığı)nın kurulması.
28.04.1848 Mustafa Reşid Paşa’nın azli.
İbrahim Sarım Paşa’nın sadareti.

01.08.1849 Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın ölümü.
25.12.1849 Mülteciler sorunu (Macar ve Lehlilerin Türk topraklarına iltica etmesi.)
18.07.1851 “Encümeni Daniş”in (İlimler Akademisi) açılışı
26.01.1852 Mustafa Reşid Paşa’nın azli.
Mehmed Emin Rauf Paşa’nın beşinci kez sadareti.

05.03.1852 Mustafa Reşid Paşa’nın yeniden sadareti.
05.08.1852 Mustafa Reşid Paşa’nın azli.
Ali Paşa’nın sadareti.

03.10.1852 Ali Paşa’nın azli.
Damad Mehmet Ali Paşa’nın sadareti.

09.01.1853 İngiltere ve Rus sefirleri arasında görüşme ve Osmanlı İmparatorluğu için yaptıkları tanımlama “Hasta Adam”
28.02.1853 Rus Elçisi Mençıkof’un İstanbul’a gelişi.
13.05.1853 Mehmet Ali Paşa’nın azli.
Mustafa Naili Paşa’nın ilk sadareti. “Kutsal Yerler” sorunu.

21.05.1853 Rusya’nın notası. (işgal tehdidi)
22.06.1853 İngiliz ve Fransız Donanması’nın Beşike Körfezi’ne gelişleri.
25.06.1853 Rusya’ya karşı İngiliz-Fransız ve Osmanlı Devleti arasında ittifak imzalanması.
03.07.1853 Rus Ordusu’nun Prut Nehri’ni geçerek “Memleketeyn” işgale kalkışması.
26.09.1853 Rusya’ya harp ilânı kararı.
04.10.1853 Kırım Savaşı’nın başlaması.
27.10.1853 Kalafat Bölgesi’nin işgali.
28.10.1853 Batum çevresinin işgali.
02.11.1853 Fransız ve İngiliz Donanmaları’nın İstanbul Boğazı’na gelmesi.
05.11.1853 Oltenica zaferi.
26.11.1853 Ahiska bozgunu.
30.11.1853 Rusların Sinop baskını.
03.01.1854 İngiliz ve Fransız Donanmalarının Karadeniz’e hareketleri.
05.01.1854 Çatana zaferi.
27.02.1854 İngiltere-Fransa’nın Ruslara işgal ettikleri yerlerden çıkması ültimatomları.
01.03.1854 Keçeci Zade Fuat Efendi’nin, Epir ve Teselya isyanlarını bastırmakla görevlendirilmesi.
09.03.1854 Osmanlı-Yunan siyasi ilişkilerinin kesilmesi.
12.03.1854 Rusya Devletine karşı Osmanlı-Fransız-İngiliz ittifakı.
23.03.1854 Rusların Dobruca’yı işgalleri.
27.03.1854 İngiltere-Fransa’nın Rusya’ya harp ilanı.
31.03.1854 Müttefik kuvvetlerin Gelibolu’ya gelişleri.
01.04.1854 Yunan asilerinin Narda zaferi.
17.04.1854 Kalafat zaferi.
22.04.1854 Odesa’nın bombardımanı.
05.05.1854 Yunanistan’ı denetim altına almak için Fransızların Yunanistan’a askeri baskısı.
15.05.1854 Silistire kuşatması (Rusların)
24.05.1854 Müttefik kuvvetlerin Gelibolu’dan Varna’ya sevki.
29.05.1854 Mustafa Naili Paşa’nın azli.
Mehmet Emin Paşa’nın sadareti.

13.06.1854 Rusların Silistire önünde mağlup edilmesi.
14.06.1854 Avusturya ile Boyacıköy sözleşmesi.
25.06.1854 Silistire’nin kurtuluşu.
08.07.1854 Yerköy zaferi.
21.07.1854 Kırım Seferi kararı.
06.08.1854 Türk Ordusu’nun Bükreş’e girmesi.
14.09.1854 Türk ve Müttefiklerin Kırım çıkarması.
19.09.1854 Müttefiklerin Sivastopol’a hareketleri.
20.09.1854 Alma zaferi, Rus savunma hattının kırılması.
Avusturya’nın “Memleketeyne” karşı hareketi.

25.09.1854 Müttefiklerin Sivastopol kuşatması.
26.09.1854 Balaklava Limanı’nın işgali.
05.11.1854 İnkerman zaferi.
23.11.1854 Mehmet Emin Paşa’nın azli.
Mustafa Reşid Paşa’nın dördüncü sadareti.

25.11.1854 Gönüllü hastabakıcı Florance Nightingale’nin İstanbul’a, Selimiye kışlasına gelişi.
02.12.1854 Avusturya-İngiltere-Fransa anlaşması.
15.01.1855 Rus limanlarının abluka altına alınması.
26.01.1855 Sardunya Krallığının ittifaka katılması.
03.02.1855 Türk-İngiliz askeri anlaşması.
17.02.1855 Gözleve zaferi.
02.03.1855 Rusların mağlubiyeti.
Çar’ın intiharı.

15.03.1855 Sardunya Krallığı ile Osmanlı ittifakı.
02.05.1855 Mustafa Reşid Paşa’nın istifası.
Mehmed Emin Paşa’nın ikinci sadareti.

24.05.1855 Kırım, Kerç Boğazı’na asker çıkarılması ve alınması.
25.05.1855 Karasu Hattı’nın işgali.
28.06.1855 Osmanlı Devleti’nin Avrupa Devletlerinden borç almaya başlaması.
16.08.1855 Traktır zaferi.
09.09.1855 Sivastopol’un Müttefik kuvvetler tarafından işgali.
29.09.1855 Kars Bölgesi’nde Rus Ordusu bozgunu.
17.10.1855 Kılburun zaferi.
06.12.1855 Ingur zaferi.
01.02.1856 Ateşkes, barış için Viyana protokolu.
18.02.1856 Islahat fermanının ilanı.
25.02.1856 Paris Barış Konferansı’nın açılması.
30.03.1856 Paris Barış antlaşması.
Uluslararası ilk büyük toplantı.

15.04.1856 Osmanlı toprak bütünlüğü hakkında İngiltere-Fransa-Avusturya antlaşması.
Osmanlı Devleti’nin Avrupa’lı devlet sayılması. (Rusya’ya karşı.)

13.05.1856 Müttefik Kuvvetlerin Türkiye’deki kuvvetlerini geri çekmeleri.
01.11.1856 Ali Paşa’nın azli.
Mustafa Reşid Paşa’nın beşinci sadareti.

19.06.1857 Paris Andlaşması’na göre Tuna ağzındaki adaların Osmanlı Devleti’ne bırakılması.
22.10.1857 Naili Paşa’nın azli.
Mustafa Reşid Paşa’nın son sadareti.

07.01.1858 Mustafa Reşid Paşa’nın ölümü.
Ali Paşa’nın sadareti.

15.07.1858 Cidde Olayı.
19.08.1858 “Memleketeyn” denilen (Eflak-Boğdan-Moldovya) hakkında yeni düzenlemeler.
08.11.1858 Osmanlı-Karadağ hudud protokolunun imzası.
24.04.1859 Süveyş Kanalı’nın yapım kararı ve kazılmasının başlaması.
14.09.1859 “Kuleli Olayı” gizli bir ihtilâl cemiyetinin ortaya çıkarılışı.
18.10.1859 Ali Paşa’nın azli.
Mehmet Emin Paşa’nın sadareti.

24.11.1859 Emin Paşa’nın azli.
Mehmet Rüştü Paşa’nın sadareti.

24.05.1860 Lübnan olayları. Rüştü Paşa’nın azli.
Mehmet Emin Paşa’nın son sadareti.

05.09.1860 Avrupa’dan Suriye’ye asker sevki.
Lübnan olayları sebebiyle, Fransız askerlerinin Suriye’ye gelmelerini sağlayacak, Paris Sözleşmesi.

02.02.1861 Mehmed Vahdettin’in doğumu.
09.06.1861 Lübnan’da yeni düzenleme, protokolün imzası ve Lübnan’a imtiyaz verilmesi.
25.06.1861

Sultan Abdülmecid’in ölümü.
Sultan Abdülaziz’in Padişah olması.


Sultan İbrahim Han

Posted by Adsız On 1.03.2010 0 yorum



Sultan İbrahim Han
Babası : Sultan I. Ahmed
Annesi : Kösem Sultan (Mahpeyker)
Doğduğu Tarih : 4 Kasım 1615
Padişah Olduğu Tarih : 9 Şubat 1640
Tahttan İndirildiği Tarih : 8 Ağustos 1648
Öldürülmesi : 18 Ağustos 1648

Sultân I. Ahmed’in Mahpeyker Kösem Sultân’dan 1615 yılında dünyaya gelen çocuğu olan I. İbrahim, 24 yaşında 1640 yılında ağabeyi IV. Murad’ın vefatından sonra tek Osmanoğlu olarak tahta oturdu. Kendisinden başka Osmanoğlu mevcud değil idi. Maalesef, kendisi diğer Osmanlı Padişahları derecesinde tahsil ve terbiyesini tamamlamamıştı. Zira hayatını zindan gibi olan kendi dairesinde geçirmiş; dört ağabeyinin idamını bizzat yaşadığı gibi, II. Osman ve IV. Murad zamanlarında olan acı olayları da bizzat yaşamıştı. Bütün bunlar, vücudunda bazı arızalara ve hatta tarihçilerin nakline göre şiddetli bir migrene yol açmıştı. Kendisini tahta davet eden ulemâ, devlet ricali ve Vâlide Sultân’a mütereddit bir sima ile bakan ve saltanatta aslâ niyeti olmadığını ifade eden Sultân İbrahim, tahta oturduktan sonra da, “Elhamdülillah, Ey Rabbım! Benim gibi zayıf bir kulunu bu makama layık gördün. Saltanat günlerimde milletimi hoş hal eyle ve birbirimizden hoşnûd eyle” diye dua etmiştir.

Sultân İbrahim, lehinde ve aleyhinde olmak üzere iki durumla karşı karşıyaydı. Lehinde olan durum, dürüst ve ciddi bir devlet adamı olan Kemankeş Kara Mustafa Paşa’nın veziriazam olmasıydı. Şeyhülislâm Yahya Efendi’nin de yardımlarıyla, aleyhlerindeki bütün tahriklere rağmen, I. İbrahim’in ilk yıllarında devlet idaresini epeyce rayına koymuştur. Hazinenin gelir-gider muvâzenesini muhafazaya çalışmış; sikke yani paranın değer ayarlamasını düzene sokmuş ve devlete ciddiyet getirmeye çalışmıştır.

Maalesef, başta Vâlide Sultân olmak üzere, bir kısım ehliyetsiz devlet adamlarının tahriklerine kapılan Sultân, Kemankeş Kara Mustafa Paşa’yı 1644 yılında idam ettirmiştir. Bir ay sonra Şeyhülislâm Yahya Efendi’nin de ölümü, devletin kadınların, ağaların ve ehliyetsiz kişilerin eline geçmesine sebep olmuştur. Bunun en acı misâllerinden birisi, zaten yetişmemiş olan Padişah’a kanunları çiğneyerek bedava makamlar elde eden Safranbolu’lu Hüseyin Efendi’nin Hace-i Sultânî olarak tayin edilmesidir. Cinci Hoca da denmektedir. 1644 yılında Anadolu Kazaskerliğine kadar yükselmiştir. Buna rikâbdarlıktan II. Vezirliğe yükselen Yusuf Ağa ve sonradan Paşa’yı da ekleyebilirsiniz. Yusuf Paşa’nın rüşvet ve hediye düşkünü bir devlet adamı olduğu yönünde ithamlar vardır.

Aleyhinde olan durum, annesi ve Vâlide Sultân olan Kösem Sultân’ın varlığıdır. Biraz önce saydığımız olumsuzlukların başında da, maalesef bu kadın bulunmaktadır. Önceleri, annesinin ihtirasını bildiği için, Topkapı’dan Eski Saray’a göndererek bu dertten kurtulmak istemiştir. Ancak muvaffak olduğunu söylemek mümkün değildir. Maalesef, Kara Mustafa Paşa’dan sonra vezir-i azam olan Semin Mehmed Paşa da, bu aleyhteki durumu daha da kötüleştiriyordu.

Bütün bunlara rağmen, Katoliklerin zulmünden bıkan yerli Ortodoks Rumların Venediklilerden rahatsızlığından da istifade edilerek, 1645’de Malta üzerine sefere karar verildi. Serdârlık Kaptan-ı Derya Yusuf Paşa’ya verildi. 1645 Ağustosunda 45 gün süren Hanya muhasarası zaferle sonuçlandı. Ancak acele davranıldı ve Osmanlı ordusu Girit’ten çekildi. 1646 yılında Deli Hüseyin Paşa serdârlığında 2. Sefer yapıldı, ancak Kandiye fethedilemedi. Ada ikiye bölünmüştü (1648).

Sultân İbrahim zamanında, Vâlide Sultân kısmen devre dışı bırakılmış ise de, devlet işlerine kadınların müdahalesi önlenememiştir. Padişahın aile hayatına düşkünlüğü, onu kadınların avucuna ister istemez itmiştir. Hakkındaki sefihlik iddiaları doğru değildir. Zira IV. Murad gibi otoriter; I. Mustafa gibi biçare ve III. Murad gibi fazla kadına düşkün değildir. Gençliğinde buhranlı bir hayat yaşaması, diğer sultânlar gibi kendini fazla yetiştirememesi, Osmanlı neslinin devamı için devamlı kadınlar tarafından özel hayata teşvik edilmesi, Şeker-pare denilen musâhibeler gibi onu eğlenceye teşvik eden câriyelerinin fazla oluşu, kadınların bu yakınlıklarını devletin imkânlarını çarçur etmekte kullanmaları, I. İbrahim’in cidden eksik olan yönleridir. Hele Telli Haseki başta olmak üzere, kendi hanımlarına aile fertlerinden daha fazla önem verir hale gelmesi, işi çığırından çıkarmıştır. Bunların tahriki ile Sultân İbrahim’de başlayan lüzumsuz samur merakı, bu olumsuzluklardan sadece biridir.

Önemle ifade edelim ki, bütün bu anlatılanlardan Sultân İbrahim’in gayr-i meşru bir hayat yaşadığı anlaşılmamalıdır. Zira özel hayata düşkünlük ile, gayr-i meşru hayat tamamen farklı şeylerdir.

Bütün bu olaylar, devlet idaresinde sıkıntılara yol açmış; israf ve bunun karşılığında gelirlerin azalması devleti sarsmaya başladı. Bunlardan biri de, Sivas Valisi Varvar Paşa’nın isyanıdır (1647). Ocak ağaları yeniden cuntalaşıp devleti soymaya başlayınca, Padişah bunların haklarından gelmek istedi ise de, olay duyuldu ve ihtilal çıktı. 1648 Ağustosunda asilerin isteği üzerine Sadrazam Hezar-pâre Ahmed Paşa azl edildi ve sonra asilerce öldürüldü. Ağaların adamı olan Sofu Koca Mehmed Paşa, sadrazamlığa getirildi. İhtilâlin arkasında nâibe-i saltanat olmak isteyen Kösem Sultân vardır. Şeyhülislâm Abdurrahim Efendi’yi de yanına alan sadrazam tarafından, Ağustos 1648 tarihinde hal’ edildi ve bir odaya haps olundu. 7 Ağustos 1648’de henüz 7 yaşındaki IV. Mehmed’e, hem şer’-i şerife ve hem de kanuna aykırı olarak bî’at edildi. Sonra Şeyhülislâmın, “İki halife bulunduğu zaman, fitneyi önlemek için birini katlediniz” şeklindeki fetvâsına dayanılarak I. İbrahim hal’inden 11 gün sonra boğularak şehid edildi.

Zamanındaki sadrazamlar arasında Kemankeş Kara Mustafa Paşa, Semin Mehmed Paşa ve Hezâr-pâre Ahmed Paşa’yı; Şeyhülislâmlar arasında Zekeriya-zâde Yahya Efendi ve Abdurrahim Efendi’yi ve diğer devlet adamları arasında Kaptan-ı Derya Deli Hüseyin Paşa, Kaptan-ı Derya Damad Fâzıl Paşa ve Nişancı Ahmed Paşa’yı zikr edebiliriz.

ZEVCELERİ: 1- Hatice Turhan (Tarhân) Vâlide Sultân; Rus asıllı bir câriyedir ve uzun yıllar nâibe-i saltanatlık yapmıştır. IV. Mehmed’in annesi. 2- Sâliha Dil-aşûb Vâlide Sultân; II. Süleyman’ın annesi ve câriye. III. Haseki olduğu sanılıyor. 3- Hatice Muazzez Sultân; II. Haseki’dir ve II. Ahmed’in annesidir. 4- Hüma Şah Haseki Sultân (Telli Haseki); Sultân İbrahim’in en çok sevdiği Haseki’si. Nikâh ile kadınlığa alındı. 5- Ayşe Sultân; 4. Haseki. 6- Mâh-i Enver Sultân; 5. Haseki. 7-Şivekâr Sultân; 6. veya 7. Haseki.

ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Mehmed IV. 2-Şehzâde Süleyman II. 3-Şehzâde Murad. 4-Şehzâde Selim Hân. 5-Şehzâde Osman. 6-Şehzâde Ahmed II. 7-Şehzâde Süleyman. 8-Şehzâde Bâyezid. 9- Fatma Sultân. 10- Ümmü Gülsüm Sultân. 11- Ayşe Sultân. 12- Gevher Hân Sultân. 13- Kaya Sultân. 14- Beyhan Sultân. 15- Atîka Sultân .

Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı
09.02.1640 Sultan IV. Murad’ın vefatı.
Sultan İbrahim’in tahta çıkışı.

31.08.1640 Galata, deniz kıyısında büyük İstanbul yangını.
01.01.1642 Şehzade Mehmed’in doğumu. (Avcı Mehmed)
03.02.1642 Azak Kalesi’nin alınması için harekete geçilmesi.
15.04.1642 Şehzade Süleyman’ın doğumu. Kemankeş Kara Mustafa Paşa’nın, vergilerin adil toplanması için eyaletlerde yeni tespitler yaptırması.
30.04.1642 Azak Kalesi’nin teslim olması.
25.02.1643 Şehzade Ahmed’in doğumu.
26.06.1643 Nasuh Paşa isyanı ve ortadan kaldırılması.
31.01.1644 Veziriâzam Kemankeş Kara Mustafa Paşa’nın idamı ve Semin Mehmed Paşa’nın sadareti.
28.02.1644 Divan Şairi Yahya Efendi’nin ölümü.
19.04.1645 Girid seferi kararı.
30.04.1645 Donanmanın Girid seferi için hareketi.
21.05.1645 Anadolu askerinin Sakız Adası’nda donanmaya katılması.
08.06.1645 Donanma’nın Navarin’e gelişi.
21.06.1645 Navarin’den hareket edilmesi.
24.06.1645 Girid’e asker çıkarılması.
25.06.1645 Ordu’nun Hanya önlerine gelmesi.
26.06.1645 Büyük İstanbul yangını.
27.06.1645 Hanya Kuşatması.
19.08.1645 Hanya Kalesi’nin teslim olması.
22.08.1645 Hanya Kalesi’nin Türk ordusu tarafından işgali.
21.10.1645 Donanma’nın Girid’den İstanbul’a dönüşü.
17.12.1645 Veziriâzam Semin Mehmed Paşa’nın azli.
Başdefterdar Salih Paşa’nın sadareti.

22.01.1646 Hanya fatihi Kaptanı Derya Silâhdar Yusuf Paşa’nın idamı.
02.02.1646 Budin Beylerbeyi Gazi Deli Hüseyin Paşa’nın Girid Muhafızlığına atanması ve Hanya’ya ulaşması.
09.03.1646 Kisamo Kalesi’nin fethi.
07.04.1646 Venedik’lilerin Bozcaada’ya asker çıkarması.
21.07.1646 Suda Kalesi’nin kuşatılması.
07.07.1647 Kandiye kuşatması. Osmanlı Donanması’nın önünden kaçan Venedik Donanmasının bir bölümünün Epir ve Dalmaçya’ya doğru hareketleri.
28.09.1647 Donanma’nın Girid’e asker ve malzeme yığınağı .
16.02.1648 Kandiye kuşatmasında düşman saldırılarının yok edilmesi.
Türk zaferi.

19.05.1648 İkinci Türk zaferi.
20.05.1648 Sivas Valisi Varvar Ali Paşa’nın isyanı ve öldürülmesi.
24.05.1648 Venedik Donanmasının Çanakkale Boğazı ablukası.
29.05.1648 Büyük İstanbul zelzelesi.
18.06.1648 Kaptanı Derya Mehmed Paşa’nın idamı.
24.061648 Girid Serdarı Gazi Hüseyin Paşa’nın yaralanması.
06.07.1648 Girid düşman tabyalarının ele geçirilmesi.
07.08.1648 Veziriazam Ahmed Paşa’nın azli.
Sofu Mehmed Paşa’nın sadareti.

26.05.1648 Çanakkale Boğazı önlerine gelen Venedik donanmasının serdar Mehmed Paşa kumandasındaki kuvvetlerin top atışları neticesinde boğazdan çekilmeleri.
08.08.1648 Sultan İbrahim’in hal’i. (Padişahlıktan alınması)
Sultan IV. Mehmed’in Padişah olması. (Avcı Mehmed)

0



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Sayfamızı Beğenmenizle
Mutluluk Duyarız